Bebek Hastalıkları Kategorisi için Arşivler

    Soğuk havalarda neden daha sık hasta oluruz ?

    - Aralık 28th, 2009

    hastaliklarSoğuk havada neden daha çok hasta oluruz?

    (Domuz gribi havalar soğuyunca neden patlayacak sorusunun cevabı)

    Kış aylarında virüslere bağlı gribal enfeksiyonların sıklığında artış olduğu uzun zamandır bilinen bir gerçek. Yapılan araştırmalar soğuk havalarda virüslerin yapısının değiştiğini gösteriyor. Virüsler, soğuk havada, etraflarını kaplayan yağlı bir yapı oluşturur. Soğuk havanın etkisiyle, virüsü saran bu yağ tabakası katılaşarak jel kıvamına gelir. Bu jel hava sıcaklığı donma noktasının biraz üzerindeyken oluşur. Virüsü kaplayan jel, onu dış etkenlerden korur. Sıcak havalarda sıcaklıktan ve diğer dış etkenlerden kolaylıkla zarar gören virüsler, etrafını saran jel sayesinde korunur ve hayatta kalmayı başarır. Virüsler bu koruma sayesinde insandan insana kolaylıkla bulaşır. Hayatta kalmalarını sağlayan bu jel bazı deterjanlara bile dirençlidir. Koruyucu jel 16 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda erimeye başlar. Virüsler insan vücuduna girdiklerinde, ağız ve burun boşluklarında sıcak havayla temas edince, bu jel erir ve kişide enfeksiyona yol açar. Kış ayları bitip ılık bahar ve yaz ayları gelince virüsler koruyucu jel tabakalarını kaybeder ve hayatta kalmaları, dolayısıyla hastalık yapmaları güçleşir.

    Soğuk havalarda virüslerin yol açtığı grip hastalığının artmasında başka etmenler de vardır. Hava sıcaklığının ve nem oranının düşmesi virüslerin dış ortamda canlı kalmasını ve çoğalmasını kolaylaştırır. Araştırmalar H1N1 virüsünün soğuk havalarda çok daha hızlı çoğaldığını göstermiştir. Virüs taşıyan hayvanlarda yapılan bir çalışmada, 5 derece sıcaklıkta havada asılı kalan virüs miktarının 20 derecelik bir ortamdakine göre 40 kat daha fazla olduğu gösterilmiştir. Soğuk ve kuru havalarda insanların hava yollarındaki hücrelerin kuruması, havalandırmanın yetersiz kalması, insanların çoğunlukla kapalı ortamlarda kalması, bağışıklık sisteminin zayıflaması da kış aylarında gribal enfeksionların artışındaki diğer etkenler arasındadır.

    Doç. Dr Ferda ŞENEL

    Sitomegalovirüs ve Tedavisi

    - Aralık 21st, 2009

    sitomegalovirus-tedavisiAdını pek duymadığınız bu virüs bizim için çok sıradan bir virüstür. Sadece gebelerde ana rahmindeki bebekte ve kanser gibi hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde tehlikeli enfeksiyonlara neden olan bu virüse burada etraflıca değineceğiz. Her konuda olduğu gibi önce genel bilgiler ve tanımlar yapıp, sırayla yaptığı hastalıklar, tanı, tedavi ve korunma olarak devam edeceğiz.

    Sitomegalovirüs hakkında genel bilgiler:

    Yunanca sito: hücre, megalo: geniş, iri. Dokularda yaptığı hücre hasarında mikroskopik olarak dev hücrelerin oluşumuna neden olduğu için bu virüs sito-megalo-virüs adı alır. Herpesvirüs ailesindendir. (Herpesvirüs Tip V)

    Vücuda bir kere girdiğinde ömür boyu vücutta kalır. Vücuda girdikten sonra çoğu kez belirti vermeden ömür boyu sessizce bekler; nadiren ağır enfeksiyon yapar –ki o da mononükleozis gibi seyredip birkaç haftada kendiliğinden sona erer. Erişkinlerin %80-90ı bu virüsü almış ama bağışıklık geliştirmiştir. Çocukların birçoğu da bu virüs enfeksiyonunu hafif ateşli bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi geçirir.

    Pekiyi neden bu kadar önemsiyoruz? Çünkü CMV 3 grup hastada şiddetli enfeksiyon yapma potansiyeline sahiptir:

    * Ana rahmindeki doğmamış bebekte;
    * Yenidoğan bebekte
    * Kemoterapi, radyoterapi ve yüksek doz kortizona bağlı olarak bağışıklığı zayıflamış kişilerde

    Sitomegalovirüs bulaşma yolları:

    Kişiden kişiye bulaşma damlacık enfeksiyonuyla olurken ana rahmindeki bebeğe bulaşma, virüsü yeni alan annenin kanındaki virüsün plasenta yoluyla bebeğe bulaşması şeklinde olur.

    Sitomegalovirüs belirtileri nelerdir?

    CMV belirtileri virüsün alındığı yaşa göre değişir;

    Doğumdan önce ana rahmindeyken hastalığı kapanlar: Hastalık bebek doğana kadar belirti vermez; ancak doğumdan sonra ciddi anomaliler ve hastalık tablosuyla seyreder. Prematüre veya düşük doğum tartılı doğum, değişik derecelerde işitme ve görme kaybı; beyin hasarına bağlı epilepsi vb nörolojik sorunlar, kalpte delikler, mikrosefali (kafa çapında küçüklük ve zeka geriliği), sarılık, karaciğer ve dalak büyümesi, kemik iliği etkilenmesine bağlı kan hücre sayılarında azalma…

    Yenidoğan döneminde enfeksiyonu kapanlar: Ana rahminde değil de doğumdan hemen sonra kapmak da mümkün. Bu nasıl olur? Anne enfeksiyonu yeni almışsa bebeğe sütü ile geçebilir veya prematüre bir bebeğe yoğun bakım ünitesinde CMVli kan verilirse bebek hastalığı kapabilir. BU bebeklerde belirti ortaya çıkmayabilirse de pnömoni (zatüre), hepatit veya zaman içinde nörolojik veya gelişimsel bozukluklar belirebilir.

    Daha büyük çocuklar: Bunlarda çoğu kez hastalık belirti vermez ama nadiren karaciğer dalak büyümesi, ateşli boğaz ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreden bir enfeksiyon gelişip 2-3 haftada düzelir.

    Sitomegalovirüs tanısı:

    Kesin tanı kanda virüse karşı vücudun savunma sistemi tarafından üretilen antikorlar veya virüs DNA’sının gösterilmesi ile konur.

    Sitomegalovirüs tedavisi:

    Sağlıklı kişide tedavi gerekli değildir.

    Ancak bazı özel durumlarda gansiklovir adlı antiviral ilaç damar yoluyla verilir. Doğumsal enfeksiyonlar, kemoterapi alan kanser hastaları, AIDS veya doğumsal bağışıklık yetmezliği hastaları bu gruptaki hastalardır.

    Ayrıca hiperkonsantre CMV antikoru içeren bazı serum şeklinde ilaçlar da özellikle kemik iliği transplantasyonu yapılacak kişilere damar yoluyla verilir. (Bkz IVIG nedir?)

    Sitomegalovirüs’ten korunma ve Aşısı:

    Aşısı yok. Korunma için sağlıklı çocukların yapabileceği bir şey yok anacak gebelikte ve kan nakillerinde bazı önlemler sadece doktorlar tarafından alınabilmekte.

    Dış kulak iltihabı (Yüzücü kulağı) Tedavisi

    - Aralık 20th, 2009

    diskulak-iltihabi-yuzucu-kulagiDış kulak iltihabı yüzücü kulağı nedir?

    Dış kulak yolunu örten derinin iltihabına dış kulak yolu iltihabı denir. En çok uzun süre havuzda veya küvette kalan çocuklarda ve yüzücülerde görüldüğü için bu duruma “yüzücü kulağı” da denmektedir.

    Dış kulak iltihabı belirtileri

    • Kulak kaşıntısı ve /veya şiddetli ağrı
    • Dış kulağın ön tarafına baskı yapıldığında ağrıda şiddetlenme
    • Kulakta tıkanıklık hissi,
    • Hafif şeffaf, hafif bulanık ve az miktarda akıntı

    Dış kulak iltihabı nedenleri

    Suda uzun süre kalındığında dış kulak yolunu örten deri giderek ödemli ve geçirgen hale gelir. Geçirgenlik artışı enfeksiyonlara eğilimi arttırır.

    Havuz suları veya daha kötüsü göl sularında uzun kalma nedeniyle enfeksiyon daha kolay olur.

    Dış kulak iltihabı tedavi ve seyiri

    İlk 2-3 gün tedaviye rağmen ağrılı geçer. Kortizonlu ve/veya antibiyotikli kulak damlaları tedavide kullanılır. Ayrıca ağrı kesici ilaçların kullanılmasını söylemeye gerek yok sanırım. Eski kulak burun boğaz doktorları dışkulak yolunu 1/1 oranında sulandırılmış sirke ile yıkamayı önermektedirler (Ben yanlış bulmuyorum).

    Dış kulak iltihabından korunma

    Suda uzun süre kalmanın engellenmesi, sudan çıktıktan sonra kulakların iyi kurulanması önemlidir. Alkolle temizlik yapmak tedavide değil nüksleri engellemede etkilidir.

    Dikkat

    Yüzücü kulağına engel olmak için tıkaç kullanılması son derece sakıncalıdır. Çünkü her tür tıkaç kulak kirini içeri ittiği gibi kulağa su kaçmasını da engellemez.

    Dış kulak yolunu pamuklu çubuklarla sertçe temizlemeyin; zedelenmeye ve iltihaba neden olabilirsiniz.