Bebek Beslenme Kategorisi için Arşivler

    Doğru Emzirme Yöntemleri ve Emzirme İpuçları

    - Mayıs 27th, 2010

    Kadıköy Şifa Suadiye Polikliniği Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Günay Ermergen annelere bebeklerini daha rahat ve kolay emzirmeleri için bilgi veriyor. 0-2 aylık dönemde bebekler ihtiyaçlarının anında karşılanmasını isterler. İçgüdüseldir, acıkınca ağızlarını açıp memeyi ararlar. Bebek sadece aç olduğu için değil; annesinin kucağına gitmek için de ağlar. Kendini onun yanında güvende, rahat ve iyi hisseder.

    Emzirme; sadece fiziksel – biyolojik beslenme değil, aynı zamanda ruhsal bir beslenmedir. Bebekle anne arasında karşılıklı duygusal bir beslenme söz konusudur. Emme sırasında anneyle bebek arasında duygusal bir alışveriş olur. Anne sütüyle beslemek, bebekle anne arasındaki psikolojik bağı güçlendirir. Bebeğinizi ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamak ve bebeğinizle birlikte aynı odayı paylaşmak; bebeğinizle aranızda bir bağ oluşmasını sağlar. Sevgi dolu bir ilişkiyi kolaylaştırır.

    En önemlisi anne ile bebek birbirlerinin sıcaklığını ve sevgilerini daha yakından hissederler. Bedensel temas ilk aylarda çok önemlidir. Bedensel temas; annenin kalp ritmi, teninin dokusu ve kokusu, sıcaklığı bebeğin yatışmasına, sakinlemesine ve kendini güvende hissetmesine yarar. Bebeğini kucağında tutan annenin sıcaklığı, gülümsemesi, rahatlığı ve gücü bebeğin rahatlamasına yardımcı olur.

    Anne – bebek ilk baştaki zorluklardan sonra birbirlerine alışır ve emzirmek daha da kolaylaşır. Emzirmek rahat ve kolay olduğu gibi, güzel bir duygu da verir. Emerken yalnız bebek değil anne de çaba harcar. Annenin bebeğini emzirmek için zamana ve sessizliğe gereksinimi vardır.
    Ayrıca annenin bebeğini emzirirken tüm dikkatinin bebeğine vermesi önem taşımaktadır. Emzirirken aklının ve dikkatinin farklı yerlere, düşüncelere kaymaması gerekmektedir.

    Emzirirken bebeğini nasıl tuttuğu (güvenli, güvensiz, endişeli, sakin, huzurlu, huzursuz vb…) ve hangi duygularla bunu gerçekleştirdiği de önemlidir. Bebek bunu hisseder, annenin olumsuz duygularından etkilenir ve huzursuzluk yaşayabilir, bunu tepkileriyle de çevresine yansıtır.

    Bu nedenle anneyle bebeğin birbirine alıştığı ilk günlerde; anne ve bebek açısından güvenli ve sakin bir ortam oluşturulmasına ihtiyaç vardır. Anneyle bebeğin baş başa kalmaya ve dinlenmeye olan ihtiyaçları mutlaka karşılanmalıdır.

    Kadınlar, bir dizi hormonun salgılanması sayesinde doğum yapmaya programlanmışlardır. Aynı zamanda bu hormonlar süt salgılanmasında da rol oynar.

    Sütün salgılanması, bebeğin doğumundan önce başlar
    Doğumun fizyolojisi ile süt salgılama fizyolojisi arasındaki bağlantılara verilebilecek birçok örnek vardır.
    Genel olarak memeliler, özel olarak da kadınlar endorfin adı verilen ağrı kesici maddeler salgılayarak doğum sancısını kontrol ederler. Bu endorfinlerin, süt salgılanmasında ki anahtar hormon olan prolaktinin salgılanmasını uyardığı bilinmektedir.

    Aynı hormon – oksitosin – doğum sırasında rahmin kasılmasının yanı sıra, annenin bebeğini emzirdiğinde süt salgılama refleksi esnasında memenin kasılması için gereklidir.

    İsveç’te yapılan bir çalışma, oksitosinin etkili olabilmesi için sık kasılmalarla salgılanması gerektiği göz önüne alınarak bu soruya yanıtlar sunmaktadır. Bebek anneyi emmeye başladığında da süt salgılama ve hormonlar harekete geçebilmektedir.

    Genel olarak yeni doğmuş insan yavrusu ilk kez memeyi bulabildiğinde, annenin ve bebeğin davranışının doğum kasılmaları ve doğum esnasında salgılanan sayısız hormondan etkilendiğini söylemek mümkündür. Doğum sürecinde anne – bebek tarafından salgılanan farklı hormonlar hala mevcuttur veya doğumu izleyen saatlerde geri çekilmişlerdir. Bu hormonların hepsi de anne – bebek arasındaki etkileşimde ve böylece de süt salgılanmasının başlatılmasında da belirleyici bir rol oynamaktadır.
    Süt vermeye başlamak, sezaryen doğumla normal doğum için aynı değildir. Vajinal yolla ilaçsız doğumun ardından emzirme daha kolay gerçekleşiyor; çünkü anne daha rahat hareket edebilir, anne bebeğe daha hızlı adapte olur ve sütü daha erken gelir. Anneyle bebeğin birbiriyle teması daha rahat ve güvenli başlıyor. Sezaryenin ardından ise anne ve bebek daha fazla yardıma gereksinim duyar. Kadınlar bebeklerini kendilerine verecek, yastıkları düzeltecek ve bebeğini yerleştirecek birine ihtiyaç duyarlar. Bebeği getiren yardımcı annenin rahat etmesine ve diğer memeden emzirmek için dönmesine yardımcı olabilir. Sezaryenle doğum yapmış annelerin sütü de hemen gelmekte ve 3 – 4 gün sonra daha aktif hale geçmektedir. İlk günlerin ardından anneler daha fazla cesaret kazanır kendileri için en rahat emzirme pozisyonlarını denerler.
    Burada hatırlanması gereken, her annenin sütü gelir. Doğa kadınları buna göre en iyi şekilde programlamıştır. Anneler ilk günlerde çeşitli nedenlerle gerginlik, kaygı ve güvensizlik yaşayabiliyor. Bu durumda sütün azalmasına, bebeğin emmeyi reddetmesine, isteksizlik göstermesine hatta karşılıklı bir güç savaşına, öfkeye yol açabiliyor. Bu süre uzarsa sağlıklı ve güvenli bir anne – bebek ilişkisinin tekrar sağlanması için bir uzmandan yardım alınmasında fayda vardır. Bu dönemde kurulan sağlıklı, güvenli anne – bebek ilişkisi aynı zamanda bebeğin gelecekteki ilişkilerinde de belirleyici rol oynadığından anne – baba tarafından dikkate alınmalıdır.

    İlk emzirmelerde nelere dikkat edilmelidir:
    • Sakin ve sessiz bir ortam sağlanması
    • Annenin kendini sakin, huzurlu ve güvenli hissetmesi
    • Yapabilirim ve bu donanıma sahibim bilgisi ve duygusu
    • Emzirmede uygun pozisyonun belirlenmesi, gerekirse uzman ebe, hemşire ya da doktordan yardım alınması

    Emzirmenin püf noktaları
    • Annenin kendini iyi hissetmesi
    • Bebeğin memeyi etkili biçimde emecek şekilde yerleştirilmesi
    • Bebeğin istediği kadar sık ve istediği süre emzirilmesi
    • Çevrenin destek olması

    Obeziteye Karşı Bebeklikte Alınması Gereken Önlemler

    - Mayıs 27th, 2010

    bebeklerde-obezite-belirtileriÇocukluk çağında sağlıklı beslenme, çocuğun erişkin yaşta genetik potansiyeline uygun bir vücut yapısına erişebilmesi ve sağlıklı bir erişkin olabilmesi için de gereklidir. Yaşamın ilk iki yılı, büyümenin ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemdir ve bu dönemdeki sağlıklı beslenmenin tüm yaşam üzerine etkisi vardır.

    Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Dicle İnanç, bebeklerin beslenme düzeninde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

    Obezite, Kanser ve Damar Sertliğine Karşı Anne Sütü
    Dünya Sağlık Örgütü [DSÖ], anne sütü ile beslenmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesini önermektedir. İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın görülme sıklığı azalmakta, beyin gelişimi daha iyi olmaktadır.Yine anne sütü ile beslenen çocuklarda ileri yaşlarda allerji, obezite, tip 1 diyabet, kanser, ateroskleroz [damar sertliği] gibi hastalıklara daha az rastlanmaktadır.

    Beden Kitle Endeksi 95’in Üzerindeyse, Obez
    Obezite [şişmanlık] enerji alımının, enerji harcamasını aştığı durumlarda ortaya çıkan aşırı ve orantısız yağ depolanmasıdır. Obez çocukların büyük bir bölümünde altta yatan önemli bir neden bulunmaz, bunlar “basit veya eksojen obezite” olarak adlandırılır. Hormonal, genetik veya diğer nedenlerden dolayı ortaya çıkan obeziteye ise “sekonder ikincil obezite veya endojen obezite” denir. Yaşla değişebilmekle birlikte normal kişilerde vücut ağırlığının 1\4 -1\ 6 arasında değişen bir oranı yağ dokusudur. Yağ dokusu ilk 2 yaşta fazladır, bu dönemden sonra giderek azalır ve 7-8 yaşlarından sonra tekrar artmaya başlar ve çocuk ergenlik dönemine girmeye hazır hale gelir. Çocuklarda obezitenin değerlendirilmesinde boya göre ağırlık ve vücut yağ kitlesini yansıtan ölçümler kullanılır. Buna göre tanımlama yapılacak olursa obezite; çocuğun ağırlığının boyuna uyan ideal ağırlıktan %20 fazla olmasıdır. Vücuttaki yağ kitlesini direkt olarak ölçen yöntemler zor ve pahalı olduğundan, sonuçları direkt yöntemlere paralellik gösteren “beden kitle indeksi” (BKİ) kullanılır. Bu indeks vücut ağırlığının boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile elde edilir (ağırlık/boy2). Çocuklar için yaşa ve cinse göre geliştirilmiş BKİ persentil eğrileri vardır. Bu eğrilere göre değerlendirildiğinde BKİ›95 olan çocuklar obez olarak kabul edilirler.

    Obezite, Yaşam Süresini Kısaltan Etkenlerdendir.
    Şişmanlık ile hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet gibi birçok hastalık arasında her yaş grubunda sıkı bir ilişki olduğu, şişman kişilerde yaşam süresinin kısaldığı, ayrıca erişkin şişmanların büyük çoğunluğunda bu durumun başlangıcının çocukluk yaşlarına uzandığı iyi bilinmektedir. Bu nedenle çocukluk yaşlarındaki şişmanlık günümüzde önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Toplum sağlığının geleceği yönünden büyük risk taşıyan bu durum nedeniyle rutin sağlık kontrollerinde çocukların vücut ağırlığı ve ağırlıktaki artış çocuk doktorları tarafından dikkatle izlenmeli ve gerekli önlemler alınmalı, aileler bu konuda mutlaka uyarılmalıdır.

    Obezitede Rolü Olan Faktörler
    1-Genetik Faktörler; bazı çocuklar ailesel olarak obeziteye daha yatkındır.
    2-Çevresel Faktörler: aktivite azlığı, ailenin gelir durumu, hareket azlığı, TV seyretme
    3-Beslenme Bozukluğu, fazla kalori alınması
    4-Psikolojik Faktörler; aile içi ve arkadaş çevresindeki olumsuzluklar

    Anne Babanın Kilosu da Önemli
    Obezite tanısında çocuğun boya göre tartısı kadar vücut yağı oranı, çocuğun boyu ve anne-babasının tartısı da önemlidir.

    Obez Çocuklar Ergenliğe Daha Erken Giriyor
    Obez çocuklar genellikle ergenliğe daha erken girerler, yaşıtlarına göre uzun boylu olsalar bile, epifiz kıkırdakları daha erken kapanarak biraz daha kısa boylu olabilirler. Özellikle obez kızlarda insülin direnci gelişerek yumurtalık kistleri gelişebilir ve ileride adet düzensizlikleri ve aşırı tüylenme görülebilir. Karaciğerde yağlanma ve safra taşı oluşumu daha sıkdır. Obez çocuklarda boyun ve göğüs bölgesindeki aşırı yağ birikimi solunum yollarına baskı yapar ve uykuda soluk alıp verme bozulabilir, obstruktif uyku apne sendromu gelişir ve uykusuz kalan çocukların okul başarısı düşer.

    Yaşa Uygun Diyet ve Aktivite Programı
    Tedavide yaşa uygun kalorili ve diyetisyen kontrolünde bir diyet ve aktivitenin arttırılması esastır. Bu dönemde ayrıca büyüme ve gelişmelerinin düzenli olarak izlenmesi de önemlidir. Aktivite arttırılması için öncelikle televizyon ve bilgisayar başında geçirilen saatlerin azaltılması gereklidir. Bu sürenin günde toplam 1,5 – 2 saati geçmemesi uygundur. Çocukların doğal aktivitelerini yapabilecekleri ortamların hazırlanması çok önemlidir. Obezite nedeniyle kendisiyle ya da çevresiyle sorun yaşayan obez çocuğun yemek ve aktivite alışkanlıklarında önemli değişiklikler yapması kolay olmayabilir. Bunun için aile ve yakın çevre desteğine ihtiyaç vardır.

    OBEZİTEYİ ÖNLEMEYE YÖNELİK YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ
    • Yaşamın ilk 6 ayında bebekler yalnız anne sütü ile beslenmeli
    • Bebek doyduktan sonra mamayı bitirmek için zorlanmamalı
    • Çocukluk çağında yüksek kalorili gıdalardan kaçınılmalı
    • Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran, süt tercih edilmeli
    • Çocuklara sebze yemekleri, baklagiller ve salata yeme alışkanlığı kazandırılmalı
    • Düzenli öğünler halinde yemek yeme alışkanlığı edinilmeli (3 ana 3 ara), öğün atlanmamalı (özellikle kahvaltı)
    • Yemekler yavaş ve iyice çiğnenerek yenmeli, gelişigüzel atıştırmalardan kaçınılmalı
    • Bol su içilmeli
    • Hazır besinlerden uzak durulmalı
    • Çocukların okul kantinlerinden beslenmesi önlenmeli, mümkünse kantinlerde satılanlar denetlenmeli
    • Asansör yerine merdiven kullanılmalı
    • Yakın mesafelere yürüyerek gitmeli
    • Televizyon ve bilgisayar başında geçirilen süre kısıtlanmalı
    • Her fırsatta ve hafta sonları spor yapmalı
    • Beden eğitimi dersleri özendirilmeli ve artırılmalı
    • Çocuklar erken yaşlardan itibaren anne ve babalarının beslenme tarzını taklit ettiğinden, ebeveynler olarak iyi örnek olunmalı

    Ay Ay Bebek Gelişimi – 8. Ay Bebek Gelişimi

    - Şubat 7th, 2010

    bebek-gelisimi-8-ayBebeğiniz sekizinci ayında,yeni şeyler keşfetmek için yola çıkmaya hazırdır,çünkü çevresine olan ilgisi ve merakı iyice doruğa çıkmıştır.Henüz güven duygusu oluşmadığından, dünyayı kendi tanıması gerekmektedir.Gördüğü her şeyi bir an önce keşfetmek isteyeceğinden, yaptığının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini henüz akıl edemez.Evin içinde sürekli ordan oraya hareket eder,eline geçen herşeyi hiç düşünmeden yere atar hatta ısırır ve çeker.

    Bebeğiniz artık emeklemeyi çok iyi öğrenmiştir ve hareketleri de iyice ustalaşmıştır.Kimi bebekler Çok hızlı emekler bu yüzden onları takip etmek çok zor olur.Özellikle kapıları açıp kapatırken çok dikkat ediniz ;Çünkü çoğu bebek,kapı arkasında durmaya bayılır. Kapı aralıklarına parmaklarını da koyarlar, bu onlar için oldukça eğlencelidir.Fakat çok dikkatli olmazsanız parmağının kapıya sıkışmasına neden olursunuz.

    Artık destek almadan da uzun bir süre oturabilirler.Emekleme kasları gittikçe kuvvetlenen bir bebeğin ayağa kalkmasıda çok kolay olacaktır. Otururken,ayağa kalkmak onun için çok zor olsada bunu deneyerek başaracaktır,çünkü henüz elini nereye koyacağını, ağırlığını nereye yükleyeceğini ve ne zaman ayaklarını kullanacağını anlayamaz.

    Bunları yaparken bulunduğu odanın boş olmasına dikkat edin ve hiçbir şekilde ona karışmayın bırakın hata yapa yapa doğruyu kendi bulsun. Ayağa kalkmayı başardıktan sonra ne yapması gerektiğini uzun bir süre düşünecek,sonra da tek eliyle tutunarak durmayı, ve hangi ayağına yüklenmesi gerektiğini öğrenecektir.Bunlar onun adım atmasına birer hazırlıktır. Ayrıca hangi mobilyaların kendisini taşıyıp,taşıyamıyacağınıda bu sayede öğrenir.

    Kısa bir süre sonra da kendini kanepe dayıyarak, iki elini de bırakır.Ayakta dik durmayı tam olarak beceremez bu ancak bazı zamanlarda gerçekleşir.Ayaktayken yere otuması birkaç haftayı bulabilir. Bunu yaparkende bağırarak sizden yardım isteyecektir.Ayakta durmayı ona öğretemezsiniz,yalnızca oturmaya çalışırken belinden tutup öne doğru eğebilir ve dolayısıyla kalçasına dayanarak oturmasına yardım edebilirsiniz.Çok da müdahale etmeyin,çünkü sizin yardim ettiğinizi düşünerek hiç çabada sarfetmeyebilir.

    Bu dönemde yemek düzenini tahmin etmek çok zordur,çünkü haftadan haftaya bu değişebilir. Bazı bebekler kendi yemek yemek istemezken bazıları ise yemek işini kendi kendine becermeyi tercih eder.Kimi bebek vardır ki kendi tabağındaki yemeği yemeyip, sizin tabağınızdaki yemeğe el atar.Diş çıkartırken çoğu bebeğin yemeğe olan ilgiside azalır. Bu konuda çok katı olmayın,böyle zamanlarda bebeğin istediğini yapın ve zorla yemek yedirmeye çalışmayın.

    Artık uyku saatlerini de tahmin etmek bir hayli zordur.Bazı bebekler 14-15 aylığa kadar gündüzleri iki kez uyusa da, birçoğu sadece bir defa uyuyabilir.Bu bebeğinizin gündüzleri çok hareket edip etmemesiylede bağlantılıdır.Çok yorulmuşsa uykusunun saatini biraz daha uzatabilir.

    Bebeğinizin kendi başına tekrar uyuyabilmeyi öğrenmesi için zamana ihtiyacı vardır.Uyandığı zaman çok şiddetli ağlıyorsa onunla yumuşak bir tonda konuşun,ona sarılın,onu sallayın;böylece rahatlıyacaktır, çünkü ağladığı sürece uyuyamaz.

    Artık bebeğiniz nesneleri parmaklarının arasına koyup,tutabilir.Ay sonunda kırıntıları veya küçük nesneleri eline alabilir. Bu önemli bir aşamadır çünkü iki parmağı kullanabilmek insanı hayvandan ayıran önemli özelliktir.
    Bebeğiniz artık bir nesneye uzanıyor,onu tutabiliyor,ve bırakabiliyordur. Eliyle neler yapabileceğini artık çözmüştür ve tuttuğu nesneye rahatlıkla adapte olabiliyordur.25 cm uzağa kadar her şeye uzanabilir. Uzanmak,onun için etrafı keşfetmekte büyük bir etkendir. Artık istediği şeyleride rahatlıkla işaret edebilir ve parmağınızla gösterdiğiniz bir nesneyi gözleriyle takip eder. Detaylara o kadar çok önem verir ki,odaya yeni koyulan eşyayı hemen fark eder.

    Bebeğinizin evdeki en sevdiği yerlerden biride mutfaktır, çünkü orada onu irili ufaklı bir sürü eşya , yiyecek ile dolu dolaplar,boşaltılmayı bekleyen çekmeceler beklemektedir.Siz raflardaki kırılacak eşyaları,kesici aletleri yerinden kaldırırsanız tehlikelerin yarısını önlemiş olursunuz.Plastik kapları oynaması için ortalığa bırakabilirsiniz, ancak unutmayın ki o bir süre sonra diğerlerini de isteyecektir. Çekmece ve dolapların kapaklarını açmasını istemiyorsanız ufak kilitler yapabilirsiniz.Çöp kutularınıda ortalık bir yere bırakmayın çünkü bebekler çöp kutularına bakmayı ve karıştırmayı çok severler.

    Bebeğiniz ilk kelimesini söylemeden çok önce dil gelişimi zaten oluşmaya başlamıştır.O size cevap veremese bile onunla sürekli sohbet edin.Ona bilinen,basit şeyler anlatın,hala daha ne dediğinizi anlamasada çıkardığınız ses ve ritimlerden anlam çıkarmaya çalışıcaktır. Çıkardığı sesler size çok anlamsız gelsede,aslında bu duyduğu bir sesin taklididir.

    Bundan sonra ki aylarda da bebeğiniz sürekli gelişim içinde olacaktır. Bu dönem geçtikten sonra bebeğinizle bir daha hiç bu kadar yakın olamayacağınızı da unutmayın..

    8.AY DÖNÜM NOKTALARI – SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL

    • Hoşuna gitmeyen nesneleri iter.
    • Anne ve babasına bağlıdır: yabancılar onu korkutabilir.
    • Aynadaki görüntüsü çok hoşuna gider ona güler, vurur ve onu öper.
    • Bütün ilgiyi kendisine çekmek için bağırır
    • Baş ve işaret parmaklarını kullanarak nesneleri tutmayı öğrenmiştir.
    • Bir nesneye doğru bakarken diğer bir nesneyi de tutabilir.
    • İşaret ettiğiniz yöne doğru bakar.
    • İleriye ve geriye doğru emekler.Elinde bir nesne varkende emekleyebilir.
    • Mobilyalara tutunarak ayakta durabilir.
    • El sallayabilir ve ellerini çırpabilir.
    • Her şeyin tadına bakmak ister.
    • Daha önce yapmış bir olayı hatırlayabilir.
    • Nesneleri dış, üç boyutlu objeler olarak algılar.
    • Öğrendiği yeni bir davranışı,bildiği davranışlarla birleştirir.
    • “Anne” ve “baba” kelimesini artık bilinçli olarak söyler.

    Emzirmeyi bırakmak gerekirse nasıl bir yol izlemeli ?

    - Ocak 8th, 2010

    emzirmeyi-birakmakBu konuda birçok kitapta, çocuk sağlığını ilgilendiren profesyonel sitede çok farklı yöntemler sayılmaktadır. Ben annelerle yaptığım görüşmeler, kitaplar ve kızımın yaşadıklarını harmanlayarak hepsinin de doğru olduğunu düşündüğüm birkaç farklı yol öneriyor, seçimi sizlere bırakıyorum:

    Önce gündüz sonra gece emzirmelerini bırakabilirsiniz. Bir süre gündüz ememeyip dertlenecektir ama bebeği gündüz oyalanmak daha kolay olacaktır. Emmeden de can sıkıntısını ve açlığını giderebildiğini gören bebeğin özgüveni gelir, iştahı açılır. Gece uykuya dalarken emmeye devam etmesine izin verilir.

    Yavaş yavaş azaltma metodu: Bazı bebekler çok ısrarcı ve inatçı oluyorlar. Bunlarda da bu yöntemi öneriyoruz. Abartılı bir şekilde günde 12 kez emen bebeğin emme sayısını zamanla 2-3’e inmek sonra da kesmek önerilir.

    Birden kesme: En az önerdiğimiz yöntem olup seyrek emen bebekler için önerilir.

    Göğüslerde biriken süt sizi rahatsız etmesin:

    Bebek memeyi emmeyince süt üretimi de azalır ama yine de bir süre daha süt gelecektir. Bu süreçte göğüslerde süt oluşumunu azaltmak için sütyenin kopçası biraz daha dar olacak şekilde takılabilir. Sütün fazlası sağılarak ya atılır ya da bebeğe verilir (Göğüsleri tam olarak boşaltmayın! Tam boşalma, yeniden süt oluşumunu tetikleyebilir). Süt biriken göğüsteki ağrıyı azaltmak için ağrı kesiciler alınabilir.

    Bebeğin sütten kesilmesi

    - Ocak 8th, 2010

    sutten-kesmeEğer bebeğiniz 18 ayı geçtiği halde hala sık sık emiyor ve ne zaman isterse meme alabiliyorsa artık kontrolü ele almanın zamanı gelmiş demektir. Biberon da alıyorsa kendisini artık tehlikeli bir döneme girmiş sayabilirsiniz. Çünkü bir bebek bu yaştan sonra sık sık emmek istiyor ve amacına ağlaya sızlaya da olsa ulaşabiliyorsa bir yerlerde hata yapıyorsunuz demektir. Oysa 2 yaşa kadar emzirmeyi önermiyor muyduk? Evet, ama zaten burada 18 aylıkken emzirmeyi kesmenizi istemiyoruz ki… Günde 3-4 defa kısa sürelerle emzirmenin yeterli olduğunu söylüyoruz. Bebek anne sütü ile tıkanıyor, her sıkıntısını, korkusunu, can sıkıntılarını dahi emerek gideriyorsa, giderek size bağımlı hale geliyor ve öz güvenini geliştiremiyor demektir.

    Bu kadar sık emen bir bebeğin başına neler gelebilir?

    • Ek gıdaları reddeder, iştahı kapanır.
    • Kansızlık gelişir;
    • Anneye bağımlı olur,
    • Gece sık uyanır ve kendi kendine dalma becerisi geliştiremez.
    • Biberon da alıyorsa diş çürükleri gelişir; obezite riski doğar
    • Elinde devamlı biberonla dolaşan bir oyun çocuğunun yaşıtları ile ilişki kuması güçleşir. Çünkü eli ve ağzı sürekli meşguldür.

    Anne sütünün bebeğin zeka gelişimi üzerindeki etkileri

    - Ocak 7th, 2010

    anne-sutu-zeka-gelisimiAnne sütü çocuğun tüm gereksinimlerini karşılamaktadır. Yapılan çalışmalarda anne sütünün üstünlüklerine her gün yenileri eklenmektedir. Mama firmaları ürettikleri mamalara doymamış yağ asitleri, taurin, selenyum, nükleotid, prebiyotik maddeler vs koysalar da hala anne sütü alan bebeklerdeki yüksek zekâ ve gelişimsel üstünlükleri sağlayamamışlardır.

    Anne sütü yalnızca çocuğun beslenmesi ve büyümesi için değil gelişiminin sağlanması için de gereklidir (büyüme kilo alıp boy atma, gelişme ise her yönden olgunlaşma anlamındadır). Anne sütü ile beslenen bebeklerin daha erken aylarda yürüdükleri, 18 aylıkken yapılan gelişim testlerinin daha fazla olduğu saptanmıştır. Anne eğitimi, annenin sigara ya da alkol kullanımı, sosyoekonomik durum, çocuğun cinsiyeti, doğum ağırlığı etkileri kontrol edilerek yapılan analizlerde de anne sütü alan çocukların zekâ katsayıları daha yüksek bulunmuştur. Anne sütü alan bebeklerin konuşma sorunlarının daha az olduğu ve matematik puanlarının daha yüksek olduğu bildirilmiştir.

    Anne sütü alan çocukların daha iyi gelişmesinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bu durum büyük bir olasılıkla anne sütündeki protein ve yağların bebeğin beyin gelişi için en uygun miktarda ve yapıda olmasına bağlıdır.

    Taurin anne sütündeki büyüme düzenleyici faktörlerden biridir ve hücre zarının bütünlüğünü sağlayıp ve retina yıkımını önler. İnek sütünde beyin gelişimi için gerekli aminoasitlerin (taurin gibi) miktarı azdır.

    Anne sütündeki uzun zincirli doymamış yağ asitlerinin ve sinir büyüme faktörlerinin beyin gelişiminde rolü olduğu düşünülmektedir. Halk dilinde “ilk ağız sütü“olarak bilinen kolostrum, uzun zincirli doymamış yağ asitleri ve esansiyel yağ asitleri bakımından çok zengindir ve beyin gelişimi, miyelinizasyon (sinir hücrelerini koruyucu kılıf oluşumu), retina işlevleri ve hücre çoğalmasının normal olmasında rol oynadığı öne sürülmektedir. Miyelinizasyon gebeliğin son haftalarında ve doğumdan sonraki ilk 6 haftada çok hızlıdır. Miyelinizasyon için gerekli yağ asitlerinin sentezi yenidoğan bebeklerde ve özellikle prematürelerde ilk birkaç haftada yeterli değildir ve dışarıdan alınması gereklidir.

    Anne sütünde aynı zamanda sinir büyüme faktörü de vardır ve bu faktör sinir hücrelerinin canlılığını sürdürmeleri ve gelişmeleri için gereklidir. Diğer canlıların sütlerindeki büyüme faktörlerinin tip ve miktarlarında büyük farklılık vardır.

    Anne sütü ve prebiyotikler

    - Ocak 6th, 2010

    anne-sutu-prebiyotiklerAnne sütünde besin bileşeni olarak prebiyotiklerin de bulunduğu bilinmektedir (Stahl ve arkadaşları, 1994) Ana maddesi Oligosakkarit adlı bir molekül olan anne sütü prebiyotiklerinin ana görevi bebeğin bağırsaklarında sağlıklı bakteri florasının oluşumunu sağlamaktır. Sağlıklı flora bakterilerinin çoğunluğunu bifidobakteriler denen bir grup bakteri oluşturur. Yani oligosakkaritler anne sütü ile beslenen bebeklerde bifidobakteri gelişimini destekleyerek prebiyotik etkiyi sağlar.

    Bifidobakteri ve barsak florasının önemi

    İnsan bağırsaklarında normalde 1012 adet/gram yoğunluğunda bakteri yaşar ( Yani her 1 gramda 1.000.000.000.000 yani 1 trilyon bakteri). Bu 400 çeşit bakterinin bazılarının normalde ağır hastalıklar ve enfeksiyonlar yapma potansiyeli olduğu halde zararlı bakterilerin durdurulması, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, sindirimin kolaylaştırılması ve bazı vitaminlerin üretilmesi gibi yararlı etkileri de vardır. Bu açıdan barsak florasında yaşayan bakterilerin iyi dengelenmesi son derece önemlidir.

    Oysa yenidoğan bir bebeğin ilk kakası mekonyum denen simsiyah yapışkan bir kaka olup içinde hiç bakteri yoktur. Normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin vajinadan geçerken anneden aldıkları bakteriler bebeğin bağırsak florasını oluşturmaya başlar. (Heine ve ark. 1998, Gewolb ve ark. 1999) Anne sütü alımı ile bağırsaklarda bifidobakteri ağırlıklı flora oluşmaya başlar. Sadece anne sütü ile beslenenlerde barsak florası %90 – 99 oranında bifidobakterilerden oluşmaktayken farklı gıda alan bebeklerde bu oran % 60’lara kadar inmektedir. (Kleesen ve ark 1995)

    Bifidobakterilerin yararları:

    • Bağışıklık sisteminin olgunlaşmasını sağlar
    • Hastalıklara yol açan bakterilerin bağırsaklara yerleşmesini engeller
    • Bağırsak içi asit yapısının artışını sağlayarak zararlı bakteri yerleşimini engeller
    • B vitaminlerinin sentezlenmesini sağlar
    • Sindirime yardımcı olur

    Anne sütü ile uzun süre beslenen bebeklerde daha az solunum ve sindirim sistemi hastalıkları ile alerji görülmesi bifidobakterilerin de rolü olduğu düşünülmektedir.

    Emzirmeye engel olan ve olduğu düşünülen durumlar

    - Ocak 6th, 2010

    emzirmeEmzirmeye engel olduğu düşünülen durumlar :

    1. Bebeğin aşırı ağlaması ve huzursuzluğu: Gerçekten bazı bebekler doğduğu günden itibaren yapı olarak sıkıntılı ve huzursuz olabilmektedir. Ana rahminin huzurlu, sıcak, sessiz, karanlık ortamından sonra dış dünyaya uyum sağlamakta güçlük çeken bu bebeklerde bir de 2-3 haftalıkken gaz sancısı başladıysa işler iyice güçleşir. Bu bebekler sürekli aranma halindedir ve mama ile de gerçekten bazen rahatlayabilirler. Ama bu, mama verilmesi gerektiği anlamına gelmez! Bu bebekler de eğer anne sütü ile iyi kilo alıyorlarsa, kaka ve çişleri yeterli ise mama başlanmamalıdır. Sallanmaksızın gaz sancıları giderilmeye çalışılmalı, ana olmanın getirdiği zorluklar ve yüke rağmen bu kadar emek sarf edilen bebeklere mama vererek anne sütünün 30 milim bile daha az alınmasına engel olunmalıdır. Ama eğer annede de gebelik hüznü veya loğusalık depresyonu varsa işler iyice güçleşmektedir. Anneye ev işlerinde ve bebek bakımında yardım edilmeli, amme manen mutlaka rahatlatılmalı ve dinlendirilmelidir.
    2. Memelerde süt birikmesi: Bazen bebek yeteri kadar ememez -ki bu daha çok emzirmeye geç başlandığında veya bebek memeyi tam boşaltamadığında görülür; memelerde süt birikmeye başlar. Bu da bir kısır döngüyü başlatabilir. Memeler dolgun ve gerginleşir. O kadar ki, bebek memede var olan sütü çekecek kadar vakum yapamaz. Süt daha da birikir… Bu durumda annede meme ağrısı, ateş, bitkinlik ortaya çıkar. Buna halk arasında süt ateşi denmektedir. Böyle bir durumda bebek emmekte zorlanıyorsa memedeki fazla süt bebek emzirilmeden önce pompa ile bir miktar sağılır. Bebek yumuşayan memeden daha kolay emecektir. Ağrı kesiciler, sıcak banyolar ve memeye sıcak kompres de anneyi oldukça rahatlatır.
    3. Mastit: Memede süt bezlerinin iltihabıdır. Nedeni iyi tedavi edilmemiş meme başı çatlaklarından mikrop yayılması veya tıkalı süt kanallarının ikincil enfeksiyonudur.Memelerde şişlik, kızarıklık, şiddetli ağrı vardır. Tedavide antibiyotik kullanılması gerekebilir ama emzirmeye engel değildir. Tam tersine kısa ve sık emzirmeler ile öncelikle mastitli meme sütün boşaltılması önerilir. Yine süt ateşindeki gibi sıcak kompresler ve ağrı kesiciler yararlıdır.
    4. Süt kanalı tıkaması: Süt kanalı tıkanmasında meme üzerinde kanal boyunca unca sucuk gibi bir kitle ele gelir. Hafif ağrılıdır. Emzirme sırasında kitle boyunca meme başına doğru masaj yapılması, sık emzirilmesi, emzirmeye o memeden başlanması ve yine sıcak kompresler yararlıdır.
    5. Meme başı yaraları: Özellikle bebeğin ilk emme çalışmaları sırasında meme etrafındaki kahverengi halka değil de sadece meme ucu ağzına verildiyse, meme ucunda hafif olarak başlayan tahriş giderek artmakta ve artık zamanla dayanılmaz hale gelmektedir. Onun için doğumdan önce emzirme konusunda bilgilenmeye çalışın ve nasıl karın çatlakları için kremler sürmeye doğumdan önce başlıyorsanız, meme bakımınızı da yapın. Ama eğer çatlaklar başladı ise;
    • Meme ucunun iyileşmesini sağlayacak kremler, memenin sutyen ve çamaşırlara sürtünmesini önleyecek “koruyucu kalkanlar” kullanmayı öğrenin (Doktorunuza sorunuz).
    • Emzirmeye daha az ağrıyan memeden başlayın.
    • Kısa ve sık emzirin ki bebek çok acıkıp güçlü çekmek zorunda kalmasın ve canınızı çok yakmasın.
    • Parasetamol grubu ağrı kesiciler de kulanın

    Emzirmenin gerçekten sakıncalı olduğu durumlar: Meme başını çökük olması, süt kanallarının kanması sonucu süt kisti oluşması emzirmeye engel değildir. Tam tersine emzirme ile boşalacağından anneyi rahatlatır.

    Emzirmenin gerçekten yasak olduğu durumlar:

    1. Annenin aktif tüberkülozlu oluşu (ancak hastalık tedaviye başlanıp bulaştırıcılık ortadan kalktıktan sonra yani 15–20 gün içinde tekrar emzirmeye izin verilir)
    2. Meme apsesi (Doktorunuza danışın, bazen abse bile emzirmeye engel değildir. Ağrı çok şiddetli ise 2–3 saatte bir pompa ile süt boşaltılmalıdır)
    3. Annenin süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaçları kullanması gereken (kanser ve psikotik ilaçlar) hastalıkları ve Annenin uyuşturucu kullanması

    Bebeğin emmesinin yeterli olduğu nasıl anlaşılır ?

    - Ocak 6th, 2010

    bebek-emzirme1Yeni doğmuş bir bebeğin emme refleksi ilk 20–30 dakikada son derece güçlüdür. Bu arada emzirilen bebeğin emme refleksini devam ettirmesi daha kolaydır. Bu süre kaçırılırsa emme refleksi zayıflar ve bebek 1- 2 gün emme tembelliği gösterebilir. Bu nedenle sezaryenle bile doğmuş olsa bebeğin ilk yarım saatte emzirilmeye çalışılmasını öneriyoruz.

    Emmesi yeterli olan bebek aşağıdaki maddeler sonucu anlaşılabilir:

    1. Günde 8–12 kez emmelidir.
    2. Kakası günde en az 3–4 kez olmalıdır
    3. Kaka miktarı en az 1 çorba kaşığı kadar olmalıdır.
    4. Üçüncü günden sonra kaka rengi altın sarısına dönmeye başlamalıdır.
    5. Emerken yutkunmaları ve ritmi kulağa gelmelidir.

    Anne sütü hakkında yanlış bilinen konular

    - Ocak 6th, 2010

    anne-sutu-hakkindaki-yanlis-bilinenlerToplumumuzda her şeyde olduğu gibi anne sütü hakkında da bir takım batıl inanışlar ve önyargılar vardır. Bunların kaynağında “modernleşme” kaygısı ve “bebeğe yetememe” endişesi olduğunu sanıyoruz. Modernleşme ve ekonomik olarak bir üst basamakta bulunma sayesinde para ile alınabilecek hazır mamaların anne sütüne üstün olabileceği düşüncesi günlük hayatımızda biz doktorların sık rastladığı bir “safsata”dır.

    Aşağıda anne sütü hakkındaki bazı yanlış bilgileri sıraladık:

    1. Mamalar anne sütünden daha faydalı sanılmaktadır: Yanlış! Mama üretim teknolojisi ne kadar iyi olursa olsun anne sütü yerine geçemez. Yanlış!
    2. Emziren kadının memeleri çirkinleşir! Yanlış!
    3. Annenin hastalıkları sütle bebeğe geçer! Yanlış!
    4. Bebeğin süt emmemesi halinde memede biriken süt bozulur, sağılıp atılmalıdır! Yanlış!
    5. Özellikle çalışan anneler için: Göğüslerde bekleyen süt kesinlikle bozulmaz, ekşimez. Sabah işe gidip akşam emzirirseniz bebeğe bozuk süt vermiş olmazsınız.