Yeni düzenlemeler ile birlikte Sağlık Ocağı kavramı da tarihe karışıyor. Düzenleme ardından Sağlık Ocakları artık ASM (Aile Sağlığı Merkezi) olarak isim değiştirdi. Aile Sağlığı Merkezleri için özel olarak hazırlanan AHBS (Aile Hekimliği Bilgi Sistemi) olarak adlandırılan program sayesinde Aile Sağlığı Merkezinde bulunan doktor ve hemşireler tüm kayıtları kolaylıkla tutup takip edebilmektedirler.
AHBS ile birlikte artık aile hekimliği sistemine geçen illerde bulunan hekimler hasta kayıt ve takibini daha kolay ve hızlı yapabilecekler.
Aşağıdaki adrese tıklayarak AHBS programını indirip bilgisayarınıza kurabilirsiniz.
AHBS Kurulumu : AHBS indir
Bu yazı, Bebek ve Gebelik sitesi için, Aile Hekimliği Bilgi Sistemi, ahbs indir, ahbs kurulumu, ahbs yardım, ahbs programı, ahbs web hakkında kısmen veya detaylı bilgi vermek amacı ile hazırlanmıştır.
2006 yılınan Nisan ayından bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından aşı takvimlerinin tarihleri ve aşı içerikleri değiştirilmiştir. Bu sebepler Haziran 2006 tarihinden beri 9. ay içerisinde yapılan kızamık aşısı 12. ay içerisinde üçlü kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşısı olarak yapılmaktadır.
Kızamık aşısında olduğu gibi, suçiçeği aşısının 12. ay değil 14-15. aylar içerisinde uygulanmasının çok daha etkili bir koruma sağladığı tespit edilmiş ve bu nedenle suçeçiği aşısının uygulanma tarihi 14-15. aylar olarak değiştirilmesine karar verilmiştir ve uygulamaya da bu şekilde geçilmiştir.
Doğumda hemen : Hepatit B
1. ay aşısı : Hepatit B
2. ay aşısı : Karma (DBT-Çocuk felci) + Verem , Rotavirüs(1.) ve Pnömokok(1.)
3. ay aşısı : Karma (DBT-Çocuk felci), Rotavirüs(2.) ve Pnömokok(2.)
4. ay aşısı : Karma (DBT-Çocuk felci), Pnömokok(3.)
6. ay aşısı : Hepatit B
9. ay aşısı : Kızamık (kaldırıldı)
12. ay aşısı : Kızamık, kızamıkçık, kabakulak
12 – 14 ay aşısı : Suçiçeği
12-15 ay aşısı : Pnömokok (4)
18. ay aşısı : Karma (DBT-Çocuk felci)
24. ay aşısı : Hepatit A
30. ay aşısı : Hepatit A
4-6 yaş arası aşısı : Kızamık, kızamıkçık, kabakulak
4-6 yaş arası aşısı : DBT-çocuk felci
4-6 yaş arası aşısı : Suçiçeği
Yukarıda yer alan ve Sağlık bakanlığı tarafından belirlenen aşı takvimini örnek alarak, bebeklerde aşı takvimi, aşı takvimi hesaplama, aşı takvimi 2010, aşı takvimi 2011 cetvellerinizi hazırlayabilirsiniz.
Kadıköy Şifa Suadiye Polikliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Günay Ermergen annelere bebeklerini daha rahat ve kolay emzirmeleri için bilgi veriyor. 0-2 aylık dönemde bebekler ihtiyaçlarının anında karşılanmasını isterler. İçgüdüseldir, acıkınca ağızlarını açıp memeyi ararlar. Bebek sadece aç olduğu için değil; annesinin kucağına gitmek için de ağlar. Kendini onun yanında güvende, rahat ve iyi hisseder.
Emzirme; sadece fiziksel - biyolojik beslenme değil, aynı zamanda ruhsal bir beslenmedir. Bebekle anne arasında karşılıklı duygusal bir beslenme söz konusudur. Emme sırasında anneyle bebek arasında duygusal bir alışveriş olur. Anne sütüyle beslemek, bebekle anne arasındaki psikolojik bağı güçlendirir. Bebeğinizi ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamak ve bebeğinizle birlikte aynı odayı paylaşmak; bebeğinizle aranızda bir bağ oluşmasını sağlar. Sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.
En önemlisi anne ile bebek birbirlerinin sıcaklığını ve sevgilerini daha yakından hissederler. Bedensel temas ilk aylarda çok önemlidir. Bedensel temas; annenin kalp ritmi, teninin dokusu ve kokusu, sıcaklığı bebeğin yatışmasına, sakinlemesine ve kendini güvende hissetmesine yarar. Bebeğini kucağında tutan annenin sıcaklığı, gülümsemesi, rahatlığı ve gücü bebeğin rahatlamasına yardımcı olur.
Anne - bebek ilk baştaki zorluklardan sonra birbirlerine alışır ve emzirmek daha da kolaylaşır. Emzirmek rahat ve kolay olduğu gibi, güzel bir duygu da verir. Emerken yalnız bebek değil anne de çaba harcar. Annenin bebeğini emzirmek için zamana ve sessizliğe gereksinimi vardır.
Ayrıca annenin bebeğini emzirirken tüm dikkatinin bebeğine vermesi önem taşımaktadır. Emzirirken aklının ve dikkatinin farklı yerlere, düşüncelere kaymaması gerekmektedir.
Emzirirken bebeğini nasıl tuttuğu (güvenli, güvensiz, endişeli, sakin, huzurlu, huzursuz vb…) ve hangi duygularla bunu gerçekleştirdiği de önemlidir. Bebek bunu hisseder, annenin olumsuz duygularından etkilenir ve huzursuzluk yaşayabilir, bunu tepkileriyle de çevresine yansıtır.
Bu nedenle anneyle bebeğin birbirine alıştığı ilk günlerde; anne ve bebek açısından güvenli ve sakin bir ortam oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Anneyle bebeğin baş başa kalmaya ve dinlenmeye olan ihtiyaçları mutlaka karşılanmalıdır.
Kadınlar, bir dizi hormonun salgılanması sayesinde doğum yapmaya programlanmışlardır. Aynı zamanda bu hormonlar süt salgılanmasında da rol oynar.
Sütün salgılanması, bebeğin doğumundan önce başlar
Doğumun fizyolojisi ile süt salgılama fizyolojisi arasındaki bağlantılara verilebilecek birçok örnek vardır.
Genel olarak memeliler, özel olarak da kadınlar endorfin adı verilen ağrı kesici maddeler salgılayarak doğum sancısını kontrol ederler. Bu endorfinlerin, süt salgılanmasında ki anahtar hormon olan prolaktinin salgılanmasını uyardığı bilinmektedir.
Aynı hormon – oksitosin - doğum sırasında rahmin kasılmasının yanı sıra, annenin bebeğini emzirdiğinde süt salgılama refleksi esnasında memenin kasılması için gereklidir.
İsveç’te yapılan bir çalışma, oksitosinin etkili olabilmesi için sık kasılmalarla salgılanması gerektiği göz önüne alınarak bu soruya yanıtlar sunmaktadır. Bebek anneyi emmeye başladığında da süt salgılama ve hormonlar harekete geçebilmektedir.
Genel olarak yeni doğmuş insan yavrusu ilk kez memeyi bulabildiğinde, annenin ve bebeğin davranışının doğum kasılmaları ve doğum esnasında salgılanan sayısız hormondan etkilendiğini söylemek mümkündür. Doğum sürecinde anne - bebek tarafından salgılanan farklı hormonlar hala mevcuttur veya doğumu izleyen saatlerde geri çekilmişlerdir. Bu hormonların hepsi de anne - bebek arasındaki etkileşimde ve böylece de süt salgılanmasının başlatılmasında da belirleyici bir rol oynamaktadır.
Süt vermeye başlamak, sezaryen doğumla normal doğum için aynı değildir. Vajinal yolla ilaçsız doğumun ardından emzirme daha kolay gerçekleşiyor; çünkü anne daha rahat hareket edebilir, anne bebeğe daha hızlı adapte olur ve sütü daha erken gelir. Anneyle bebeğin birbiriyle teması daha rahat ve güvenli başlıyor. Sezaryenin ardından ise anne ve bebek daha fazla yardıma gereksinim duyar. Kadınlar bebeklerini kendilerine verecek, yastıkları düzeltecek ve bebeğini yerleştirecek birine ihtiyaç duyarlar. Bebeği getiren yardımcı annenin rahat etmesine ve diğer memeden emzirmek için dönmesine yardımcı olabilir. Sezaryenle doğum yapmış annelerin sütü de hemen gelmekte ve 3 - 4 gün sonra daha aktif hale geçmektedir. İlk günlerin ardından anneler daha fazla cesaret kazanır kendileri için en rahat emzirme pozisyonlarını denerler.
Burada hatırlanması gereken, her annenin sütü gelir. Doğa kadınları buna göre en iyi şekilde programlamıştır. Anneler ilk günlerde çeşitli nedenlerle gerginlik, kaygı ve güvensizlik yaşayabiliyor. Bu durumda sütün azalmasına, bebeğin emmeyi reddetmesine, isteksizlik göstermesine hatta karşılıklı bir güç savaşına, öfkeye yol açabiliyor. Bu süre uzarsa sağlıklı ve güvenli bir anne - bebek ilişkisinin tekrar sağlanması için bir uzmandan yardım alınmasında fayda vardır. Bu dönemde kurulan sağlıklı, güvenli anne - bebek ilişkisi aynı zamanda bebeğin gelecekteki ilişkilerinde de belirleyici rol oynadığından anne - baba tarafından dikkate alınmalıdır.
İlk emzirmelerde nelere dikkat edilmelidir:
• Sakin ve sessiz bir ortam sağlanması
• Annenin kendini sakin, huzurlu ve güvenli hissetmesi
• Yapabilirim ve bu donanıma sahibim bilgisi ve duygusu
• Emzirmede uygun pozisyonun belirlenmesi, gerekirse uzman ebe, hemşire ya da doktordan yardım alınması
Emzirmenin püf noktaları
• Annenin kendini iyi hissetmesi
• Bebeğin memeyi etkili biçimde emecek şekilde yerleştirilmesi
• Bebeğin istediği kadar sık ve istediği süre emzirilmesi
• Çevrenin destek olması
Çocukluk çağında sağlıklı beslenme, çocuğun erişkin yaşta genetik potansiyeline uygun bir vücut yapısına erişebilmesi ve sağlıklı bir erişkin olabilmesi için de gereklidir. Yaşamın ilk iki yılı, büyümenin ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemdir ve bu dönemdeki sağlıklı beslenmenin tüm yaşam üzerine etkisi vardır.
Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Dicle İnanç, bebeklerin beslenme düzeninde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Obezite, Kanser ve Damar Sertliğine Karşı Anne Sütü
Dünya Sağlık Örgütü [DSÖ], anne sütü ile beslenmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesini önermektedir. İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın görülme sıklığı azalmakta, beyin gelişimi daha iyi olmaktadır.Yine anne sütü ile beslenen çocuklarda ileri yaşlarda allerji, obezite, tip 1 diyabet, kanser, ateroskleroz [damar sertliği] gibi hastalıklara daha az rastlanmaktadır.
Beden Kitle Endeksi 95’in Üzerindeyse, Obez
Obezite [şişmanlık] enerji alımının, enerji harcamasını aştığı durumlarda ortaya çıkan aşırı ve orantısız yağ depolanmasıdır. Obez çocukların büyük bir bölümünde altta yatan önemli bir neden bulunmaz, bunlar “basit veya eksojen obezite” olarak adlandırılır. Hormonal, genetik veya diğer nedenlerden dolayı ortaya çıkan obeziteye ise “sekonder ikincil obezite veya endojen obezite” denir. Yaşla değişebilmekle birlikte normal kişilerde vücut ağırlığının 1\4 -1\ 6 arasında değişen bir oranı yağ dokusudur. Yağ dokusu ilk 2 yaşta fazladır, bu dönemden sonra giderek azalır ve 7-8 yaşlarından sonra tekrar artmaya başlar ve çocuk ergenlik dönemine girmeye hazır hale gelir. Çocuklarda obezitenin değerlendirilmesinde boya göre ağırlık ve vücut yağ kitlesini yansıtan ölçümler kullanılır. Buna göre tanımlama yapılacak olursa obezite; çocuğun ağırlığının boyuna uyan ideal ağırlıktan %20 fazla olmasıdır. Vücuttaki yağ kitlesini direkt olarak ölçen yöntemler zor ve pahalı olduğundan, sonuçları direkt yöntemlere paralellik gösteren “beden kitle indeksi” (BKİ) kullanılır. Bu indeks vücut ağırlığının boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile elde edilir (ağırlık/boy2). Çocuklar için yaşa ve cinse göre geliştirilmiş BKİ persentil eğrileri vardır. Bu eğrilere göre değerlendirildiğinde BKİ›95 olan çocuklar obez olarak kabul edilirler.
Obezite, Yaşam Süresini Kısaltan Etkenlerdendir.
Şişmanlık ile hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet gibi birçok hastalık arasında her yaş grubunda sıkı bir ilişki olduğu, şişman kişilerde yaşam süresinin kısaldığı, ayrıca erişkin şişmanların büyük çoğunluğunda bu durumun başlangıcının çocukluk yaşlarına uzandığı iyi bilinmektedir. Bu nedenle çocukluk yaşlarındaki şişmanlık günümüzde önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Toplum sağlığının geleceği yönünden büyük risk taşıyan bu durum nedeniyle rutin sağlık kontrollerinde çocukların vücut ağırlığı ve ağırlıktaki artış çocuk doktorları tarafından dikkatle izlenmeli ve gerekli önlemler alınmalı, aileler bu konuda mutlaka uyarılmalıdır.
Obezitede Rolü Olan Faktörler
1-Genetik Faktörler; bazı çocuklar ailesel olarak obeziteye daha yatkındır.
2-Çevresel Faktörler: aktivite azlığı, ailenin gelir durumu, hareket azlığı, TV seyretme
3-Beslenme Bozukluğu, fazla kalori alınması
4-Psikolojik Faktörler; aile içi ve arkadaş çevresindeki olumsuzluklar
Anne Babanın Kilosu da Önemli
Obezite tanısında çocuğun boya göre tartısı kadar vücut yağı oranı, çocuğun boyu ve anne-babasının tartısı da önemlidir.
Obez Çocuklar Ergenliğe Daha Erken Giriyor
Obez çocuklar genellikle ergenliğe daha erken girerler, yaşıtlarına göre uzun boylu olsalar bile, epifiz kıkırdakları daha erken kapanarak biraz daha kısa boylu olabilirler. Özellikle obez kızlarda insülin direnci gelişerek yumurtalık kistleri gelişebilir ve ileride adet düzensizlikleri ve aşırı tüylenme görülebilir. Karaciğerde yağlanma ve safra taşı oluşumu daha sıkdır. Obez çocuklarda boyun ve göğüs bölgesindeki aşırı yağ birikimi solunum yollarına baskı yapar ve uykuda soluk alıp verme bozulabilir, obstruktif uyku apne sendromu gelişir ve uykusuz kalan çocukların okul başarısı düşer.
Yaşa Uygun Diyet ve Aktivite Programı
Tedavide yaşa uygun kalorili ve diyetisyen kontrolünde bir diyet ve aktivitenin arttırılması esastır. Bu dönemde ayrıca büyüme ve gelişmelerinin düzenli olarak izlenmesi de önemlidir. Aktivite arttırılması için öncelikle televizyon ve bilgisayar başında geçirilen saatlerin azaltılması gereklidir. Bu sürenin günde toplam 1,5 – 2 saati geçmemesi uygundur. Çocukların doğal aktivitelerini yapabilecekleri ortamların hazırlanması çok önemlidir. Obezite nedeniyle kendisiyle ya da çevresiyle sorun yaşayan obez çocuğun yemek ve aktivite alışkanlıklarında önemli değişiklikler yapması kolay olmayabilir. Bunun için aile ve yakın çevre desteğine ihtiyaç vardır.
OBEZİTEYİ ÖNLEMEYE YÖNELİK YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ
• Yaşamın ilk 6 ayında bebekler yalnız anne sütü ile beslenmeli
• Bebek doyduktan sonra mamayı bitirmek için zorlanmamalı
• Çocukluk çağında yüksek kalorili gıdalardan kaçınılmalı
• Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran, süt tercih edilmeli
• Çocuklara sebze yemekleri, baklagiller ve salata yeme alışkanlığı kazandırılmalı
• Düzenli öğünler halinde yemek yeme alışkanlığı edinilmeli (3 ana 3 ara), öğün atlanmamalı (özellikle kahvaltı)
• Yemekler yavaş ve iyice çiğnenerek yenmeli, gelişigüzel atıştırmalardan kaçınılmalı
• Bol su içilmeli
• Hazır besinlerden uzak durulmalı
• Çocukların okul kantinlerinden beslenmesi önlenmeli, mümkünse kantinlerde satılanlar denetlenmeli
• Asansör yerine merdiven kullanılmalı
• Yakın mesafelere yürüyerek gitmeli
• Televizyon ve bilgisayar başında geçirilen süre kısıtlanmalı
• Her fırsatta ve hafta sonları spor yapmalı
• Beden eğitimi dersleri özendirilmeli ve artırılmalı
• Çocuklar erken yaşlardan itibaren anne ve babalarının beslenme tarzını taklit ettiğinden, ebeveynler olarak iyi örnek olunmalı
Evde farklı yaşlarda çocuklar varsa işler biraz daha zor ve karışık bir hal alır! Büyük çocuğun oyuncakları, en basitinden, ufaklığın ayağına takılıp düşme ve yaralanmalara neden olabilir. Ayrıca bebekler büyük çocukların oyuncakları ile kendilerini yaralayabilirler. Bundan dolayı büyük çocuklar oyuncaklarını ortada bırakmama konusunda eğitilmelidir.
Oyuncakları sık sık kontrol edin ve kırılmış, kenarı keskinleşmiş veya küçük parçalara ayrılmış oyuncakları ya atın ya da derhal onarın!
Bisiklet, scooter gibi ev dışında oynanan oyuncakların gevşeyen parçaları, paslanan kısımlarını kontrol edin.
Oyuncak kutusunun kapaksız olmasına dikkat edin. Kuru yerine duvara monte edilmiş raf kullanılıyorsa rafın bebeğin ulaşabileceği kadar alçak olmasına ve sağlam takılmasına dikkat edin.
Karaoke teypler, oyuncak polis arabalarının sirenleri gibi yüksek sesli oyuncakları çocuğunuzun kulağına uzun süre tutabileceğini ve işitmesinde hasara neden olabileceğini göz önünde bulundurun.
- Yavrunuza bisiklet, motorlu araba, kaykay, scooter, paten vs alıyorsanız dizlik, dirseklik ve kask için de bütçe ayırmalısınız.
- Şişirilmemiş veya patlak balonların bilimsel olarak 8 yaşına kadar boğulmalara neden olabileceğini unutmayın.
- Silahlanmanın ve tabanca merakının toplumumuzda ne kadar yaygın olduğunu biliyorsunuz (Her 10 kişiden birinde silah bulunduğu sanılıyor). Bunun için yavrunuzun oyuncak tabancayı gerçeğinden ayırt edebilmesini sağlamak amacıyla parlak renkli olmalı.
- Ok, dart gibi oyuncakların uçlarında mutlaka ya vantuz bulunmalı ya da uçları yumuşak ve küt olmalıdır.
Çocukların her şeyi öğrenmesi oyunla olurken en büyük eğlenceleri ise oyuncaktır. Raflarda binlerce çeşit oyuncağa her gün onlarcası eklenmektedir.
Pekiyi siz bu oyuncakların hangilerinin yavrunuza uygun olduğunu biliyor musunuz? Oyuncak üreticileri belli bazı kuralları uygulamak ve bunları etiketlerinde belirtmek zorundadır. Sizin de bu etiket ve uyarıları okumak dışında mutlaka yapmanız gereken en önemli şey oyun sırasında yavrunuzu yalnız bırakmamaktır.
Batılı gelişmiş ülkelerde oyuncakların hangi standartlarda olacağı kanunen belirlenmiştir. Oyuncak üreten şirketler de çocuk gelişimi uzmanlarından destek alıp ürettikleri oyuncakların laboratuar ortamında çocuklar ve bebekler tarafından “test edilmesini” sağlamaktadırlar. Ülkemizde Çin malı oyuncakların istilasından sonra yüksek kalite ve güvenlik standartlarında oyuncak çeşidinin az olduğunu düşünüyorum. Ama yine de karamsar olmayıp bazı dikkat edilecek önemli noktaları belirlemeye çalıştık.
3 yaş altı için:
- 3 yaşın altındaki çocuklarda dikkat edilmesi gereken ana husus boğaza kaçıp boğulmaya neden olması ihtimali olan küçük parçaların bulunmamasıdır.
- Oyuncak alırken mutlaka kutu ve etiketteki yaş bilgilerini okuyun. Çocuğunuzun büyük yaş grubu oyuncaklarla oynayacak kadar olgunlaştığını düşünebilirsiniz ama bilmeden zarar veriyor olabilirsiniz.
- Mümkün olduğu kadar iyi malzemeden yapılmış ve kaliteli oyuncaklara yönelin. Çünkü çabuk kırılıp parçalanan ve küçük parçalara ayrılan oyuncakların bebeğin boğazına kaçması tehlikesi vardır. Oyuncak arabaların tekerleklerini, diğer oyuncakların düğme, boncuk vs’lerinin çıkıp çıkmadığını kontrol edin.
- Naylon veya stretch filmle paketlenmiş oyuncağı eve getirip bebeğinize verince bebeğinizin paketi açıp oyuncakla değil naylonu ile oynamayı tercih edebileceğini; naylon parçalarının da boğazına kaçabileceğini unutmayın.
- Uzun kablo ve ipli oyuncaklardan sakının; bebeğin boynuna dolanıp boğulmaya neden olabilir. Uzun ipli oyuncakları asarak muhafaza etmeyin; bebeğinizin takılarak düşmesine neden olabilir.
- Şişirilmemiş veya patlak balonlarla oynamasına asla izin vermeyin, bunlarda da boğulma riski vardır. Şişirilmiş bir balon da patlarsa aynı tehlikeye sahip olacaktır. Bebeği asla yalnız bırakmayın.
- 4,5 cm’den daha küçük bilye, bozuk para, top vs ile oynamasına izin vermeyin; bunlarda da boğulma tehlikesi vardır.
Hastaneden onu eve getirdiğiniz günü hatırlıyormusunuz?.Eli,yüzü,parmakları minicik, konuşamayan,yürüyemeyen,derdini size anlatamayan çaresiz bir bebekti.Şimdi ise bitmek tükenmeyen enerjisini gördükçe,hastaneden eve getirdiğiniz o günkü ufacık bebek olduğuna inanamayacaksınız.
Artık kendini değişik bir insan olarak görüyor,ihtiyaçlarını ve isteklerini kesin bir şekilde biliyordur.
Hemen hemen beş bebekten dördü bu ayda yürümeye başlar,bu bir genellemedir.Bebeğiniz hala daha desteksiz ayakta durup yürüyemiyorsa korkmayın,çünkü bu da normal bir gelişimdir.
İlk adımlarını atarken muhakkak düşecektir;Düştüğü zamanlar ona sarılırsanız,hiçbir şey olmadığını ona güzellikle anlatırsanız tekrar yürümek için cesaretlenicektir.Her düşmenin ardından canının yanmasından çok başarısız olduğu için ağlar,yanına koşup endişendiğinizi ona belli etmeyin,böyle yaparsanız hem düştüğü için üzülecek hemde cesareti kırılmış olucaktır.
Yürümeye başlasalar bile emeklemeye devam edeceklerdir,hemen endişeye kapılmayın. Emekleyerek, istedikleri yere ulaşmaları daha kolay olduğu için bu yolu tercih ederler.
Zamanla daha rahat yürümesini öğrenebilecek,dümdüz nasıl yürüyebileceğini,köşeleri nasıl döneceğini keşfedecektir.Bebeklerin çoğu heryere tırmanmak ister,bu da tabi ki düşme riskini artırır.Tırmanmayı seven bir bebeğiniz varsa, karyolasının bir tarafını biraz aşağı indirebilirsiniz,düştüğü zaman canını acımasını az da olsa hafifletmiş olursunuz, gene de gözünüzü kesinlik ondan ayırmayın.
Her ne kadar kaşık ve çatalı çok iyi kullanamasa da kendi kendine yemek yiyebilecektir. Elleriyle yemek yemek istiyorsa bırakın elleriyle yesin,ortalığı dağıtıyorsa bırakın dağıtsın, sizin bu zamanda oldukça hoşgörülü olmanız gerekiyor.
Bebeğiniz artık hareketlendiğinden, kilo alması da yavaşlamıştır.Gündüzleri bir kere yemek yiyip,birkaç şey atıştırıp,diğer sunmuş olduğunuz yemekleri istemeyebilir.Siz az yediğini düşünürsünüz çünkü hareketli olduğundan sindirim sistemide yemekleri eskisinden daha hızlı sindirir.Artık bu dönemde yemek bile ayırt edicektir,mesela muzu daha önceleri çok severek yiyorsa artık onu red edip elma yemek isteyebilir,bu çok normaldir.
Bu dönemdeki bebeklerin dinlenmeye,ve uykuya ihtiyaçları vardır.Gündüzleri bir kere olsun uyutun.Uyku için en iyi zaman genellikle öğle yemeğinden sonradır,bunu siz kendinizde belirleyebilirsiniz.
Bu ayda bebeğiniz,günlük yapması gereken şeyleri ona söylediğiniz zaman anlayacaktır.Ayın sonunda ise iki üç kelimeyi rahat bir şekilde söyleyebilecektir.
Hala daha anlama ve öğrenme çabası içindedir.Eline aldığı herşeyi kurcalar,sallar,atar,bir yerlere ulaşmak için uzanır vb…Kucağınıza alıp ışığı açıp kapattırmanız en sevdiği oyunlardan birisidir.Hareket eden herşey onun ilgisini çeker ve artık nesneleri parçalara ayırmaktan değil, bir araya getirmekten zevk alır.
Dikkat etmeniz gereken bir önemli konuda;Oyuncak satın alırken, oyuncak kutularının üzerindeki yaş sınırlamalarıdır.Bu oyuncaklar bebeğinizin zekasını geliştirsede bu sınırlamalar onların güvenliği nedeniyle konulmuştur. Eğer kutudaki yaş sınırı 3 yaş üzerini gösteriyorsa, bunun sebebi bu oyuncakların küçük parçalardan oluşması ve daha alt yaş grubunun bu oyuncakları ağızlarına sokabilecek olmasındandır.
Bebeğinizin ruh halinide anlayamazsınız, bir an çok anlayışlıyken hemen sonrasında huysuzlaşabilir ve söylediklerinizi dinlemeyebilirler.Çevrenisinde onunla oyun oynayacak birileri varsa dediğinizi yaptırmak biraz daha kolay olucaktır.Yaşıtlarıyla birlikte olup,oyun oynamak onun çok hoşuna gidecektir,ama genelliklede büyüklerle oynamayı tercih ederler.
Oyuncak hayvanlar en sevdiği oyuncaklardır ve bir iki oyuncağına daha çok bağlanırlar. Bu oyuncakları yatarken bile yanlarından ayırmazlar.
Bu aylarda ayrılma korkusu da başlamıştır.Tanımadığı insanları yadırgıycaktır.Bir yere gittiğinizde onun sürekli yakınlarında olun,gittiği yerlerde de keşife çıkacağından sizi görmesi ona güven verecektir,korkusunu da bu sayede üzerinden atacaktır.
Mizah anlayışı da iyice gelişmiştir.Mesela yaptığı bir şeye güldüğünüzü gördüğünde bunu sürekli yapmak isteyecektir.
Bu ay bebeğiniz farklı ruh halleri içinde olacaktır,bu tamamen sizin ruh halinize de bağlıdır,siz sinirliyseniz oda muhtemelen sinirlenecektir,Sinirli olduğu zamanlarda onu kısa bir süre odanısa bırakın ve sinirinizin geçmesini bekleyin,bu sayede bebeğinizde sinirli bir ruh haline girmeyecektir.
Disiplin verirken ölçülü olmanın önemini daha önce belirtmiştik.Gün geçtikçe büyüdüğünden, çevresindeki her şeyin ölçülü olmadığını anlayacaktır.Sürekli bebeğinizin arkasında dolanmayın,böyle yaparsanız sizi dikkate bile almayacaktır,sadece tehlike teşkil eden durumlarda bunu uygulamalısınız .Kurallar nekadar az olursa, bunları uygulaması da o kadar kolay olur.
Evet bebeğiniz yakında bir yaşına giricek.Bu yaşgünü onun ,bebekliğin bitişi sayılsa da, bebekçe davranışlarının bitmiş olduğunu anlamına gelmez.Sadece bebekliğin vermiş olduğu çaresiz ve zavallık dönemi geride kalmış,olgunlaşma dönemine girmiştir. Ve sizin “çok özel” bebeğiniz, “çok özel” bir çocuk olma yolunda hızla ilerlemektedir.
12.AY DÖNÜM NOKTALARI - SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL
- Size,babasına yakın çevresine,yani sevdiği tüm insanlara şefkat ve ilgi gösterir.
- Uyumamak için direnir.
- Ruh hali sürekli farklıdır.
- Ayrılma korkusu başlamıştır.
- Anne ve babasından,çok fazla yardım bekler.
- Sevmediği yemekleri yemez veya sizin ona yemek yedirmenizi istemez.
- Mizah anlayışı gelişmiştir.
- Sürekli bir hareket içersindedir.(Kalkma,oturma,yürüme ve dolaşma vs..).
- Kimse tutmadan bir iki adım atar.Yürütece dayanarak yürür.
- Karyolasına tırmanır
- Merdivenlere rahatlıkla çıkar.
- Ayaktayken kolayca oturabilir.
- Çömelirken ellerini kullanarak ayağa kalkar.
- Oyuncaklarının nasıl kullanıldığını öğrenir.(telefon,araba gibi)
- Daha çok bir elini kullanır.
- Kolunun altına oyuncaklarını koyabilir,ve eliylede bir oyuncağı tutar.
- Kendisine söylenilen pek çok şeyi anlar.
- İki yada üç kelime söyleyebilir.(Anne,baba,dede gibi)
- Dergi ve kitaplardaki hayvanları tanır.
- Kaybolan bir nesneyi,rahatlıkla bulur.
- Olayları eskisinden daha uzun süre hatırlar.
11 aylık olan bebeğiniz ayakta artık kolaylıkla durabilir ve siz yardım etsenizde bu yardımı kesinlikle kabul etmez.Ayakta dururken eğilip,düşmeden artık oturabilir,hatta eğilip iki bacağının arasından bile bakar. Etrafını farklı açılardan görmek onu heyecanlandırır.
Artık sehpa kenarlarına tutunarak rahatlıkla yürür.Bu her bebekte değişebilen bir durumdur,sizin bebeğiniz bunu erken yada geç becerebilir.Ellerinide artık mobilyaların kenarına dayanarak yürürken bırakıcak,hatta parmaklarının üzerinde bile yürümeyi deniyecektir.Yere düşen bir oyuncağınıda tüm desteğini ellerine vererek almaya çalışıcaktır.
Ayakkabı giymeye hazırdır fakat siz genede ayak kaslarının güçlenmesi için evde onu çorapla gezdirin.Ayakkabıları yumuşak ve esnek olmalıdır.Bazı anneler bebeğinin kalın ve sert tabanlı ayakkabı giymesi gerektiğini düşünür, ancak bu yanlış bir düşüncedir. Sert ve kalın tabanlı ayakkabılar ayağının burkulmasına neden olabilir.
En çok ilgisini çeken yerler ise merdivenlerdir.Merdivenden yukarı rahatlıkla çıkarlar fakat inmeyi beceremediklerinden korkarak ağlamaya başlarlar.Yaklaşık bir ay sonra merdivenden inmeyi becerebilirler.Ne olursa olsun onu sürekli gözetim altında tutun.
Bunları denerken sürekli düşecektir.Fazla da büyük tepki vermeyin, tepki vermezseniz eğer çok canı acımadığı sürece o da tepki vermiycektir,böyle durumlarda ona sarılın ve gülün, onu da güldürmeye çalışın.Yalnız sizi güldürmek için de tekrar düşebilir, bunu yapmıyacağından emin olun.
Uyku düzeni bu ay değişebilir.Gündüzleri az uyuyup geceleri daha fazla uyuyabilirler. Ya da iki uykuyu birleştirip bir kez, uzun süreli uykuya yatarlar,böyle oluncada bebek gündüzleri uykusuz kalacağından akşama doğru huysuzlaşır.En iyi çözüm,öğle yemeğini erken verip, hemen yemek sonrasında uyumasını sağlamaktır.
Gece yatmadan önce ılık bir banyo yaptırırsanız bebeğiniz hem rahatlıyacak hemede uykuya çabuk dalacaktır, her gün yıkamaya başlamak için de iyi bir dönemdesiniz; çünkü gün boyunca sürekli yerde dolaşırlar,yemek yerken üstlerini başlarını kirletirler.
Onbirinci ayda bebeğinz fiziksel olarak gelişirken,birçok alanda da gelişim gösterir. Mesela, mutfaktan koku geliyorsa,yemeğinin hazırlanmakta olduğunu anlar.Yemeğinin gelmesi için sabırsızlanır,fakat beklemeyide bu sayede öğrenir.
Bebeğiniz bazı zamanlar ona söylediğiniz şeyleri duymazlar, bu sizi endişelendirmesin, böyle zamanlarda yaptığı işle o kadar meşguldur ki size cevap vermek istemez.Duyma ile ilgili endişeleriniz varsa çocuk doktorunuza danışın.
Bebeğiniz bir yaşında bile çok az kelime söyleyebilir,bu zekasının geri olduğu anlamına gelmez,aslında kelime hazineleri kuvvetlidir,nesnelerin ne anlama geldiğini bilirler,isterlerse basit talimatlara bile uyarlar.Eğer Şimdiye kadar yapmadıysanız,”lütfen” ve “teşekkür ederim”gibi kelimeleri eklemek için uygun bir zamandır.Konuşmaya başladığında, bu kelimeler doğrudan konuşmasına yansıyacaktır.
Konuşmalarında ki kusurlarından dolayı dil gelişimini bozduğu düşünülür fakat bu gereksiz bir endişedir.Şu an için hepsi bebek tarzı konuşurlar,bu da dil gelişimini etkilemez.
Bebeğiniz artık düzgün bir şekilde nesneleri kavrar ve parmaklarını kullanmada ustalaşmıştır,örneğin bir muz parçasını rahatlıkla tabaktan alabilir.
Bebeğiniz artık nesnelerin şeklini ve boyutunu da inceler;mesela,plastik bir kap ile cam kabın arasındaki farkı anlamaya çalışır. Küçük bir kabın büyüğün içine gireceğini artık bilir.
Ona kitaplar okumanız,resimler göstermeniz etrafı tanımasını sağlıycaktır,kesinlikle harf ve kelime öğretmeye çalışmayın.Kitabın içindeki resimlere bakmayı oyun haline getirin.
Oyuncağını saklayıp onu bulmasını isteyin,çünkü bu oyuna bayılır.Saklanan oyuncağını arar ve eninde sonunda onu bulur.
Sizinle ve babasıyla olan ilişkisi farklıdır ama onun için ikinizde çok değerlisinizdir,farklı bir görünüş, farklı fikirler ve farklı iletişim onun çevresini ve insanları rahat tanımasını sağlar.Eğer bebeğinizi tek başına büyütüyorsanız,herkesle iletişim kurmasına fırsat verin.
Bebeğinizin hala daha size ihtiyacı vardır. Size her sarıldığında veya ilgi beklediğinde ona karşılık verin,onu şımarttığınızı söyleyen yakınlarınızıda duymamazlıktan gelin.
11.AY DÖNÜM NOKTALARI - SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL
- Oyucağının saklanmasını ve onu bulma oyununu çok severler.
- Her zaman herşeye katılmayabilirler.
- Yaptığı davranışların onaylanmasını beklerler.
- Ayakta dururken öne doğru eğilebilir,düşmeden oturabilirler.
- Parmak ucunda artık durabiliyolardır.
- Çömelme ve eğilme hareketlerini rahatlıkla yaparlar.
- Kapaklı nesnelerin kapağını kaldırırlar.
- Kitap sayfalarını,rastgelede olsa çevirebilirler.
- Bilinçli bir şekilde hareket ederler.
- Ufak nesneleri kolaylıkla kaldırabilirler.
- Artık kaşığı ağızlarına götürebiliyorlardır.
- Ayakkabı ve çorabını tek başına çıkartabilirler.
- Birşeye ulaşmak istiyorsa bunu araç kullanarak denerler.
- Bazı kelimeleri sembolü ile hatırlarlar (”uçak” dendiğinde gökyüzünü işaret edebilir).
- Konuşmaları hala daha anlaşılamazdır;anlamlı birkaç ses çıkarırlar.
- Yüz ifadelerini,duyduğu sesleri çok rahat taklit ederler.
Bebeğiniz için bundan sonra dünya sadece oyundan ibarettir ve ne oynamak istiyorsa onu da oynayabileceğini iyi bilir.Etrafta yeterince tedbir aldıysanız endişelenmenizede gerek yoktur,bırakın çevresini rahat tanısın .
Ne kadar evde her türlü önlemi alsanızda,(eşyaları ortadan kaldırmak, kapılara kilit takmak, pencereleri demir takmak, prizlere kapak takmak gibi..) sonuçta bu evi sizde kullanıyorsunuz ve sizin de ihtiyaçlarınız olacak, evi ne kadar güvenli hale getirsenizde bebeğinize evde bazı bölgelere giremeyeceğinide öğretmeniz gerekir.
Masa örtüsü kullanıyorsanız artık kullanmayın, üzerinde tabak-bardak vs..gibi eşyalar bulunacağından,bebeğiniz örtüyü çekebilir. Banyo ve mutfak kapılarını kapalı tutarak oralara girmesini engelleyebilirsiniz.
Bebeğiniz artık “hayır”ın ne demek olduğunu anlıyordur.Mesela klozet onun için eğlenceli bir oyundur,çünkü gürültülü sesler çıkartır,içine kolayca eşya atabilirler eğer klozetle oynamamasını söylerseniz bunu başıyla onaylıyacaktır fakat bunun onu durduracağını sanmayın sürekli “hayır” kelimesini kullansanızda,o bir yasak yerden diğerine geçmekten yılmayacaktır. ( isteklerinize “evet” demesi için önünüzde daha birkaç ayınız var).
Sizin bu dönemde daha sabırlı ve sakin olmanız gerekmektedir, bebeğin kendi kendini kontrol etmeyi öğrenmesinin başka yolu yoktur.Bu yüzden Onun için tehlike gördüğünüz bir olaya sakin yaklaşın, onunla kesinlikle tartışmaya girmeyin.
Artık kendi kendine oturmayı becermiş olması gerekir;ama bu her 10 aylık bebekte aynı olacak diye birşey yoktur,çünkü gelişimleri farklılık gösterebilir.Bebeğiniz artık oturma,dönme,eğilme,doğrulma hareketlerini rahatlıkla yapabilmelidir.
Bebeklerin hemen hepsi bu dönemde emekler, bazıları destek alarak ayakta kendi başına durabilir,bazıları etrafta dolaşır hatta bazıları adım bile atar,çok nadir olsada yürümeye bile başlarlar.
Onların emekleyip ,yürümemesinden dolayı sakın şikayet etmeyin ve de endişelenmeyin.Çünkü bebeğiniz konuşmasını yada oyuncaklarının detayları ile ilgilenip,kendini bu alanda geliştiriyordur.Sadece motor becerilerini biraz ertelemişlerdir ve sonradan çok hızlı gelişme gösterip arayı kapatabilirler.Siz sonrası için enerji depoladığını düşünüp rahatlayabilirsiniz.Bazı geceler odasından sesler gelir , gidip baktığınızda onu uyanık ve, karyolasının kenarında ayağa kalkmış egzersiz yaparken bulabilirsiniz.
Çok hareketli bir bebeğiniz varsa gündüzleri bir saat ve geceleri ise 11 saat uyuyabilir. Uyuma saatleri size az gelsede bebekler uyandıklarında bir yetişkin kadar enerjik olurlar.
Bu dönemde uykuya dalma zorlukları çekebilirler.Böyle bir durumda rahatlamak için size ihtiyaç duyarlar.Onu kucağınıza alıp masal okuyup,ninniler söyleyebilirsiniz.Önemli olan uykusu iyice geldiği zaman onu yatağına koymanızdır. Dil gelişimini kuvvetlendirmek içinde ona bol bol kitap okuyun, özellikle de masal kitapları.. O ne kadar kitapları yere atmaktan hoşlansada ona kitap okumanız ilginç gelecektir.Kitapların içindeki resimlere bakmaya bayılırlar.Beğendiği bir resime uzun süre bakmak istiyorsa bırakın baksın,sayfaları kendi çevirmek istiyorsa bırakın çevirsin buna engel olmayın. Bebeğinizin çıkardığı sesler aslında onun konuşma tonlarıdır.Onuncu ayında artık, ”baş-baş”, “bay-bay” gibi basit kelimeleri söyleyebilir ve kelimelerin nedemek olduğunu artık anlar.Bir nesne göstermesini istediğiniz zaman onu gösterebilir. Artık “saklanma” oyununu da onunla beraber oynayabilirsiniz, bu sefer siz ona neredesin dediğiniz zaman hemen eliyle yüzünü kapatacaktır.Bu oyunu oynamak istediği zamanlar ise yüzünü eliyle kapatıcak yada yüzüne birşey örtüp size bu oyunu oynamak istediğini belli edecektir.Bir yerlere saklanıp sizin onu bulmanızı ister,”işte burdasın” diye bağırdığınızda bu onun oldukça hoşuna gidecektir ve bu oyundan hiç ama hiç sıkılmayacaktır. Kendi mantığına göre hareket etmenizi ister o sizi göremiyorsa sizde onu göremezsiniz gibi..
İlgisi her alanda giderek artıcak,daha çok şey öğrenmek için hevesli olduğunu göreceksiniz , Mesela kendi kendine kaşık tutmak gibi.Hoşlanmadığı bir şeyi ona birdakika bile olsa yaptırmanız onu sinirlendirecektir,buna da bağırarak tepki verecektir.
Araştırma merakı onu sürekli yasak bölgelere gitmeye itecektir,ona bu yüzden kızıp bağrırısanız,mutsuz olacaktır.Şunu da unutmayın yasakladığınız herşey yasak olarak kalmalıdır, yasağı kaldırdığınız zaman her yasağın kalkabileceğini düşünür.
10.AY DÖNÜM NOKTALARI - SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL
- Suyla oynamaya bayılırlar.
- Bilinci gelişmiştir ve yaptığı her sosyal faaliyet için onay bekler.
- İlginin herzaman kendi üstünde olmasını ister ve sürekli oyun oynamayı bekler.
- Hislerini artık rahatlıkla belli eder(Üzüntü, sevinç, kızgınlık gibi).
- Değişik bir yere girdiği zaman korkar.
- Yüz ifadelerini ve jestleri taklit eder.
- Değişik saklanma oyunlarına bayılır.
- Kendi başına ayağa kalkabilir.
- İki elinden tutup yürütebilirsiniz.
- Tek başına kanepeye çıkıp inebilir.
- Ayakta iken tekrar yere oturabilir.
- Uyku problemleri yaşar.
- Müzik sesi duyduğunda sallanarak veya mırıldanarak müziğe eşlik eder.
- Bir elini kullanarak ufak bir nesneyi tutabilir.
- Vücudun tek bir tarafını kullanmaya başlar.
- Daha net bir şekilde yakınlarını taklit eder.
- Söyleneen kelimeleri anlar ve talimatlara uyar.
- Meraklı olduğundan çekmecelerin içinde ne var diye görmek için açar.
- Nesneleri birlikte kullanamaya çalışır.
Bebeğiniz doğduğu günden itibaren sürekli büyüme ve gelişme içerisinde olduğundan, bu ay gelişimi size biraz yavaşlamış gibi görünebilir,bunun aksine merak duygusu,onda baştan çıkartıcı bir hal almıştır. Bu dönemde daha önce öğrenmiş olduğu becerilerini geliştirecektir.Mesela bebeğiniz şimdi, parmakla tutma hareketini rahatlıkla yapıyordur;ufacık bir nesneyi baş ve işaret parmağını kullanarak ustalıkla alabilir.
Bilgisi ve el becerisi artdıkça yeni öğrendiği şeylerde bunları uygulayacaktır.Nesneler arasındaki bağlantıyı rahatlıkla kavrar. Mesela, bir kavanozun kapağını örtebilir veya bir tencerenin kapağını kapatabilir. Ellerini kullanmayı daha iyi öğrenmiştir,bir eliyle bir şey tutarken diğer eliylede ona vurabilir.Henüz yap-bozları yapmayı beceremez ama,büyük bir delikten küçük bir nesneyi geçirir ve iki küp ile blok yapabilir.
Bebekler oyun oynarken ağızlarından bazı heceler çıkarırlar bu onun mutlu ve konuşmaya hevesli olduğunu gösterir.Mesela bardağa “ba” der ve şimdilik bu onun için yeterlidir. Önünüzdeki aylarda bu heceler artacaktır fakat 1,5 veya 2 yaşından önce tam olarak konuşmaz.
Önemli olan, ona söylediğiniz her şeyi anlıyor olmasıdır.Artık onunla daha sık konuşun,etrafındaki nesneleri tanıtın,bir iş yaptığınız zaman ne yaptığınızı ona anlatın,kısa bir zaman sonra “anne“, “baba“, “dede“, “dur” veya “baş-baş” gibi kelimelerin artık ne demek olduğunu bilecektir.Bebeğiniz nesneleri görmese de var olduğunu artık iyice kavramıştır.Oyuncakları saklama oyunu bu gerçeği kavramasında ve algılamasına çok etkili olmuştur.
Bu oyunu oynamayı oldukça çok severler.Evde büyük bir kardeşi varsa,oyuncakların nasıl kullanıldığını onlara anlatırsa,anlayıp öğrenmelerine yardımcı olmuş olur,bunu yapmak nekadar iyi gibi gözüksede bebeğin kendi kendine öğrenmesini engelleyebilir.
Evde ne kadar kardeşi olsa da, bebek sizi hep yanında ister.Zamanının çoğunu sizinle oynayarak geçirmekten büyük bir keyif alır.Eğer çalışıyorsanız,akşam eve döndüğünüzde sizi görmesi ona güven ve yenilik duygusu kazandıracaktır.
BAğmsızlığının en büyük simgesi de artık memeden veya biberondan kopma eğilimidir.Bu eğilimlerin sürekli değişmesi mümkündür.Bebeğinizin biberon veya meme emmeyi bırakmaya hazır olup olmadığını bilmiyorsanız doktorunuzla konuşun.
Dokuzuncu ayında, hala meme veriyorsanız,memeye karşı isteği bu ay azalabilir. Ancak bu istek ne kadar azalsa da sık sık kucağınızda emme pozisyonuna girmek isteyecektir ve bu isteğini de kesinlikle geri çevirmeyin.Biberon kullanmayı red ediyorsa, bardağa geçmeyi deneyebilirsiniz.Ama gene de bebeği biberondan ayırmak için çok erken,çünkü biberonu iki yaşına kadar kullanırlar,kendisinin sıkılıp bırakmasını bekleyin. Şunu da unutmayın ki,biberonu kendi kullanan bir bebek emmeyi bırakmada oldukça zorlanır.
Bu ay hız meraklısı olan yaramaz bebeğinizin gittikçe hareketlendiğini göreceksiniz.Zamanının büyük bir çogunu emeklemeyi ve oturmayı deneyerek geçirir,ve bu şekilde oturma şeklinide artık bulmuş olur.
Bu ayın sonunda artık ayakta durmayıda kendi başlarına destek almadan becerirler.Bazı bebekler ayakta dururken, bir yandan da elindeki bir oyuncakla bile oynarlar.Artık etrafta ufaktan ufaktan dolanmaya bile başlamıştır.Ustaca hareketler bile sergiliyebilir,mesela bir mobilyadan diğerine önce ellerini uzatarak geçmeye çalışacaktır.Eğer bebeğiniz yürüteçteyse onu fazla yalnız bırakmayın ve etrafında tehlikeli bir nesnenin olmadığına emin olun.Çünkü yürüteçteyken oldukça yaramazlık yaparlar,ancak kendi başına duran bir bebek, bir eli sürekli bir yere dayandığından ortalığı pek fazla karştıramaz.
Merakı ve hareketliliği giderek arttığından,artık en önemli konu bebeğinizin güvenliği olmuştur.Tırmanma isteğide yavas yavas belirmeye başlamıştır.Yukarı bir yerlere çıkmak onun için kolaydır,fakat aşağı inerken tehlikeli olabilir.Mesela bebeğiniz,emekleyerek merdiveni rahatlıkla çıkar,fakat geri dönüşünü hiç düşünmez. Kapıları kapatarak ve kilitleyerek, merdivenleri çıkmasını önleyebilirsiniz.
Çekmeceli sehpalar da ona tırmanma isteğini uyandırır.Sehpanın kapağını açarak,tepesine çıkabileceğini,ordan da koltuğun üzerine geçebileceklerini kestirirler.Bu yüzden çekmeceleri de kilitli ve bantlı tutmanız gerekir . Evinizde ecza dolabı varsa bunu yere yakın yerlerden muhakkak kaldırın, çünkü çocuk için çok büyük bir tehlikedir.
Mutfakta bebeğiniz için büyük tehlikesi olan bir başka yerdir, kesici aletler, elektrikli eşyalar veya temizlik malzemeleri bulunabilir.Kuru bakliyatlar size önemsiz gibi gözüksede bebeğiniz bunları burnuna sokabilir,boğazına kaçırabilir,o yüzden bunları bulunduğu yerden kaldırın,yüksek ulaşamayacağı yerlere koyun.
Evdeki bitkileri de ulaşamayacağı yerlere koyun.Üzerine devrilmesi bir yana,bebeğiniz bunları koparıp yemek isteyecektir,bazı bitkiler zehirli bile olabilir.Bu ve bunu gibi tehlikeleri görüp şimdiden önleminizi almanızda fayda var.
Bebeğinizi ne kadar uyarsanız da o sizin uyarılarınızı dinlemiyecek,o gene kendi bidiğini yapıcaktır,kızıp bağırmak yerine onunla konuşun,onu bu şekilde eğitin.
9.AY DÖNÜM NOKTALARI * SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL
- Oyun oynarken sizi yanında görmek ister.
- Oyuncaklarını benimser.
- Diğer çocuklara karşı duyarlı olabilir; mesela onlar ağladığında o da ağlar.
- Koruma içgüdüsü geliştiğinden sahip olduğu herşeyi korumak ister.
- Sizin ruh hallinizi anlar ve ona göre davranır
- Hapşıran veye öksüren biri gördüğünde onu taklit eder.
- Evinize gelen herkese bütün becerilerini gösterir.
- Oyuncaklarını birbirine vurar.Sürekli sevinçten el çırpar.
- İki eline de oyuncak alır,ve bunları inceler.
- Büyük nesneleri tutarken iki elini kullansa da küçük nesneleri parmaklarıyla tutar.
- Ayakta durarken bir mobilyaya dayanır.
- Bir elinde oyuncak varkende emekleyebilir.
- Emeklerken kendi çevresinde geriye dönebilir.
- Yükseklere tırmanma eğilimindedir.
- Ondan bir nesne sakladığınız zaman onu bulur.
- Sürekli aynı oyunu oynamaktan sıkılır.
- Bir önceki gün hangi oyunu oynamışsa onu hatırlar.
- Basit talimatları uygular.