Bulaşıcı Hastalıklar Kategorisi için Arşivler
- Mikoplazma bakterisi astımlı hastalarda önemli
- Mikoplazma ayrıca daha nadiren sinüzit, bronşit, orta kulak iltihabı da yapabilmektedir.
- Akciğer filmi: Mikoplasmaya özel bir görüntüsü yoktur.
- Kan testleri: 3 hafta arayla 2 kez yapılan kan testlerinde yükselmesi mikoplazma bakterisine karşı antikorların yükselmesinin gösterilmesi tanı koydurucudur.
- Salgılardan mikoplazma DNA tespiti: Polimeraz zincir reaksiyonu (PZR veya PCR denir) testi ile mikoplazmanın gösterilmesi hem çok doruluğu yüksek hem de hızlı ve özgündür.
- Deri lezyonları: en sık deri lezyonu döküntülerdir. Nadiren Steven Johnson sendromu denen ağır ağız yaraları ve döküntü yapan bir tabloya neden olabilir. (Steven Johnson için ayrı bir makale gerekir)
- Nörolojik Komplikasyonlar: Aseptik menenjit (menenjit gibi ama beyin zarında mikrop veya virüs yok), transvers miyelit, Guillad-Barré sendromu, yüz felci vs. Nörolojik komplikasyonlar hastalıktan yaklaşık 10 gün sonra (maksimum 4 hafta) ortaya çıkabilir. Nörolojik komplikasyonlarda tanı için bel suyu alınması, MR, EEG vs tetkikler gerekecektir.
- Kan komplikasyonları: Hemoliz (kan hücrelerinden alyuvarlarda erime), trombosit sayısında azalma olabilir.
- Çocuğunuz 6 aylıktan küçükse
- Çocuğunuz 6 aylıktan büyük ve ateşi 38.5 º den fazlaysa
- Çocuğunuzda sıvı kaybı bulguları varsa
- Çocuğunuz 8 saatten uzun bir süredir kusuyorsa veya kusarken çok zorlanıyorsa
- Çocuğunuzun kakasında kan veya sümük varsa
- Çocuğunuzun kusmuğunda kan veya yeşil safra varsa
- Çocuğunuzun karnı aşırı şişse
- Çocuğunuz 8 saatten fazla idrar yapmadıysa
- Çocuğunuz zehirli olabilecek bir şeyler yutmuşsa
- Çocuğunuzun 2 saatten uzun karın ağrısı varsa
- Çocuğunuz aşırı huzursuz veya beklenmedik derecede uykuluysa
Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Tedavisi
- Ocak 12th, 2011
Bu yazımızda çocukluk çağının bir baş belası bakterisi olan mikoplazmayı ve onun yaptığı ateşli alt solunum yolu enfeksiyonlarını anlatacağız.
Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Hakkında Genel Bilgi:
Mikoplazma, insanlarda solunum yollarında enfeksiyon yapan bir bakteridir. Ancak ilginç bir şekilde bu bakterinin hücre duvarı olmadığı için penisilin ve sefalosporinlere karşı dirençlidir. (Mesela Augmentin®, Duocid® gibi süspansiyonlar veya Rocephin® veya Novosef® gibi iğneler) Hatta ilk yıllarda bu bakteriye antibiyotikler etkili olmadığı için virüs sanılmış ve onu keşfeden bilim adamının adına ithafen Eaton ajanı adı verilmiş. Daha sonra ince uzun, yapışkan bir uca sahip ve hiç hücre duvarı bulunmayan bu canlının, bir bakteri olduğu anlaşılmış ve mikoplazma adını almış. Bu garip bakterinin yaptığı zatüreye de atipik pnömoni denmiş.
Mikoplazma bakterisi diğer birçok bakteri ve virüslerden farklı olarak yıl boyunca hastalık yapabilme özelliğine sahiptir. Yani bahar veya kış aylarında daha sık hastalık yaptığı söylenemez. Ancak 4-5 yılda 1 salgınlara neden olduğu görülmektedir.
En sık okul çağı çocuklarda akciğer enfeksiyonu yapar. 3 yaş altında enfeksiyon yapması çok nadirdir. 3-15 yaş arasındaki çocuklarda toplumdan kazanılmış pnömoni enfeksiyonlarının %10 ile 30’u mikoplazma kaynaklıdır.
Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Klinik belirti ve bulgular:
Mikoplazmanın yaptığı ana hastalık zatüredir. Bakteri alındıktan sonraki ilk günlerde ateş boğaz ağrısı, kuru öksürük, ses kısıklığı, halsizlik başlar. Zamanla alt solunum yolu enfeksiyonu tablosu yerleşir: balgamlı öksürük, göğüs ağrısı, hırıltı… Klinik seyir değişken olmakla beraber 2 haftadan sonra tablonun iyice kötüleştiği görülmektedir. Büyük çocuklar beyaz köpüklü balgam çıkarabilir. Klinik şikayetler, muayene ile saptanandan daha ağırdır.
Mikoplazma teşhisi nasıl konur?
Bakteri kültürü: Mikoplazma bakterisi çok özel besleyici ortamlarda ve teknik olarak çok zor ve nazlı üretilebilmektedir. Bakterinin balgam kültüründe üretilmesi bundan dolayı özellikle ticari amaçlı laboratuarlarda pek yapılmamaktadır.
Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Tedavisi:
Penisilin grubu antibiyotikler etkisizdir. Makrolid denen antibiyotik grubundan antibiyotiklerle 10 günlük tedavi gerekir.
Atipik Pnömoni ve Mikoplazma Komplikasyonları:
Mikoplazma bakterisinin tanısı ve tedavisi kolay ancak komplikasyonları çok ve uğraştırıcıdır.
Antibiyotik tedavisinin tam ve zamanında uygulanmasının komplikasyonlarda azalmayı sağlayıp sağlamadığı bilinmemektedir.
Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU
Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, atipik pnömoni, atipik pnömoni nedir, atipik pnömoni tedavisi, atipik pnömoniler, atipik pnömoni tedavi, atipik pnömoni etkenleri, mikoplazma pnömonisi, mikoplazma pnömonisi tedavisi, mikoplazma pnömonisi nedir, mikoplazma pnömonisi belirtileri hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.
Soğuk havalarda neden daha sık hasta oluruz ?
- Aralık 28th, 2009
Soğuk havada neden daha çok hasta oluruz?
(Domuz gribi havalar soğuyunca neden patlayacak sorusunun cevabı)
Kış aylarında virüslere bağlı gribal enfeksiyonların sıklığında artış olduğu uzun zamandır bilinen bir gerçek. Yapılan araştırmalar soğuk havalarda virüslerin yapısının değiştiğini gösteriyor. Virüsler, soğuk havada, etraflarını kaplayan yağlı bir yapı oluşturur. Soğuk havanın etkisiyle, virüsü saran bu yağ tabakası katılaşarak jel kıvamına gelir. Bu jel hava sıcaklığı donma noktasının biraz üzerindeyken oluşur. Virüsü kaplayan jel, onu dış etkenlerden korur. Sıcak havalarda sıcaklıktan ve diğer dış etkenlerden kolaylıkla zarar gören virüsler, etrafını saran jel sayesinde korunur ve hayatta kalmayı başarır. Virüsler bu koruma sayesinde insandan insana kolaylıkla bulaşır. Hayatta kalmalarını sağlayan bu jel bazı deterjanlara bile dirençlidir. Koruyucu jel 16 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda erimeye başlar. Virüsler insan vücuduna girdiklerinde, ağız ve burun boşluklarında sıcak havayla temas edince, bu jel erir ve kişide enfeksiyona yol açar. Kış ayları bitip ılık bahar ve yaz ayları gelince virüsler koruyucu jel tabakalarını kaybeder ve hayatta kalmaları, dolayısıyla hastalık yapmaları güçleşir.
Soğuk havalarda virüslerin yol açtığı grip hastalığının artmasında başka etmenler de vardır. Hava sıcaklığının ve nem oranının düşmesi virüslerin dış ortamda canlı kalmasını ve çoğalmasını kolaylaştırır. Araştırmalar H1N1 virüsünün soğuk havalarda çok daha hızlı çoğaldığını göstermiştir. Virüs taşıyan hayvanlarda yapılan bir çalışmada, 5 derece sıcaklıkta havada asılı kalan virüs miktarının 20 derecelik bir ortamdakine göre 40 kat daha fazla olduğu gösterilmiştir. Soğuk ve kuru havalarda insanların hava yollarındaki hücrelerin kuruması, havalandırmanın yetersiz kalması, insanların çoğunlukla kapalı ortamlarda kalması, bağışıklık sisteminin zayıflaması da kış aylarında gribal enfeksionların artışındaki diğer etkenler arasındadır.
Doç. Dr Ferda ŞENEL
Sitomegalovirüs ve Tedavisi
- Aralık 21st, 2009
Adını pek duymadığınız bu virüs bizim için çok sıradan bir virüstür. Sadece gebelerde ana rahmindeki bebekte ve kanser gibi hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde tehlikeli enfeksiyonlara neden olan bu virüse burada etraflıca değineceğiz. Her konuda olduğu gibi önce genel bilgiler ve tanımlar yapıp, sırayla yaptığı hastalıklar, tanı, tedavi ve korunma olarak devam edeceğiz.
Sitomegalovirüs hakkında genel bilgiler:
Yunanca sito: hücre, megalo: geniş, iri. Dokularda yaptığı hücre hasarında mikroskopik olarak dev hücrelerin oluşumuna neden olduğu için bu virüs sito-megalo-virüs adı alır. Herpesvirüs ailesindendir. (Herpesvirüs Tip V)
Vücuda bir kere girdiğinde ömür boyu vücutta kalır. Vücuda girdikten sonra çoğu kez belirti vermeden ömür boyu sessizce bekler; nadiren ağır enfeksiyon yapar –ki o da mononükleozis gibi seyredip birkaç haftada kendiliğinden sona erer. Erişkinlerin %80-90ı bu virüsü almış ama bağışıklık geliştirmiştir. Çocukların birçoğu da bu virüs enfeksiyonunu hafif ateşli bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi geçirir.
Pekiyi neden bu kadar önemsiyoruz? Çünkü CMV 3 grup hastada şiddetli enfeksiyon yapma potansiyeline sahiptir:
* Ana rahmindeki doğmamış bebekte;
* Yenidoğan bebekte
* Kemoterapi, radyoterapi ve yüksek doz kortizona bağlı olarak bağışıklığı zayıflamış kişilerde
Sitomegalovirüs bulaşma yolları:
Kişiden kişiye bulaşma damlacık enfeksiyonuyla olurken ana rahmindeki bebeğe bulaşma, virüsü yeni alan annenin kanındaki virüsün plasenta yoluyla bebeğe bulaşması şeklinde olur.
Sitomegalovirüs belirtileri nelerdir?
CMV belirtileri virüsün alındığı yaşa göre değişir;
Doğumdan önce ana rahmindeyken hastalığı kapanlar: Hastalık bebek doğana kadar belirti vermez; ancak doğumdan sonra ciddi anomaliler ve hastalık tablosuyla seyreder. Prematüre veya düşük doğum tartılı doğum, değişik derecelerde işitme ve görme kaybı; beyin hasarına bağlı epilepsi vb nörolojik sorunlar, kalpte delikler, mikrosefali (kafa çapında küçüklük ve zeka geriliği), sarılık, karaciğer ve dalak büyümesi, kemik iliği etkilenmesine bağlı kan hücre sayılarında azalma…
Yenidoğan döneminde enfeksiyonu kapanlar: Ana rahminde değil de doğumdan hemen sonra kapmak da mümkün. Bu nasıl olur? Anne enfeksiyonu yeni almışsa bebeğe sütü ile geçebilir veya prematüre bir bebeğe yoğun bakım ünitesinde CMVli kan verilirse bebek hastalığı kapabilir. BU bebeklerde belirti ortaya çıkmayabilirse de pnömoni (zatüre), hepatit veya zaman içinde nörolojik veya gelişimsel bozukluklar belirebilir.
Daha büyük çocuklar: Bunlarda çoğu kez hastalık belirti vermez ama nadiren karaciğer dalak büyümesi, ateşli boğaz ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreden bir enfeksiyon gelişip 2-3 haftada düzelir.
Sitomegalovirüs tanısı:
Kesin tanı kanda virüse karşı vücudun savunma sistemi tarafından üretilen antikorlar veya virüs DNA’sının gösterilmesi ile konur.
Sitomegalovirüs tedavisi:
Sağlıklı kişide tedavi gerekli değildir.
Ancak bazı özel durumlarda gansiklovir adlı antiviral ilaç damar yoluyla verilir. Doğumsal enfeksiyonlar, kemoterapi alan kanser hastaları, AIDS veya doğumsal bağışıklık yetmezliği hastaları bu gruptaki hastalardır.
Ayrıca hiperkonsantre CMV antikoru içeren bazı serum şeklinde ilaçlar da özellikle kemik iliği transplantasyonu yapılacak kişilere damar yoluyla verilir. (Bkz IVIG nedir?)
Sitomegalovirüs’ten korunma ve Aşısı:
Aşısı yok. Korunma için sağlıklı çocukların yapabileceği bir şey yok anacak gebelikte ve kan nakillerinde bazı önlemler sadece doktorlar tarafından alınabilmekte.
Malta muamması (Brusellozis) ve Tedavisi
- Aralık 19th, 2009
Malta muamması (Brusellozis) nedir?
Brusellozis, Brusella adlı bir bakterinin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Bu bakteri insanlara hayvanlardan bulaşır. Keçi, koyun, inek köpek ve domuzları etkileyen çok sayıda Brusella bakterisi çeşitleri vardır. Bu hayvanlar veya hayvan ürünleri ile doğrudan veya dolaylı temas ile insanlara brusella bulaşabilmektedir. İnsandan insana bulaşma çok nadiren olabilmektedir.
Malta muamması (Brusellozis) belirtileri nelerdir?
Brusella hastalığı tesadüfen bazı kan testleri ile şüphelenilerek saptanabilen belirtisiz bir duruma da neden olabilir; ağır nörolojik bulgulara neden olan veya kalp zarını etkileyen ateşli bir hastalık da yapabilir.
Ancak genel belirtiler şunlardır:
Ateş, aşırı terleme, baş ağrısı, halsizlik, sırt ağrıları;
Eklem ağrıları, şişliği, basamama
Muayenede karaciğer ve dalak büyümesi ile lenf bezlerinde büyüme.
Malta muamması (Brusellozis) nasıl bulaşır?
Çoğu kez taze peynir tüketimi, iyi kaynatılmamış süt içilmesi ile hasta hayvanlardan insana bulaşma olur. Nadiren brusellalı köpeklerden insana da bulaşabilmektedir. (Ancak köpek brusellası insanda hastalık yapmaz)
Malta muammasına (Brusellozis) nasıl tanı konur?
Taze peynir veya çiğ süt tüketimi hikayesine ek olarak yukarıdaki belirtiler ve muayene bulguları ile Kan tahlillerinde sedimentasyon hızı artışı, CRP artışı ile bruselladan şüphelenilip Brusella aglütinasyon testi ile tanı teyit edilir. Kesin tanı için kan kültürlerinde brusella bakterisinin üretilmesi gerekir.
Malta muamması (Brusellozis) tedavisi nasıl olur?
Çeşitli antibiyotiklerin bir arada kullanılması ile 2 ile 4 haftalık tedaviler yeterli olmaktadır.
Koksaki (Coxackie) virus enfeksiyonları ve Tedavisi
- Aralık 19th, 2009
Virüs enfeksiyonları nedir
Koksakivirüsler insanların sindirim sistemlerinde yaşayıp çoğalan ve dışkı ile yayılan bir virüs ailesinin üyesidir. Çoğu kez hafif soğuk algınlığı semptomlarına neden olurken bazen de ateşli ağır hastalık belirtilerine de yol açabilmektedir.
Koksakivirüslerin neden olduğu hastalıklar ve belirtiler:
Koksakivirüslerin neden olduğu belirtiler çok geniş bir yelpazede incelenebilir. Çoğu hasta belirtisiz veya hafif belirtilerle seyreden viral üst solunum yolu enfeksiyonları ile seyrederken bazen de ani yükselen ateş, baş ve kas ağrıları, boğaz ağrıları; karın ağrısı ve kusma ile ilerleyebilir.
El – ayak – ağız hastalığı: Koksakivirüslerin neden olduğu ve yaz aylarında küçük salgınlar yapan bulaşıcı bir hastalıktır. Hafif, orta şiddette ateş ardından ağız içi, yumuşak ve sert damakta ağrılı kızarık yaralar, el ayası ve tabanlarda kızarık döküntüler ile seyreder.
Herpanjina: Ağız tavanında bademciklerde ve yumuşak damaklarda kızarık ülserler ile yüksek ateşile seyreden bir başka koksaki virüs hastalığıdır. Herpes virüsün yaptığı ağız yaraları ile karışır.
Konjonktivit: Gözün ön yüzünü örten konjonktiva denen şeffaf zarın iltihabıdır. Kızarıklık, sulantı, ağrı, göz yaşarması ve bulanık görmeye neden olur.
Koksakiler son derece bulaşıcıdır. Kişiler arası bulaşma iyi yıkanmamış elle (koksakinin bağırsaklarda yaşadığını unutmayın) ve dışkı ile bulaşık yüzeylerle olur. Ayrıca aksırık, öksürük sırasında damlacıkla da bulaşma olur. Bulaştırıcılık en fazla hastalığın ilk haftasında görülür.
Koksakivirüslerin aşısı yoktur. Kendiliğinden geçer. Tedavide sadece ağrı kesiciler kullanılır.
Mononükleozis (Öpücük Hastalığı) Tedavisi
- Aralık 17th, 2009
Öpücük Hastalığı (Mononükleozis) nedir, belirtileri nelerdir ?
Enfensiyoz Mononükleozis, Ebstein-Barr Virüsü adlı bir virüs tarafından oluşturulan bulaşıcı bir hastalıktır. Tükürük salgısı ile kolaylıkla bulaşır. (Bkz bulaşıcı hastalıklar bölümü Bakteri Nedir, Virüs nedir başlığı) Aile içi, kreş vs’de çok kolay bulaştığı için “öpücük hastalığı” adı ile de anılır.
Mononükleozis, kendi kendine iyileşen, geldiği gibi giden, bilinen bir tedavisi olmayan bir hastalıktır.
Kuluçka dönemi ortalama 1-2 haftadır. (10 ile 60 gün)
Öpücük Hastalığı (Mononükleozis) Belirtileri:
Ateş, boyunda iri ve çoğu kez ağrılı lenf bezi şişmesi, boğaz ve kas ağrısı, ileri derece halsizlik ve iştahsızlık ana belirtilerdir. Muayenede dalakta büyüme de fark edilir. (Ayrıca daha az görülen şu belirtiler de anormal sayılmamalıdır: Burun tıkanıklığı, hepatit ve sarılık, göğüs ağrısı.) İlginç bir bulgu da ateşli üst solunum yolu enfeksiyonu sanılıp ampisilin veya amoksisilin antibiyotikleri verilen çocuklarda pembe bir döküntü olmasıdır. Hastalık en fazla 4 hafta sürüp kendiliğinden geriler.
Öpücük Hastalığı (Mononükleozis) Tedavisi:
Hastalığın özel bir ilacı yoktur. Çok büyüyen lenf düğümlerinin neden olduğu bası belirtileri ileri derece burun tıkanıklığı ve nefes alma güçlüğüne neden olursa kortizon tedavisi gerekebilir. Hastalık etkeni bir virüs olduğu için antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur. Evde yatak istirahatı, kas ağrıları ve ateş için parasetamol veya ibuprofen dışında ilaç kullanılmasının yararı gösterilmemiştir. İleri derece dalak büyümesi olan büyük çocukların iyileşmeden sonra 1 ay daha spor yapmaması önerilir. Çünkü istenmeyen bir kaza ile dalakta yırtılma olasılığı devam etmektedir.
Öpücük Hastalığı (Mononükleozis) Komplikasyonlar:
Kan ile ilgili komplikasyonlar: Kan hücrelerinde tahribat sonucu beyaz ve kırmızı kan hücresi sayısında azalma,
Yüz felci, Guillan-Barré sendromu adlı bir felç çeşidi, miyokardit adlı nadir bir kalp kası iltihabı çeşidi.
Öpücük Hastalığı’ndan (Mononükleozis) Korunma:
Maalesef aşısı olmadığı için korunma aşı ile mümkün değildir.
Adenovirüsler, Tedavi ve Korunma yolları
- Aralık 17th, 2009
Adenovirüs nedir ?
Adenovirüsler, çocukluk çağında solunum yolları, göz, sindirim sistemi ve idrar yollarının zarlarını ve mukozalarını etkileyen bir virüs grubudur. Çocuklarda görülen ishal, solunum yolu enfeksiyonları ve hatta sistitlerin bir kısmından sorumludur.
Çocuklar ve bebeleri daha fazla etkileyen adenovirüsler daha çok kış ve bahar aylarında enfeksiyonlar yapmaya eğilimlidir. Ancak adenoviral faringokonjonktival ateş ve konjonktivitler ise yazın daha çok görülür.
Adenovirüslerin yaptığı hastalıklar:
Ateşli üst solunum yolu enfeksiyonları:Ateşli nezle gibi başlayan, boğaz ağrısı, kuru öksürük, lenf bezlerinde şişme vs yapan bir tabloya neden olur. Her viral üst solunum yolu enfeksiyonunda olduğu gibi bazen adenovirüslerde de orta kulak iltihabı, bronşiolit, krup ve viral pnömoni şeklinde komplikasyonlar görülebilir.
İshaller: Ateş, karın ağrısı, bulantı ve kusma ile seyreder, klinik tablo rotavirüs ishallerine çok benzer ama gaita testleri ile ayırım yapılabilir.
İdrar yolu enfeksiyonları: Ateş, karın ağrısı, idrar yaparken yanma ve idrarda kan nedeni olur.
Göz enfeksiyonları: Gözde kızarıklık, sulantı, çapaklanma batma yapar.
Faringokonjonktival ateş: Yaz aylarında kreş ve okullarda mini salgınlara neden olur. Boğazda kızarıklık, şiddetli ağrı, ateş, burun akıntısı ve gözlerde kızarıklık ile seyreden bir enfeksiyondur.
Adenovirüs Tedavisi
Adenovirüsler doktorlar tarafından bile bakterilerin yaptığı enfeksiyonlarla çok kolaylıkla karıştırılır. Virüs tanısı konana kadar bakteri enfeksiyonu gibi kabul edilip antibiyotik tedavisi başlanmaktadır. Ancak bakterilere antibiyotikler etki ederken virüslere etkisi olmamaktadır.
Nadiren hastaneye yatarak tedavi gerekebilir. Bu durumlardan biri de ishal ve kusma ile sıvı kaybıdır. Diğer solunum yolu enfeksiyonlarında, istirahat ve bol sıvı alımı ile ateş düşürücüler yeterlidir.
Özet:
Adenovirüsler son derece bulaşıcı hastalıklar olup aşı ile korunma henüz mümkün değildir. Korunma için mutlak bir yöntem yoktur. Kreş çağı çocuklar hasta olduklarında okula gönderilmemesi, el hijyenine dikkat edilmesi alınabilecek en iyi önlemlerdir.
Çocuklarda kusma, ishal ve Tedavileri
- Aralık 14th, 2009
İshal ve kusmanın başlıca sebepleri nelerdir?
Pis sular veya bu sularla bulaşan gıdaların ağız yoluyla vücuda girmesi sonucu ortaya çıkar. Vücuda giren hastalık yapıcı etkenler bozuk gıdalardaki toksinler veya pis sularda bulunan virüsler, parazitler ya da mikroplardır.
Kusma ve ishal çocuklar için tehlikeli midir?
Kusma ve ishal ile vücuttan çok su kaybı olursa vücutta kuruma ortaya çıkabilir. Sıvı kaybının bazı belirtileri, dil ve dudakta kuruma, artan susama hissi, gözlerde çökme, ağlayınca gözyaşında azalma, huzursuzluk ve idrar miktarında azalmadır. Eğer çok sıvı kaybı olursa ölüm ortaya çıkabilir.
Çocuğumda su kaybına nasıl engel olabilirim. Eğer çocukta çok sayıda kusma ve ishal ortaya çıkarsa ORS’ye (Oral Rehidratasyon Sıvısı ) ihtiyacı olacaktır. ORS kaybedilen vücut sıvılarının yerine geçmek üzere doğru oranlarda tuz, potasyum ve şeker vardır. Doktorunuza hangi ORS’ yi kullanacağınızı danışın.
Ev ilaçları kullanılabilir mi ?
ORS yerine elma suyu, ıhlamur, kola, nane-limon vs. sıvılar 2 yaşın altındaki çocuklarda pek önerilmemektedir. Bu sıvılarda tuz, şeker ve potasyum içeriği dengeli değildir. Kafein içeren meyve suları ve sodalar ise hiç kullanılmamalıdır. Çünkü kafein bağırsaklardan sıvı kaybını arttırır. Hatta bazen duru su bile kandaki tuz oranını düşürebileceği için sakıncalı olabilir.
ORS nasıl kullanılmalıdır ?
Çocuğun ishali var ama kusmuyorsa her dışkı sonrası ORS verin. ORS, damlalık, kaşık veya bardakla verilebilir. Doktorunuz, içmesi gereken minimum miktarı söyleyecektir.
Çocuğun kusması ön planda ise ORS ’yi çok az az verin, (dakikada 1 çay kaşığı kadar yavaş verilebilir!). Çocuk içtiklerini vücutta tutabiliyorsa miktarı yavaş yavaş arttırın. Kusmaya devam ediyorsa son kusmasından sonra yarım ile 1 saat kadar bekleyip 1–2 yudum veya çok küçük bebekler için birkaç damlalık dolusu ORS daha deneyin.
Kusma durduğunda yapılması gerekenler nedir ?
Kusma durunca ORS miktarını ve verme aralıklarını arttırmak mümkündür (3–4 saatte 1). Kaka normale dönene kadar ORS vermeye devam edin.
Hastalığı sırasında çocuğumu beslemeli miyim?
ORS verirken emzirmeye veya mamaya devam edilebilir. Özellikle ishal kötüleşiyorsa doktoruna danışın. Karışık gıdalarla beslenebilen çocuklar yemek ister istemez beslenmeye başlayabilir. Dondurma, meyve suyu, koka kola gibi aşırı şekerli sıvılar ve gıdalardan uzak durulmalıdır. Makarna, ekmek, pilav ve patates gibi nişastalı yiyecekler yararlıdır.
İshali durdurmak için ilaç kullanılabilir mi ?
İshaller genellikle uzun sürmediği için ilaç gerekli değildir. Eğer ishal enfeksiyon kaynaklı ise (mikrobikse) ilaçlar vücudun enfeksiyondan kurtarma çabasını bozabilir. Doktorunuza ishal için ilaç kullanıp kullanılmayacağını sorunuz.
Çocuğumu hastaneye götürmeli miyim ?
Bu çocuğunuzun sıvı kaybettiğine bağlıdır. Çocuğunuza serum takarak damardan özel bir takım sıvılar vermek gerekebilir. Bu yöntem kusma ve ishalle kaybedilen sıvıların yerine koması için en hızlı yoldur. İshali ve kusması olan çocuğunuzda, aşağıdakilerden birisi varsa doktorunuzu arayınız:
Altıncı hastalık ve Tedavisi
- Aralık 14th, 2009
Altıncı hastalık nedir, belirtileri nelerdir ?
Çocukluk çağının bir diğer viral döküntülü hastalığıdır. Roseola olarak da anılır. 5. hastalıktan belli başlı birkaç farkı: Daha küçük bebeklerde görülmesi (6 ay – 3 yaş), yüksek ateşin ön planda olması (3–4 gün boyunca 40 C’ye kadar ateş), döküntünün hafif olmasıdır. Aşısı yoktur.
Altıncı hastalık belirtileri: İlk 3- 4 gün boyunca sadece yüksek ateş ve bitkinlik yapar. Başka bulgusu yoktur. Ateş düştükten sonra gövdeden başlayıp yüz, boyun, kol ve bacaklara yayılan pembe kaşıntısız döküntü yapar. Döküntü birkaç saat ile 2 gün sürede kaybolur.
Altıncı hastalık tedavisi: Ateşli dönem sırasında ateş düşürücüler verilmelidir. Yüksek ateşe bağlı havale bile görülebilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur. (Birçok vakada ateş sırasında antibiyotik başlanır, döküntü ortaya çıkınca da alerji yaptığı düşünülerek kesilir) Öte yandan yüksek ateşle seyreden bir hastanın altıncı hastalık geçirebileceği düşünülerek tedavisiz bırakılmaması gerekir! (doktorunuza danışın).
Beşinci hastalık ve Tedavisi
- Aralık 14th, 2009
Beşinci hastalık nedir, belirtileri nelerdir ?
Çocukluk çağının viral döküntülü hastalıklarındandır. Etkeni Parvovirüs B 19’dur. Tıpta Eritema infeksiyozum adıyla anılır. Daha fazla 5 yaş üstü çocuklarda hastalık yapar. Aşısı yoktur. Çok bulaşıcı değildir ve çoğu kez de tehlikesizdir.
Beşinci hastalık belirtileri ve tanısı: Hasta ile temastan yaklaşık 5- 15 gün sonra yüzde tokatlanmış yanak görüntüsü yapan tipik döküntü ortaya çıkar. Döküntü alın ve çeneye de yayılabilir ama ağız etrafı soluk kalır. 1- 2 gün sonra kollar, bacaklar ve gövdede bu kez dantel gibi ve kaşıntılı döküntü oraya çıkar. Bu döküntü 3 hafta kadar sürdükten sonra söner. Bu süre boyunca sıcak banyo, güneş, sürtünme vs ile belirginleşebilir. Yüzdeki döküntü ortaya çıktıktan 3 – 4 gün sonra hafif ateş olabilir.
Beşinci hastalık tedavisi: Ateş düşürücüler ve kaşıntı için losyonlar dışında tedavisi yoktur. Ergenlik çağında 5. hastalık sırasında eklemlerde şişme ve ağrı olabilir. Bunun için ibuprofen (antiromatizmal özellikli ağrı kesici) gerekebilir.

Anasayfa