Bebek Hastalıkları Kategorisi için Arşivler

    Anal Stenoz – Makat Darlığı Nedir ve Tedavisi

    - Nisan 25th, 2011

    makat-darligi-anal-stenozAnal darlık, makat darlığı olarak da bilinen anal stenoz hastalığı bebeklerin bazı dönemlerde yaşayabildiği ve oldukça zor günler geçirmelerine neden olan bir rahatsızlıktır. Bu yazıda makat darlığı, anal darlık, anal stenoz hakkında bilmeniz gerekenleri, nedenleri, belirtileri ve tedavisi hakkında gerekli bilgileri bulabileceksiniz.

    Makat darlığı ile ilgili olarak Uzm Dr Erdem UZUNOĞLU bilgilerini şöyle aktarıyor;

    Kızım Duru ilk günlerden itibaren çok gazlıydı. Normalde koliğin başlaması yaklaşık 3. haftada olmalıydı ancak Duru ilk haftadan itibaren deliriyordu. Bir sabaha karşı (sanırım 8 veya 9 günlüktü) çığlığı ile uyandık. Çocuk doktoru olarak nice gazlı bebeği takip etmiş biri olmama rağmen ben bile korktum. Bir baktık ki karnı davul gibi ve delicesine çığlıklar atıyor. Hemen elime bir tıbbi eldiven geçirip anal muayene yaptım. Parmağım zor girdiği gibi elimi çektiğim anda kakası gazla beraber 1 metreye fışkırdı. Dakikalar içinde de rahatladı: Kızımızda anal darlık vardı…

    Anal Stenoz – Makat Darlığı Hakkında Belirtileri
    Sindirim sisteminin son kısmı anüstür. Anüs aslında halka şeklinde bir kas grubudur. Anüsün hemen içerisindeki düz bağırsakta biriken dışkının basıncı belli bir dereceye ulaşınca düz bağırsak kasılır, anüs gevşer ve dışkılama cereyan eder. İşte basitçe anal darlığı özetlemek istersek anüsün gevşeyememesidir. Bunun nedeni ise anüs kapatıcı kasların en içte bulunan sfinkter denen halkasının sert ve sıkı olmasıdır. İç basınç çok yüksek değerlere çıkınca az miktarda gazla beraber dışkı atılır ama basıncın düşmesiyle beraber anüs hemen sıkışır. Bebek, kakasının tamamını yapamadığı ve gazını da tam olarak çıkaramadığı için rahatlayamaz. Burada bebeğin sık sık ama az az kaka yaptığını, gazının beklenenden şiddetli olduğunu, kakanın fışkırır gibi çıktığını görüyoruz. Birçok aileyi ve hatta hekimi yanıltan, bebeğin uzun süre kaka yapmıyor olmamasıdır. Bebek bu yaşta sadece anne sütü veya mama aldığı için kaka kıvamı cıvık olduğundan kakayı güç bela da olsa sık sık yapar, bu da doktora ve aileye “kabızlık değil” dedirten bir faktördür.

    Kesin tanı için anüs parmakla muayene edilmelidir. Hastalık, anal halkanın doktorun parmağını sıkma derecesine göre hafif, orta veya ağır olarak ayrılır. Burada kafa karıştırabilecek birkaç noktayı vurgulamak gerektiğini düşünüyorum: İlk olarak doktorun bu konuda bilgili ve tecrübeli olması önemli. Hiç anal muayene yapmamış, bu konuyu tam bilmeyen bir hekim, doğal olarak yanılabilir. Ayrıca hekimin elinin iriliği de önemlidir. Son olarak anal darlığın olup olmadığı, varsa derecesi de parmak ucunun hissedilmesine bağlı olduğu için bazılarına göre subjektif olarak kabul edilmektedir.

    Anal Stenoz – Makat Darlığı Tedavisi
    Hafif darlık vakalarında tedavi gerekmeyebilir. Zamanla sıkıntının devam edip etmediği yakından gözlenip gerekirse 2 hafta sonra anal muayenenin tekrarı gerekir.Orta ve ağır derecede darlıkların tedavisinde ise anal kanalı genişletecek ve anal sfinkteri gevşetecek dilatasyon işlemi gerekir. Dilatasyonun nasıl yapılacağını burada açıklamayı doğru bulmuyorum; maalesef bilinçsiz bazı ailelerin internetle tanı koyup kendi kendilerine tedavi yaptıklarına tanık oldum. Bundan dolayı emin olamıyorsanız mutlaka bir çocuk cerrahına danışın.

    Kaynak: Uzm Dr Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, anal stenoz nedir, anal stenoz belirtileri, anal stenoz tedavisi, makat darlığı nedir, makat darlığı belirtileri, makat darlığı tedavisi, anal darlık nedir, anal darlık belirtileri, anal darlık tedavisi hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    ASD – Atrial Septal Defekt Belirtileri ve Tedavisi

    - Mart 7th, 2011

    atrial-septal-defekt-asd

    ASD yani Atrial Septal Defekt, kalpte delik olarak adlandırılan hastalıklardan en bilinenlerden biridir. Delik bu kez, kalp kulakçıklarını ayıran duvar üzerinde yer alır. Hemen hemen bütün ASD (Atrial Septal Defekt) vakaları, tabii eğer zamanında saptanırsa, başarıyla tedavi edilebilmektedir.

    ASD Nedir? Atrial Septal Defekt Nedir?
    ASD, Atrial septal defekt denen bu durum kalbin atrium denen kulakçıkları arasında bulunan septum adlı bölmede delik oluşmasından dolayıdır. Sol kulakçıktaki oksijence zengin kan delik yoluyla sağ kulakçıktaki oksijence fakir kanla karışmaktadır. Böylece sağ kulakçığa hem damarlar yoluyla doğal yoldan kan gelirken hem de sol kulakçıktan delik yoluyla kan dolmaktadır. Ortaya çıkan fazla hacimli kan, sağ kulakçıktan da sağ karıncığa; sağ karıncıktan da kalbe doğru pompalanır. Kalbe fazla hacimli kanı pompalamak zamanla hem sağ karıncığın kalınlaşıp büyümesine neden olur hem de akciğer atardamarlarının basıncında artışa sebep olabilmektedir.

    ASD’de (Atrial Septal Defekt) delik boyu küçük, orta veya büyük olabildiği gibi, yeri de bu bölmenin değişik bölgelerinde olabilmektedir. ASD’nin belirtileri deliğin bulunduğu yeri, büyüklüğü ve sayısına bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Tedavi de bu faktörlere bağlı olarak elbetteki değişiklikler göstermektedir.

    ASD bazen çok karmaşık kalp anomalilerinin bir parçası olarak da görülebilmektedir. Kızlarda erkeklerden daha fazla görülmesinin nedeniyse henüz bilimsel olarak saptanamamıştır.

    ASD (Atrial Septal Defekt) Nedenleri Nelerdir?
    ASD’nin (Atrial Septal Defekt) henüz kesin bir nedeni bilinememektedir. Emriyonun kalbi gelişirken karşılaştığı bazı ilaç, ışın, alkol vb. ile ASD olabileceği varsayılmaktadır. ASD ile birlikte seyreden bazı genetik anomalilerin de olduğu bilinmektedir ancak her ASD’de bu genetik anomaliler görülemeyebilmektedir.

    ASD, Atrial Septal Defekt Belirtilieri :
    Daha önce de söylediğimiz gibi ASD’nin (Atrial Septal Defekt) belirtileri deliğin yeri, büyüklüğü ve sayısına bağlı olarak değişiklik gösterir. Çoğu vakada hastada hiçbir belirti görülmemetedir. Büyümesi, gelişimi normal olup atlar zıplar. Peki bu vakalarda tanı nasıl konur? Rutin muayenelerde kalpte üfürüm duyulması ile ASD’den şüphelenilip yapılan tetkiklerle ancak tanı konulabilmektedir.

    Ancak ASD (Atrial Septal Defekt) daha genişse, kalpte basınç ve hacim yüklenmelerine neden olarak aşağıdaki belirtileri vermeye başlar:

    • İştahsızlık, kilo alamama,
    • Sık nefes alma, nefes darlığı,
    • Çabuk yorulma,
    • Sık akciğer enfeksiyonları (mesela zatüre)

    ASD, Atrial Septal Defekt Teşhisi Nasıl Konulur?
    Hemen her vakada olduğu gibi kalpte üfürüm duyulursa pratisyen hekim veya çocuk doktoru üfürümün yeri, şiddeti vs göz önüne alarak hastayı eko yapılması için kardiyoloğa gönderip göndermeyeceğine karar verir. Kalp hastalığından şüphe edilirse göğüs filmi alınır, EKG çekilir ve ekokardiografi çekilmesi gerekebilir.

    ASD, Atrial Septal Defekt Tedavisi :
    Tedavi, ASD Atrial Septal Defekt tanısı konduğu andaki hastanın yaşı, ASD Atrial Septal Defekt büyüklüğü ve kalbin durumuna bağlıdır. Bebekken yakalanan çok küçük ASD’ler Atrial Septal Defekt kendiliğinden kapanır ve ameliyat gerekmez. Daha büyük ASD’ler Atrial Septal Defekt kalp kateterizasyonu ile kapatılabilir. Açık cerrahi gerekmeksizin, kateterle kasık damarlarından girilerek deliğin kapatılması mümkün olabilmektedir. ASD Atrial Septal Defekt tedavisinde nadiren açık kalp cerrahisi gerekebilir.

    Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, asd nedir, asd belirtileri, asd tedavisi, asd sekundum, atrial septal defekt nedir, atrial septal defekt belirtileri, atrial septal defekt tedavisi, atrial septal defekt sekundum, atrial septal defekt ppt, atrial septal defekt asd, atrial septal defekt ameliyatı, kalpte delik belirtileri, kalpte delik tedavisi, kalpte delik ameliyatı hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Çocuklarda kekemelik nasıl tedavi edilir?

    - Mart 3rd, 2011

    Kekemelik ve Kekemelik Nedenleri

    cocuklarda-kekemelik-tedavisiKonuşmanın akıcılığı ve ritminin, duraklamalar, tekrarlar, uzatmalarla ve bazen bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır. Erken çocukluk döneminde başlayan kekemelik bozuklukları genellikle değişken bir seyir izler. Çocuğun konuşmasındaki takılmalar zaman zaman artar zaman zaman azılır ve hatta birçok çocukta tamamen geçtiği dönemler olur. Kekemelikteki bu dalgalanma ve değişkenlik çocuğu kez ebeveynlerin kafasını karıştırır ve aile beklemek ya da bir uzmana başvurmak konusunda kararsız kalabilir.

    Kekemelik Tedavisi

    Genellikle ebeveynler kekemeliğin iyice şiddetlendiği dönemde çocuğu bir uzmana götürme eğilimi gösterirler. Bu konuda yapılacak en doğru şey, çocuğun konuşmasında bir farklılık sezinlediklerinde vakit kaybetmeden bir dil ve konuşma terapistine başvurup, çocuğun kekemeliğinin tipi, şiddeti ve derecesine ilişkin bilgi almak, daha da önemlisi bu dönemde çok mühim olan çevresel düzenlemelere ilişkin uzmandan bilgi alıp, çocuğu takip etmek yönünde olmalıdır. Ergenlik ve yetişkinlik döneminde ise, kişiyi terapi alması yönünde zorlamamak, bu konuda ikna etmeye çalışmamak, kendi istediği zamanda bir konuşma terapisti ile çalışabileceğine ilişkin bilgi vermek yönünde olmalıdır.

    Kekemelik Nasıl Geçer?

    Üst düzey bir kekemelik söz konusu ise öncelikle ailelerin hemen bir uzmana başvurmaları gerekmektedir. Bu durum fizyolojik bir rahatsızlıktan kaynaklı da olabilir. Kekemeliklerin büyük oranı ergenlik dönemi ile birlikte %80 oranında iyileşmektedir. Kekemelik daha çok çocukluk döneminde, diğer insanlarla daha çok iletişim kurdukça iyileşme periyoduna girilebilmektedir.

    Kaynak: Psikolog Özlem Akgün BİLGİLİ

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, kekemelik, kekemelik nasıl geçer, kekemelik tedavisi, kekemelik nedenleri, kekemelik tedavi merkezleri, kekeleyen çocuklar nasıl bir eğitim almalı, kekemelik türleri hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Astım – Astımda Remodelasyon

    - Şubat 28th, 2011

    astim-remodelasyonGenetik bir astımlı olarak üzülerek söylüyorum ki astım, “tam şifa”nın olmadığı kronik bir akciğer hastalığıdır.

    Hava yollarında, enflamasyon denen mikrobik olmayan bir iltihabi reaksiyon vardır. Uluslararası astım çalışma grubu GINA astım hastalarını hafiften ağıra doğru 4 dereceye ayrılmıştır. Her derecenin de enflamasyon düzeyi bir öncekinden artarak devam eder. Yıllar boyunca astımlı hastaları izlemiş olan GINA araştırmacıları görmüşler ki iyi kontrol edilmeyen astım vakalarında zamanla enflamasyon giderek artmaktadır. (astımda hava yollarındaki enflamasyon hakkında aşağıda açıklama bulabilirsiniz).

    Remodelasyonda astımlı akciğerin yapısı yavaş yavaş değişmekte yani “yeniden modellenmektedir”. Bu da daha yüksek dozda ve daha fazla çeşitte ilaç kullanımını gerektirir. Remodelasyon, daha çok orta ve ağır astımlılarda görülen bir süreçtir. Ancak hafif ve orta derecede astımlılarda ise düzensiz tedavi veya tetikleyicilerden (sigara, polen, ev tozu akarı vs) sakınılamama durumlarında yıllar içinde remodelasyon baş gösterecektir.

    Astım Remodelasyon nasıl anlaşılır?
    Remodelasyonun çocuklarda anlaşılması için yaşı uygun hastalarda solunum fonksiyon testi yapılması gerekir. Remodelasyon durumunda yıllar içinde solunum fonksiyonlarında bozulma ortaya çıkmaktadır. (Solunum fonksiyon testleri için BKZ: Astım tanısı)

    Astım Remodelasyondan korunmak için ne yapabilirsiniz?
    Çocuklarınıza düzenli ve uzun süre ilaç kullanmayı ihmal etmeyin:
    Her bireyin akciğerinin ihtiyaç duyduğu ilaç düzeyi farklıdır. Yani 8 yaşındaki bir kız ile 2 yaşındaki bir erkek çocuğu aynı miktarda ilaca ihtiyaç gösterebilir. Önemli olan, bünyesine uygun dozda ilacı en uzun süre ama aralıksız kullanmaktır. Yakın zamana kadar astımlı hastaların birçoğunda yaz aylarında kortizonlu ilaçlar azaltılır veya kesilirdi. Son zamanlarda yapılan çalışmalar göstermiştir ki özellikle orta ve ağır vakalarda yazın da ilaç kullanılması gerekiyor. Doz en minik düzeye inse de devamlı baskılama bu ancak şekilde sağlanıyor.

    Bazen biz hekimlerin de yaptığı ancak aileler tarafından en fazla yapılan hata: Çocuk iyileşmeye başlayınca ‘fazla ilaç kullanmaması için’ (ne demekse?) ilaçları kesip öksürük hırıltı ve balgam başlayınca yine ilaca başlanıyor. Öksürük, balgam.. ilaç başla; çocuk rahatladı, ilaç kes… Ne oluyor o zaman? Akciğerlerde remodelasyon başlıyor ve daha yüksek dozlarda ilaç ihtiyacı ortaya çıkıyor.

    Astım Remodelasyonu için tetikleyicilerden sakının:
    Yavrunuzun astım ataklarını en fazla nelerin tetiklediğini testlerle saptamak mümkün olduysa alerjenlerden sakının. (Ev tozu akarı, polen, böcek, gıdalar vs) Bunun için antiakar yatak kılıfları ve nem alıcılar başta olmak üzere gerekli tüm önlemleri alın.

    Astım Remodelasyonu için sigaradan uzak tutun:
    Evde mutfakta pencere açıkken, aspiratör altında veya bebeğin uyumadığı odada içtiğinizde bebeğin daha az etkileneceğini düşünüyorsanız sadece kendinizi kandırıyorsunuz.

    Astım Remodelasyonu için yazın olabildiğince uzun süre deniz kıyısı tatil yapın:
    Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden koruduğunuz taktirde ne kadar uzun süre güneş ışığında kalırsa o kadar güçlü bir bünyeye sahip olacaktır. (Bu konuda bkz. Prof Dr Ahmet AYDIN’ın makalesi) Ayrıca deniz suyundaki minerallerin de sinüslerini yıkayacağını unutmayın.

    Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, astım remodelasyon, astımda remodelasyon, astım remodelasyon belirtileri, astım remodelasyon korunma yöntemleri, çocuklarda astım remodelasyonu nedir, alerji ve astım remodelasyonu hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Bebeklerde 2 Yaş Sendromu Belirtileri

    - Şubat 27th, 2011

    2-yas-sendromu

    2 yaş sendromu üzerinde bir yazı yazmayı uzun zamandır planlıyordum ancak elimi kolumu bağlayan konunun zorluğuydu. Ayrıca bu konuda çok başarılı psikologlar varken benim yazdıklarım onlarınkinin yanında sönük kalır endişesi yazıya başlamama engel oldu. Ama klavye gevezeliği işte, gene oturdum klavye karşısına… Haydi hayırlısı…

    Aslında 2 yaş sendromu 1. yaşta başlayıp ailenin tutumuna göre birkaç ayda da bitebilen ama hatalı tutuma bağlı olarak yıllarca da sürebilen bir süreçtir. Bir bebek 9-10 aylıktan itibaren yavaş yavaş özerklik dönemine girer. Aşağıda okuyacaklarınız, 13 aylık olan bebeğinizde hiç başlamamış olabilir. 2 yaş sendromunu oluşturan davranış değişikliklerinin tümü de aynı anda ortaya çıkmayacaktır. Üstelik kişilik yapısına göre bazıları şiddetli, bazılarıysa hafif olacaktır. Ama illa ki bunlar az ya da çok, erken ya da geç…. mutlaka olacaktır. Şimdiden hazırlıklı olun!

    Burada önemli olan sizlerin nasıl tepki vereceğinizdir. Eğer TUTUM DEĞİŞİKLİĞİNİZİ uygun yaparsanız, kendi içinizde tutarlı ve istikrarlı olursanız, aile içinde de uyumlu davranış ve tutum sergilerseniz 17 yaşına geldiğinde camları yumruklayarak size motosiklet aldırmak isteyen bir oğlunuz olmaması için doğru yola girmiş sayılırsınız.

    AİLE BÜYÜKLERİ, LÜTFEN BUNLARI OKUYUN
    Çocuk büyütme ve ona terbiye, ahlak vs verme görevi esasen anne-babanındır. Biz büyükler torunlarımızı sadece seveceğiz… Anne babaya da lojistik yardımımız olacak, o kadar. Torunlarınızı anne babanın uygun gördüğü şekilde yetiştirmek zorundasınız. “Biz sizi böyle mi yetiştirdik?” dediğinizi duyar gibi oluyorum… Siz kendi çocuklarınızı yetiştirdiniz, bitti. Şimdi sıra onların kendi çocuklarını yetiştirmesi sırası.

    Anne babalar:
    Kendi aranızda eşgüdümlü ve uyumlu olun. Birinizin hayır dediğine diğeriniz evet demesin. Ayrıca tepkileriniz de eşdeğerde ve ortak olsun. Bazı ailelerde gördüğüm bir hata var ki ne olur sizler yapmayın. Mesela, A.P. adlı 21 aylık oğlan çocuğu bardaktaki suyu anne babasının gözü önünde yere dökünce anne öfkeyle baba da gülerek kızıyor… Aslında ikisi de kızıyor ama bebek babanınkini gülme anneninkini de öfke olarak algılıyor. Bir bebek gibi düşünün, bardaktaki suyu döktüğünüzde anne babanız bu şekilde tepki verse, suyu dökmenin yanlış bir şey olup olmadığını nasıl öğrenebilirsiniz?

    Ya da şimdi olmaz değiniz bir şeye daha sonra izin verirseniz, çocuk neyin doğru olacağına nasıl öğrenecek? Şimdi ne oldu da ya da ne değişti de ‘ olmaz’ dediğinize ‘evet ‘ dediniz?

    2 yaş sendromu bir ruh hastalığı mıdır?
    Bu süreç aslında doğal bir gidişattır. Bebeğin hareketlenmesi, bize bağlı kalmadan kendi kendine yürümeye çalışması, kendi kendine yemek yemeyi istemesi 2 yaş sendromunun ilk işaretleri. Dikkat ederseniz 2 yaş sendromuyla beraber bebek bağımsızlaşmaya başlıyor; psikoloji terimiyle “özerklik kazanıyor”. İştahsızlık olarak yorumlansa da kendi kendine yemek istemesi de bunun bir parçası.

    Bu süreçte bebekler hem daha fazla alanda gezmeye hem de daha çok muzırlık yapmaya çalışıyor. Bu muzırlıklardan bazıları her şeyi kurcalama, anlamaya çalışma, merak, etrafında yaşayan insanları kışkırtıcı tarzda davranışlar, inatlaşma ve tutturma, şiddete eğilim. Hepsi de iki yaş sendromunun birer parçası olan bu davranışların her birini ayrı ayrı inceleyip örneklerle açıklamaya çalışacağım.

    Yumruklarını sıkıp dişlerini göstererek “hırrrrr” yapıyor.

    Ne demeye çalışıyor? Ben buradayım, atık BEN diye birisi var, bir bireyim… Neden böyle yapıyorsun? diye sormayın, kızmayın, gülmeyin, karşılık vermeyin… Her hırlayışında karşılık verirseniz gene yapacaktır.

    Her şeyi elleyip kurcalıyor, her şeye CISS diyecek miyiz?

    Sakın her şeyi “cıss” diyerek önünden kaldırmayın; elinden almayın. “O cıss, bu cısss, kalem cıss, kumanda cısss, telefon cıssss…. Öf beeeee; ben de her şeyi ellerim beeeee” der o zaman, değil mi? Kurcalayıp merakını tatmin edecek kadar ve kırılmayacak eşyalarla oynamasına izin verin. Ellediğinde kendine ve eşyaya zarar vermiyorsa ellesin, dokunup algılasın ağzına götürsün. Cıss sözcüğünü bence sadece tehlikeli olabilecek, sıcak, keskin cisim veya elektrikli cihaz vs için kullanın.

    Sonuçlarını yaşamasına izin verin:
    Sıcak bir fincanı ellerse ne olacağını deneyerek öğrensin. O sırada açıklayın: ”Bak, bu bardak sıcak, ufff…” Ama elbette 220 volt elektrik çarpıp aklı başına gelsin diyemezsiniz.(!!!!)

    Sınır koyun.

    Ancak her şeyi elleyemeyeceğini de bilsin. Kurcalamasına asla izin vermeyeceğiniz şeyleri kaldırın, evinizi ona göre düzenleyin ve kişisel eşyalarınızı (gözlük vs) alamayacağını anlayana kadar defalarca “hayır” diyerek ve hayır’ın anlamı olan, izin vermeme eylemini de gerçekleştirerek sınırı koyun. ’HAYIR’INIZ GERÇEKTEN ‘HAYIR’ OLSUN! (Bazı ailelerin “hayır” dediği halde hayır dedikleri şeye izin verdiklerini görüyorum; “hayır”ın inandırıcılığı kalmıyor o zaman)

    2-yas-sendromu-belirtileriDikkatini dağıtın, alternatif sunun:
    Başlangıçta “hayır” dediğiniz şeye, o ağlayıp sızlanınca, dayanamayıp evet demek zorunda kalmayın. Renkli bir cam bardağı alıp oynamak isterse izin vermeyip bağırtmak yerine alternatif sunabilirsiniz. “Bak burada ne kadar değişik bir çiçek var” diye dikkatini çok alakasız bir şeye çekip, az önce ağlayarak istediği cam bardağı da fark ettirmeden kaldırıverirsiniz.

    Ağlayarak bir şeyler elde etmesine izin vermeyin, ağlaması prim yapmasın yani…

    Peki dikkat dağıtmak da işe yaramazsa ne olacak? Ağladı ağladı sonunda dayanamayıp istediği renkli cam bardağı eline verdiniz… İşte buuuu. (!!!!) Bebek sizi çözdü. Sırada ne var? Siz onun istediğini yapana kadar ağlama gücü verdiniz ona…

    Kendine ait bir kurcalama çekmecesi veya kutusu olsun.

    Birçok ailenin şikâyeti şu: Bebeğimiz hep çekmece ve dolapları kurcalıyor, ne var ne yok boşaltıyor… Peki bebeğinize özel bir çekmece veya bir dolap kapağı ayarlamayı deneseniz? Tabii ülkemizin gerçeklerini de düşünmek gerek. 2 oda 1 salon tıkış tıkış yaşanan bir evde hele de ikiz çocuklar varsa bu çok zor bir şey ama eğer olanak varsa denemeye değer…

    O zaman “burası benim çekmecem (veya dolabım) sen burayı değil kendi dolabını karıştır” demek şansınız olur.

    Elbette onun dolabına da kendi ıvır zıvırınızı doldurun ve sık sık eşyaları değiştirin ki devamlı bir cazibe kaynağı olsun.

    Suç aletine ulamazsa suç da işleyemez!
    Kalemle duvarları çizen 15 aylık bir bebek düşünün… Bunun yanlışlığını nereden bilsin? Kağıda yazmaktan daha zevklidir duvara yazmak. Siz de ya eline kağıt verin masada yazıp çizsin, karalasın. Ama eğer duvarları karalarsa kalemleri elinden alın ve büyüyene kadar eline vermeyin. Suç aleti olmazsa suç da olmaz!

    Sizi tahrik etmesine izin vermeyin, bazı şeyleri görmezden gelin.
    Görmezden gelebileceğiniz şeyler var, tepki göstermeyin ki o da tahrik olmasın… Mesela burun karıştırabilir. E(eee) karıştırsın… Ne olur sanki? Siz ona “Burnunu karıştırma, bu yanlış bir şey” dediğinizde hemen anlayıp vaz geçecek ve ömrü billah bir daha burun karıştırmayacak mı sanıyorsunuz? Ya da terlikleri ısırma örneğini verelim. Kafanızı çevirin, göz teması kurmayın, ilgilenmeyin, dişinizi sıkın. Birkaç defadan sonra vazgeçecektir. Ama “yapma” derseniz daha çok yapar, engellenmiş olmanın sıkıntısı onu tahrik eder.

    ŞİDDETE EĞİLİM
    2 yaş sendromunun bir parçası da şiddete eğilimdir. İlk şiddet gösterdiği de ne ironiktir ki, kendisidir. Kafasına vurma, kendi saçını çekme, hatta yere çöküp kafasını yere vurma… Ne acı değil mi? Ya da komik? Artık siz nasıl yorumlarsanız… İlgi çekmek için, istediği olsun diye ne güçlü bir şantajdır o: “kendime acı veririm haaa!” Eğer görmezden gelirseniz, umursamazsanız o kendi kendinin saçını başını yolduğuyla kalır, 1-2 kez daha deneyecek sonra da vazgeçecektir. Veya ilgi gösterin: “Aaaa, neden yapıyorsun? Ne istiyorsun söyle” deyin bakalım, ne oluyor?

    Duruuun daha bitmediiii… O yavrunuz size de vuracak, saçınızı çekecek, tokadı basacak… Bunu önce bir oyun olarak yapacak ama zamanla abartacaktır. İlk vuruşunda veya ısırışında tepkinizi tam koymanız gerek. Ah, of, yapma, acıdı demek onu tahrik eder. Gülmek, yaptığının oyun olduğunu sanmasına neden olur. Kızmak da yeteri kadar etkin değildir, o an yapmaktan vazgeçse de bilenir, yeniden yapar. Peki ne yapalım ki bundan bir ders alsın, neden mahrum edelim? Ne yapmalıyız ki bu yaptığının yanlış olduğunu anlasın? “Yapma” mı diyelim? Dövelim mi?

    Onu öyle bir şeyden mahrum edelim ki yaptığının yanlış olduğunu anlasın. O mahrum olacağı şey sizin ilginiz olmalı. Hiç tepki göstermez, göz teması kurmaz, gülmez veya kızmazsanız, o yokmuş gibi davranırsanız önce afallayacaktır. Sonra bir iki kez daha dener, sizi, diğer büyükleri tek tek dener. Her defasında herkesten aynı tepkiyi alırsa vazgeçer.

    Yaşıtlarına şiddet
    İlerleyen aylarda da arkadaşlarına ve yaşıtların şiddet eğilimi olabilir. Parkta oynarken bir çocuğu salıncaktan çekip alıverebilir. Ya da bir alış veriş merkezinde durup durduk yerde hiç tanımadığı bir çocuğun saçına asılıverir. O zaman hemen parktan veya “suç mahallinden” çocuğu alıp uzaklaştırmalı, bu arada oradan uzaklaşmanın nedeni de kendisine çok kısa ve net cümlelerle anlatılmalıdır. Daha sonraki gezilerin öncesinde de çocuğunuza eğer arkadaşlarına zarar verirse onu gene oradan uzaklaştıracağınızı söyler ama sözünüzde de durusanız şiddein yanlışlığını öğrenmiş olur.

    Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, 2 yaş sendromu nedir, 2 yaş sendromu belirtileri, 2 yaş sendromu ne zaman biter, 2 yaş sendromu ne zaman başlar, 2 yaş sendromu kitap, 2 yaş sendromu sabiha paktuna, 2 yaş sendromu ne yapmalı, 2 yaş sendromu negativizm, 2 yaş sendromu kadınlar kulübü, bebeklerde 2 yaş sendromu hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Astımı Tetikleyen Faktörler

    - Şubat 10th, 2011

    astimi-tetikleyen-faktorlerAstım alerjik de olsa alerjiye neden olmayan başka bazı uyarıcılar (sigara dumanı, egzoz gazı, oda parfümü, deodorant vs) öksürük ve hırıltıya neden olabilmektedir

    Astımda hava yollarının duyarlılaştığı belli başlı uyarıcılar:

    • Alerjenler: Ev tozu, ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, hayvan tüyleri gibi maddeler;
    • Enfeksiyonlar: sinüzit nezle, grip gibi özellikle vira üst solunum yolu enfeksiyonları;
    • Kimyasallar: sigara dumanı, hava kirliliği, parfüm, cila, boya vb
    • Özellikle soğuk havada yapılan efor gibi akciğeri zorlayıcı hareketler.
    • Bazı sindirim sistemi hastalıkları: Gastroösefageal reflü (GÖR) vs: Mideden yemek borusu boyunca yukarı çıkan asitli gıdalar nefes borusunun üst ucunda tahrişe ve bronş daralmasına neden olabilir.
    • Bazı ilaçlar: Özellikle aspirin başta olmak üzere
    • Bazı gıdalar: Başta tartrazin olmak üzere tatlılarda kullanılan renk veren maddeler, gıda boyaları vs

    Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, astımı tetikleyen faktörler, astımı tetikleyen yiyecekler, astımı tetikleyen ilaçlar, alerjiyi tetikleyen faktörler, alerjiyi tetikleyen ilaçlar, alerjiyi tetikleyen yiyecekler hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Pilor Stenozu Belirtileri ve Tedavisi

    - Ocak 16th, 2011

    Pilor darlığı (Pilor stenozu, Kısaca PS) Süt çocukluğu döneminin nadir ama önemli bir kusma nedenidir. Pilor darlığı ile doğan bir bebek hayatının ilk günlerinde normal bir görünüme sahiptir; iyi beslenir, kusması her bebek kadar veya biraz daha fazla reflü kusması şeklindedir. Zamanla kusmalar giderek artar, basınçlı ve fışkırır tarzda olmaya başlar. Kusmalara bağlı su ve tuz (özellikle potasyum kaybı) ortaya çıkar. Bu yazımızda tedavisi sadece ameliyatla mümkün olabilen bu durumu açıklamaya çalışacağız.

    Pilor Stenozu Nedir?
    pilor-stenozuResimde de görüldüğü gibi, midenin çıkış bölgesi olan pilor’un darlığıdır. normalde midedeki gıdalar pilordan ince bağırsağa geçmelidir. Pilor bölgesinde düz kaslarda kalınlaşma olup daralma ortaya çıkar ve mide içindeki gıdalar piloru geçip bağırsağa akamaz.

    Görülme sıklığının her 1000 canlı doğumun 1 ile 3’ündedir. İlk erkek bebeklerde görülme olasılığı diğer bebeklerden (mesela 2. erkek veya ilk kızdan) 4 kat daha fazla olduğu istatistiksel olarak saptanmıştır. Aile içinde de daha sık rastlanabilmektedir. Mesela anne babadan birinde PS varsa doğacak çocukta PS görülme olasılığı 1/1000 değil %20 gibi yüksektir. İlginç bir şekilde B ve O grubu kan grubundakilerde görülme olasılığı daha da fazladır.

    Bir bebek neden PS olur? Doğumdan önce anlaşılamaz mı?
    Hiç kimse pilor darlığının nedenini bilmiyor (Tabii bu yazıyı hazırladığım 23.03.2010’da henüz bilinmiyordu) Doğumda var olmayıp 2 ay içinde zamanla pilor düz kaslarının kalınlaştığı düşünülüyor. Ancak pilor düz kaslarını kalınlaştıranın ne olduğu hala muamma. (Meraklısına: prostoglandinler, nitrik oksit sentaz enzim sisteminde bozukluklar vs bir sürü olasılık var ama hala neden?)

    Pilor Stenozu Belirtileri nelerdir?
    Mide çıkışı tıkanınca doğal olarak ana belirti SAFRASIZ KUSMA olacaktır. Safra salgısı oniki parmak bağırsağına aktığına göre mide çıkışı dar olursa kusma da safrasız olur, değil mi? Başlangıçta kusma hafif hafif bebek reflüsü gibi olurken zamanla karakteristik fışkırır tarzda kusma tam olarak kendini gösterecektir. (Karakteristik kusmaların başlama zamanı 1 hafta gibi erken de olabilirken, 5 ay gibi geç de olabilir) Karakteristik kusma, hemen her beslenmeden sonra fışkırtır tarzda kusmadır. İlginçtir ki bebek bu kadar kusmaya rağmen iştahlı ve yemeğe karşı isteklidir. Kilo alımı duru ve hatta kilo vermeye bile başlar.

    Zamanla sıvı kaybı ve mide asidi kaybı nedeniyle kanda alkali artışı belirtileri başlar. Sıvı kaybına bağlı olarak bitkinlik, dalgınlık, uyku hali yerleşir ve şuur bile kapanabilir.

    Pilor Stenozundan Korunma Yolları:
    Tipik kusmaları olan bir bebeğin karın muayenesinde kalınlaşmış pilor kitlesinin ele gelmesi ile doğru tanı konma olasılığı %60 ile 80’dir.

    Ultranonografi: Kalınlaşmış pilor dokusunun gösterilmesi (hassasiyet derecesi %95’tir) de tanı koydurur. Ultrasonda pilor kalınlığının 4mm’den fazla olması, pilor uzunluğunun 14 mm’den uzun saptanması PS lehinedir. Kontrast madde kullanılarak çekilen mide filminde de pilor kanalının dar ve mide boşalımının yetersiz olduğu gösterilebilir.

    Pilor Stenozu Tedavisi:
    Tek tedavisi ameliyattır. İlaçla daralan kısmın açılması ve olanağı 2010 tıbbında mümkün değildir.
    Operasyondan önce sıvı ve elektrolit dengesi ile kan asit-baz dengesi mutlaka düzenlenmelidir.

    Pilor Stenozu Operasyon prosedürü:
    Piloromiyotomi denen bir işlemle (Ramstedt operasyonu da denir) pilordaki kalınlaşmış kas dokusu kesilip açılır ama mukoza kesilmez. Operasyon sonrasında vakaların yarısında ilk 24 saat kusma devam edebilir. Bu, ameliyat yerindeki ödeme bağlıdır. İlk 12-24 saatten sonra az miktarda beslenme başlanıp giderek arttırılır ve 48 saatte normal hayata dönüş mümkün olur. Ancak inat eden kusmalarda yeterli kesi yapılmadığı (inkopmplet piloromiyotomi denir), gastrit, gastroösofageal reflü veya başka tıkanma nedenleri düşünülmelidir. İnkomplet piloromiyotomi durumunda endoskopik yolla balon dilatasyonu (genisşletme) yapılabilmektedir.

    Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, pilor stenozu, pilor stenozu nedir, pilor stenozu belirtileri, pilor stenozu tedavisi, pilor stenozu operasyonu, pilor disfonksiyonu, pilor stenozu ultrason hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Tedavisi

    - Ocak 12th, 2011

    atipik-pnomoni-mikoplazmaBu yazımızda çocukluk çağının bir baş belası bakterisi olan mikoplazmayı ve onun yaptığı ateşli alt solunum yolu enfeksiyonlarını anlatacağız.

    Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Hakkında Genel Bilgi:
    Mikoplazma, insanlarda solunum yollarında enfeksiyon yapan bir bakteridir. Ancak ilginç bir şekilde bu bakterinin hücre duvarı olmadığı için penisilin ve sefalosporinlere karşı dirençlidir. (Mesela Augmentin®, Duocid® gibi süspansiyonlar veya Rocephin® veya Novosef® gibi iğneler) Hatta ilk yıllarda bu bakteriye antibiyotikler etkili olmadığı için virüs sanılmış ve onu keşfeden bilim adamının adına ithafen Eaton ajanı adı verilmiş. Daha sonra ince uzun, yapışkan bir uca sahip ve hiç hücre duvarı bulunmayan bu canlının, bir bakteri olduğu anlaşılmış ve mikoplazma adını almış. Bu garip bakterinin yaptığı zatüreye de atipik pnömoni denmiş.

    Mikoplazma bakterisi diğer birçok bakteri ve virüslerden farklı olarak yıl boyunca hastalık yapabilme özelliğine sahiptir. Yani bahar veya kış aylarında daha sık hastalık yaptığı söylenemez. Ancak 4-5 yılda 1 salgınlara neden olduğu görülmektedir.

    En sık okul çağı çocuklarda akciğer enfeksiyonu yapar. 3 yaş altında enfeksiyon yapması çok nadirdir. 3-15 yaş arasındaki çocuklarda toplumdan kazanılmış pnömoni enfeksiyonlarının %10 ile 30’u mikoplazma kaynaklıdır.

    Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Klinik belirti ve bulgular:
    Mikoplazmanın yaptığı ana hastalık zatüredir. Bakteri alındıktan sonraki ilk günlerde ateş boğaz ağrısı, kuru öksürük, ses kısıklığı, halsizlik başlar. Zamanla alt solunum yolu enfeksiyonu tablosu yerleşir: balgamlı öksürük, göğüs ağrısı, hırıltı… Klinik seyir değişken olmakla beraber 2 haftadan sonra tablonun iyice kötüleştiği görülmektedir. Büyük çocuklar beyaz köpüklü balgam çıkarabilir. Klinik şikayetler, muayene ile saptanandan daha ağırdır.

    • Mikoplazma bakterisi astımlı hastalarda önemli
    • Mikoplazma ayrıca daha nadiren sinüzit, bronşit, orta kulak iltihabı da yapabilmektedir.

    Mikoplazma teşhisi nasıl konur?
    Bakteri kültürü: Mikoplazma bakterisi çok özel besleyici ortamlarda ve teknik olarak çok zor ve nazlı üretilebilmektedir. Bakterinin balgam kültüründe üretilmesi bundan dolayı özellikle ticari amaçlı laboratuarlarda pek yapılmamaktadır.

    • Akciğer filmi: Mikoplasmaya özel bir görüntüsü yoktur.
    • Kan testleri: 3 hafta arayla 2 kez yapılan kan testlerinde yükselmesi mikoplazma bakterisine karşı antikorların yükselmesinin gösterilmesi tanı koydurucudur.
    • Salgılardan mikoplazma DNA tespiti: Polimeraz zincir reaksiyonu (PZR veya PCR denir) testi ile mikoplazmanın gösterilmesi hem çok doruluğu yüksek hem de hızlı ve özgündür.

    Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Tedavisi:
    Penisilin grubu antibiyotikler etkisizdir. Makrolid denen antibiyotik grubundan antibiyotiklerle 10 günlük tedavi gerekir.

    Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Komplikasyonları:
    Mikoplazma bakterisinin tanısı ve tedavisi kolay ancak komplikasyonları çok ve uğraştırıcıdır.

    • Deri lezyonları: en sık deri lezyonu döküntülerdir. Nadiren Steven Johnson sendromu denen ağır ağız yaraları ve döküntü yapan bir tabloya neden olabilir. (Steven Johnson için ayrı bir makale gerekir)
    • Nörolojik Komplikasyonlar: Aseptik menenjit (menenjit gibi ama beyin zarında mikrop veya virüs yok), transvers miyelit, Guillad-Barré sendromu, yüz felci vs. Nörolojik komplikasyonlar hastalıktan yaklaşık 10 gün sonra (maksimum 4 hafta) ortaya çıkabilir. Nörolojik komplikasyonlarda tanı için bel suyu alınması, MR, EEG vs tetkikler gerekecektir.
    • Kan komplikasyonları: Hemoliz (kan hücrelerinden alyuvarlarda erime), trombosit sayısında azalma olabilir.

    Antibiyotik tedavisinin tam ve zamanında uygulanmasının komplikasyonlarda azalmayı sağlayıp sağlamadığı bilinmemektedir.

    Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, atipik pnömoni, atipik pnömoni nedir, atipik pnömoni tedavisi, atipik pnömoniler, atipik pnömoni tedavi, atipik pnömoni etkenleri, mikoplazma pnömonisi, mikoplazma pnömonisi tedavisi, mikoplazma pnömonisi nedir, mikoplazma pnömonisi belirtileri hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Krup Belirtileri ve Krup Tedavisi (Akut Larenjit)

    - Ocak 11th, 2011

    39Krup, üst solunum yollarından, ses telleri ve trakea’nın (gırtlak) iltihabıdır. Özellikle ağlayınca belirginleşen havlar tarzda öksürük ve ses kısıklığına neden olur.

    Çoğu vakada krup nedeni virüslerdir: Adenovirüsler, parainfluenza, paramiksovirüs ve RSV virüsü vs…

    Krup vakalarının çoğu hafiftir ve evde tedavi edilebilmektedir. Nadiren ciddi vakalarda nefes darlığı ve tıkanma ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. Bazı çocuklarda her üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme sırasında krup tablosu ortaya çıkmaktadır.

    Spazmodik krup terimi ise hafif soğuk algınlığı ile hemen tetiklenebilen, daha çok geceleri ve birden ortaya çıkan ve de çoğu kez ateşin eşlik etmediği krup tablosuna verilen isimdir. Spazmodik krup, tekrarlama eğilimi gösterir.

    Krup Belirtileri ve Krup Bulguları:
    Başlangıçta burun akıntısı, göz yaşarması, kırıklık gibi hafif üst solunum yolu enfeksiyon bulguları vardır. Ancak nefes borusunun iç yüzeyi örten mukoza ve ses telleri de şişip enflamasyon ortaya çıkınca ses kısıklığı, boğaz ağrısı, havlar tarzda öksürük (tıp kitaplarında buna fok balığı sesi deniyor) başlar.

    Üst solunum yollaı giderek şiştiği taktirde nefes almak gittikçe zorlaşır ve hasta nefes alırken daha yüksek bir cızırtı sesi çıkarmaya başlar. Buna tıpta “stridor” denir ki hastalık için tipiktir. Ağır vakalarda nefes darlığı ortaya çıkar, oksijen azlığına bağlı olarak renkte solukluk ve hatta morarma bile izlenebilir.

    Virüsler bu hastalık sırasında sadece üst solunum yollarını değil, alt solunum yollarını yani bronşları da etkileyip bronşite neden olabilmektedir.

    Krupa neden olan virüsü alan herkeste krup belirtileri çıkacak diye bir şey yoktur. Bu virüs bazı çocuklarda ses tellerini etkilerken birçok çocukta hafif soğuk algınlığı semptomları ortaya çıkar.

    Krup Tanısı Nasıl Konur?
    Krupun tipik öksürüğünün duyulması hastalığı ele verir. (Bazı çocuklar bize öksürük ve hırlama yakınmasıyla getiriliyor ama muayene sırasında uslu durup ağlamayınca, havlar tarzda öksürüğünü duyamadığımızdan tanı koymakta güçlük çekiyoruz, ama kapıdan çıkarken istediği balonu alamayan çocuk ağlıyor ve o tipik kısık ses ve “havlama” sesi duyuluyor ve son anda tanı alıyor)

    Vakaların çoğunda öksürükten önce hafif viral üst solunum yolları enfeksiyonu bulguları vardır: Burun akıntısı, hafif ateş, boğaz ağrısı, aksırık, göz yaşarması vs.

    Bazı çocuklarda tam kan sayımı ve CRP testleri istenerek işin içinde bakterilerin olup olmadığına bakılması gerekebilir.
    Bir de nadiren tedaviye yanıt vermeyen vakalarda boyun filmi çekilerek krup değil de gırtlakta abse, boğaza kaçan yabancı cisim vs. olup olmadığına bakılması gerekebilir.

    Krup Tedavisi ve Kruptan Korunma:
    Nemli ve mümkünse soğuk havanın solunması çocuğu rahatlatır. Bu amaçla eğer hava soğuksa camı açmanız ve soğuk hava solutmanız iyi olur. Soğuk havalarda dışarı çıkartmanız bile rahatlamaya neden olacaktır. Kaloriferlerin yandığı kış aylarında evdeki sıcak ve kuru hava hastalığı azdırabilir. Ayrıca olabildiği kadar bol ve serin sıvıların alınması da bebeği rahatlatır. Ağrı kesiciler boğaz ağrısını alır. (Duru’nun daha sonraki ataklarında, evde kombiyi kapatıp tüm cam ve balkon kapılarını açıyor, kızımızı yanımıza alıp yorganı boynuna kadar çekiyorduk; bu sayede soğuk ve nemli havayı soluyor ve rahatlıyordu)

    Bazen vaka biraz daha şiddetliyse hastane şartlarında adrenalin veya kortizon buharı ya da kortizon iğnesi de gerekebilir. Bu ilaçlar ses tellerinin daha da şişmesine engel olacaktır.

    Hatta bazı vakalarda hastanede yatarak tedavi bile gerekebilir. Prematüre bebekler ve astımlı hastalarda hastalık daha ağır seyredebilir. Hastalığın süresi 7-10 gün kadardır. Öksürük azalarak kesilir.

    Kruptan Korunma: Genel hijyen kurallarına uyulması yeterlidir. (el yıkama, enfeksiyon sırasında kağıt mendil kullanma vs)

    Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU

    Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, krup hastalığı, krup tedavisi, krup nedir, krup belirtileri, krup sendromu, krup hastalığı nedir, krup hastalığı tedavisi, krup ilaçları, krup öksürük hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.

    Prematüre anemisi nedir, Tedavisi nasıl yapılır ?

    - Ekim 29th, 2010

    premature-anemisi-tedavisiHemopoetik sistem yani kan yapıcı sistem, vücuttaki tüm kan hücrelerinin üretiminden sorumludur. Fetüste de kan yapıcı sistem yoğun bir şekilde çalışmaktadır fakat erişkin insandan farklı olarak kemik iliği dışında karaciğerde de kan yapılmaktadır. Fetüsteki kan yapımının bir diğer farkı ise ürettiği hemoglobin molekülünden kaynaklanır. Fetüsün ürettiği hemoglobin (Hgb F) erişkin kanında bulunan hemoglobinden (Hgb A) daha farklıdır. Bebeğin doğumundan sonra Hgb F azalıp yavaş yavaş Hgb A artmaktadır.

    Ayrıca erişkinlerde de olduğu gibi bebeklerin alyuvar ömürleri de sonsuz değildir. Kandaki yaşlanan alyuvarlar ölürken yerine yeni alyuvarlar üretilmektedir. Ve yeni doğan bebeklerin alyuvar ömürleri erişkin insanların alyuvar özelliklerine göre daha kısadır. Prematüre bebeklerde ise bu durum daha vahimdir, alyuvar ömürleri normal bebeklere göre daha da kısadır ve yeni alyuvar yapımı ise daha yavaştır.

    Kemik iliğinde yeni alyuvar yapımını uyarıcı EPO adlı hormona ihtiyaç vardır. Prematüre bebekler doğduklarında EPO miktarı hafifçe düşer, kan yapımı da buna bağlı olarak yavaşlar. Ayrıca prematüre bebeklerden tetkikler için sık sık kan alınması da anemiyi şiddetlendiren bir başka faktördür.

    Sonuç olarak tüm bu sebepler bir araya geldiğinde prematüre bebeklerde anemi ortaya çıkar. Hafif anemi, bebekler için çok önemli olmazken ciddi anemilerde solunum yetmezliği ve kalp riski ortaya çıkabilmektedir.

    Prematüre anemisi Tedavisi:

    Bazı bebeklere kan nakli yapılması gerekmekteyse de, bazı bebeklere hastanede yattığı süre boyunca EPO verilmesi yetmektedir.