Genel Sağlık Kategorisi için Arşivler
- Alerjenler: Ev tozu, ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, hayvan tüyleri gibi maddeler;
- Enfeksiyonlar: sinüzit nezle, grip gibi özellikle vira üst solunum yolu enfeksiyonları;
- Kimyasallar: sigara dumanı, hava kirliliği, parfüm, cila, boya vb
- Özellikle soğuk havada yapılan efor gibi akciğeri zorlayıcı hareketler.
- Bazı sindirim sistemi hastalıkları: Gastroösefageal reflü (GÖR) vs: Mideden yemek borusu boyunca yukarı çıkan asitli gıdalar nefes borusunun üst ucunda tahrişe ve bronş daralmasına neden olabilir.
- Bazı ilaçlar: Özellikle aspirin başta olmak üzere
- Bazı gıdalar: Başta tartrazin olmak üzere tatlılarda kullanılan renk veren maddeler, gıda boyaları vs
- Banyo zemininde düşmeleri önlemek için kaymaz halı var mı?
- Küvet zemininde de düşmeleri önlemek için kayma önleyici malzeme var mı?
- Saç kurutma makinesi, perma makinesi vs. elektrikli aletler prizden çekili ve kablosu sarılı halde saklanmalıdır.
- İstenmeyen yanıkları önlemek için, şofben vs.nin sıcaklık ayarı 50ºC’nin altında olmalıdır.
- Banyo kapısı ve klozet kapağı daima kapalı tutulmalıdır.
- Bez değiştirme yatağında düşmeyi önleyecek bariyer veya emniyet kemeri var mı?
- Bez değiştirme malzemeleri, bebeğin altı değiştirilirken ulaşabileceğiniz mesafede mi?
- Bebeğin altını değiştirirken, yatak, sandalye vs. üzerinde bebeği bir an bile yalnız bırakmayınız.
- Bebeğin pudra kutusu ile oynamasına izin verilmemeli; solunum yoluna kaçan pudra ölümüne neden olabilir.
- Oyuncak, yastık, doldurulmuş hayvan vs’yi bebeğin karyolasında bırakmayınız. Yaşı büyük bebekler, bu malzemelere basarak yükselip yataktan düşebilirler.
- Bebeğiniz emeklemeye veya dikilmeye başladığı zaman asılabilen oyuncaklar, karyola süsleri vs çıkarılmalıdır. Çocukların eli-ayağı-boynu bunların iplerine dolaşıp boğulabilirler.
- Karyola içindeki yatak, karyolaya tam yerleşmeli, kenarlarda boşluk kalmamalıdır; aksi halde karyola kenarı ile yatak arasına sıkışabilirler.
- Su yatağı, içinde tanecikler olan ortopedik yastıklar vs. kullanmayınız.
- Yatak ve karyola çevresinde bebeğin ulaşabileceği mesafede naylon torba vs olmamalı
- Gece lambaları kumaş vs’ye dokunacak mesafede olmamalıdır; ısınan ampuller kumaşları yakarak yangına neden olabilir.
- Mümkünse bebeğin yatak odasına duman detektörü ( gaz alarmı vs.) konmalıdır.
- Prizler kapaklı olmalıdır.
- Oyuncak kutularının menteşeli ağır bir kapağı olmamalı, ağır bir kapak bebeğin parmaklarını sıkıştırabilir.
- Mümkünse soğuk buhar yapan bir cihaz ile hava nemlendirilmeli; yanık riskine karşı sıcak buhar makinesi kullanılmalı.
- Ani bebek ölümü riskinden dolayı bebek yatağı orta sertlikte olmalı ve bebek sırt üstü yatırılmalı.
- Evde ateşli silah bulundurulmalı; zorunluluk varsa silah ve mermiler ayrı yerlerde olmalı
- Çocukların ulaşabileceği yerlerde ilaç, deterjan vs. olmamalı,
- Bebek yatak odasına giriyorsa, perde kordonları bebeğin ulaşamayacağı mesafede kaldırılmalı;(Çocuklar perde ipleriyle oynamayı sever ama boynuna dolanıp boğulabilir)
- Bir çarpma anında, boyun omurlarında hasar oluşması riskini azaltmak için, çocuklar 1 yaş veya yaklaşık 10 kilo olana kadar yüzleri arabanın arkasına dönük olarak oturmalıdır. 1 yaşından önce 10 kilodan daha ağır olan çocuklar ise daha büyük çocuklar için olan taşıt koltuklarına ve yüzü yine arkaya bakacak şekilde oturmalıdır.
- Arkaya dönük bebek koltuğu özellikle yolcu hava yastığı olan araçların ön koltuğuna kesinlikle oturtulmamalıdır. Çarpma anında patlayan hava yastığı bebeğin ölümüne neden olabilir.
- Prematüre veya çok küçük bebekler, kemer, kolluk veya karın kayışı doğrudan bebeğin yüzüne veya boynuna değecek şekilde taşıt koltuğuna oturtulmamalıdır.
- Bebekler için arkaya dönük taşıt koltuklarında, kemer hizası, bebeğin omuzları kemerin üstünde kalacak şekilde ve sıkı olmalı, ayak klipsi çocuğun göğüs kafesinin tam ortasında (karın veya boyunda değil) tutulmalıdır.
- Taşıt koltuğu bebeğin başı öne düşecek şekilde öne kayarsa baş geride kalana kadar 45º’ye geriye yatırılmalıdır.
- 1 yaş altı arkaya dönük ve 1 yaş üstü öne dönük koltuklar çocuk koltuğa tam uyduğu sürece (kulaklar koltuk arkasının en üstünün alt hizasında ve omuzlar kemerin altında kalacak şekilde) kullanılmalıdır.
- Bebek koltuğa büyük geliyorsa yükselticiler kullanılabilir.
- Ağız yoluyla bulaşma: Pis etler veya ookist ile bulaşmış sineklerle: Oookist içeren kedi dışkısına konan sinek, oradan uçup ete veya diğer besinlere konar; bunu da iyi pişirmeden insanlar yerse bulaşma gerçekleşir…
- Plasenta yoluyla bulaşma: Hasta olan annenin kanındaki parazit, plasenta ile bebeğe geçer ve doğumsal toxoplazmoz yapar.
- Diğer yollar: Kan, kan ürünleri, balgam vs ile.
Folik Asit Eksikliği ve Belirtileri
- Haziran 15th, 2011
Özellikle gebelik döneminde de oldukça önemli olan folik asit eksikliği hamilelik sürecini etkileyen bir faktördür. Bu yazıda folik asit eksikliği belirtileri ve folik asit eksikliği tedavisi için yapılması gerekenleri bulabilirsiniz.
B grubu suda çözünen vitamin çoğu zaman folik asit ya da folat olarak adlandırılır. Oysa bu iki terim birbirinden farklıdır.Folik asit viatminin en stabil formunu belirtir ve besin maddelerinde nadiren bulunur. Folik asit vitaminin ilaçlarda ve işlenmiş besinlerde bulunan formudur. Folat ise doğal maddelerde bulunan şeklidir.
Folat ya da folik asit vücutta özellikle DNA yapımında rol alır. Bunun yanısıra bazı amino asitlerin metabolizmasında da rol aldığı bilinmektedir.
Bazı durumlarda vücutta folat eksikliği ortaya çıkabilir. Bu durumların en iyi bilineni alkolizmdir. Alkol folatın emilimini engelleyerek eksikliğe yol açar. Besinler yolu ile yetersiz alınması da bir diğer eksiklik nedenidir. Hamilelik ya da kanser gibi hücre bölünme hızının yüksek olduğu durumlarda da vücudun folata olan gereksinimi artacağından eksiklik görülebilir.
Folik Asit Eksikliği Belirtileri
Erken dönemde fazla belirti ve yakınma olmaz. En erken bulgu kan homosistein düzeylerinde saptanan artıştır. Folat eksikliğine en çabuk tepki veren hücreler en hızlı bölünen hücrelerdir. Folat düzeyi azaldığında kemik iliğinde hücre bölünmesi bozulur ve az sayıda ama dev boyutta kan hücreleri üretilir. Bu durumun sonucu bir kansızlık türü olan megaloblastik anemi adı verilen tablodur. Bu hücrelerin oksijen taşıma kapasitesi azaldığı için kansızlığın tipik yakınmaları olan halsizlik, yorgunluk, çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıkar.
Fetal büyüme ve gelişme hızlı hücre bölünmesi ile karakterize bir dönemdir.DNA ve RNA üretimindeki krıtik rolü nedeniyle bu dönemde yeterli folat alımı son derece önemlidir. Yapılan araştırmalar hamilelikte yeterli miktarda folik asit alımının bebekte merkezi sinir sitemi anomalileri görülme olasılığını anlamlı ölçüde azaltığını göstermektedir. Nöral tüp defekti adı verilen bu merkezi sinir sistemi anomalileri değişik şekillerde ve derecelerde görülebilir. En basit formu olan spina bifida da omurgada küçük bir açıklık varken en ileri form olan anensefalide bebeğin kafatası ve beyni gelişmez.
Nöral tüp defektleri döllenme sonrası 21 ve 27. günler arasında ortaya çıkmaktadır. Bu dönemde kadınların önemli bir kısmı hamile olduklarını fark etmeyebilirler. Folik asit desteği alınmadığında nöral tüp defekti görülme olasılığı 2000 doğumda 1 civarındadır. Folik asit desteği ile bu oran %50 oranında azaltılabilir. Bu etkinin ortaya çıkması için hamile kalmadan 1 ay önce folik asit kullanmaya başlanması gereklidir. Ayrıca yarık damak ve bazı kap defekteleri gibi anomalilerin de folat alımındaki azlığa bağlı olduğu ileri sürülmektedir.
Amerikan Halk Sağlığı dairesi ve diğer ilgili kuruluşlar hamile kalma potansiyeli olan her kadının mutlaka folik asit desteği alması ve folik asit ilaçları kullanmasını önermektedir. Bununla birlikte ABD’de hamile kadınların yalnızca yarısı bu öneriye uymaktadır. Bu nedenle ABD’de bazı besin maddelerinin folik asit açısından zenginleştirilmesi gündeme gelmiştir. Ülkemiz için durum çok daha kötüdür. Hamilelerin önemli bir kısmı hamile kalmadan önce danışmanlık almadığı için konudan habersizdir.
Yeterli folat düzeyinin bazı kalp ve ekstremite anomalilerini de azaltacağı ileri sürülmektedir. Ancak bu konuda yeterli kanıt yoktur. Bazı başka çalışmalarda ise yetersiz folat alımının erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve plasentanın erken ayrılmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle nöral tüp defekti gelişme riski ortadan kalktıktan sonra da folik asit kullanmaya devam edilmelidir.
Folik asit nelerde bulunur ?
Pek çok besin maddesi folik asit içerir. Bunlar: portakal, mandalina, greyfurt gibi narenciye, kavun, karpuz, fasülye, brokoli ve ıspanak gibi yeşil sebzeler, fındık ve karaciğerdir
Günümüzde marketlerde satılan bazı gıda maddeleri folik asit açısından zenginleştirilmiştir. Folik asit gereksinimi ayrıca multivitmian preparatları olan ilaçlar yolu ile de alınabilir. Bazı besin maddelerinin folik asit içeriği şöyledir.
1 bardak portakal suyu 82 mcg
1 porsiyon ıspanak 131 mcg
1 porsiyon kuşkonmaz 131 mcg
1 porsiyon mercimek 179 mcg
1 porsiyon fasülye 141 mcg
1 dilim beyaz ekmek 20 mcg
Folik asit ne kadar alınmalıdır?
12 yaşından başlayarak hem erkek hem de kadın için günlük folik asit ihtiyacı 0.4 miligramdır. Bu özellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda önemlidir. Hamile kadınların günde 400-800 mikrogram folik asit alması gereklidir. Herhangi bir toksik etkisi olmamasına rağmen günlük 1 miligramdan fazla folik asit alınması önerilmez.
Bu yazı, Dr. Alper Mumcu tarafından, folik asit eksikliği, folik asit eksikliği tedavisi, folik asit nelerde bulunur, folik asit ne kadar alınmalıdır, folik asit içeren besinler, folik asit faydaları, folik asit kullanımı, folik asit eksikliği belirtileri hakkında genel bilgi verme amacı ile yayınlanmıştır.
Fertilite – Doğurganlığı Koruma ve Artırma Yöntemleri
- Haziran 13th, 2011
“Fertiliteyi koruma ve artırmanın yöntemleri” ile ilgili genel bir yazıdır. Fertilite kelime olarak doğurganlık anlamına gelir. Bu yazıda “doğurganlığı korumanın yolları” ve “doğurganlığı artırmanın yolları” anlatılmaktadır.
Kendi kendinize alabileceğiniz bazı basit önlemler ile üreme potansiyelinizi koruyabileceğinizi hatta arttırabileceğinizi aklınızdan çıkartmayın. Halen çocuk sahibi olmayı düşünmeseniz bile üreme yeteneğinizi olumsuz etkileyebilecek faktörleri bilmeli ve bunlara karşı önlem almalısınız.
Doğurganlığı artırmak için vücut ağrılığı diet ve egzersiz
Bu önlemlerin en başında gelenlerden birisi vücut ağırlığı, diet ve egzersiz arasındaki dengenin sağlanmasıdır. Uygun diet ve egzersiz optimal üreme fonksiyonu için son derece önemlidir.
Belirgin derecede düşük kilolu ya da aşırı şişman kadınlar gebe kalmada güçlükler yaşayabilirler. Kadınlık hormonu olan östrojenin büyük kısmı yumurtalıklarda üretilir. Ancak yağ dokusu da küçümsenemeyecek bir östrojen kaynağıdır. Vücudunuzda bulunan östrojenin %30 ‘u yağ hücrelerinizde sentezlenir.
Döllenme olayı hassas hormonal dengelerin rol aldığı karmaşık bir olaydır. Bu olayın başarı ile sonuçlanabilmesi için stabil bir hormonal durum gereklidir. Bu nedenle az ya da fazla kiloların infertiliteye neden olabilmesi şaşırtıcı bir durum değildir.
Normalin %10-15 altında ya da üstünde olan vücut ağırlığı üreme sistemini kökten etkileyebilir. Bunun en güzel örneği beslenme bozukluğu olan aşırı zayıf kişilerde adet kanamalarının düzensiz oluşudur. Bu düzensiz kanamalar genelde anovülasyon yani yumurtlamanın olmaması ile birarada seyreder. Maraton koşucuları, yüzücüler gibi ağır sporlar ile uğraşan kadınların pekçoğunda adet düzenzilikleri ve dolayısı ile infertilite sorunu mevcuttur.
Doğurganlığı artırmak için sigarayı bırakın
Genel sağlık sorunlarının yanısıra sigara üreme sağlığı ve dinamikleri açısındna da son derece zararlı bir alışkanlıktır. Özellikle erkeklerde sperm sayılarında anlamlı düşüklüğe neden olabilir. Benzer şekilde kadında yumurta kalitesini de bozabilir. Yapılan araştırmalar sigara kullanan kadınların hamile kalmaları için geçen süre sigara kullanmayanlara göre belirgin derecede uzamaktadır.
Doğurganlığı artırmak için alkolden uzak durun
Sigara gibi alkol de hem k adın hem erkekde üreme potansiyelini olumsuz etkileyen bir faktördür.Özellikle erkekte sperm sayısını azaltabilir.
Doğurganlığı artırmak için kullandığınız ilaçları gözden geçirin?
Değişik hastalıklar için kullanılan ilaçlar da fertiliteyi etkileyebilir. Özellikle ülser ve tansiyon ilaçlarının sperm sayıları üzerine etkili olduğu bilinmektedir. Eğer bu tür bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuzla bu konuyu mutlaka görüşmelisiniz. Öte yandan özellikle eczanelerde reçetesiz satılan bazı ilaçlar da erken d önemdeki bir hamileliği olumsuz şekilde etkileyebilir. Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız ve bu nedenle korunmayı bıraktıysanız herhangibir ilacı kullanırken çok dikatli olmalısınız. Böyle bir durumda ilaç kullanmanız gerektiğinde jinekoloğunuzun fikrini almaktan asla çekinmeyin.
Doğurganlığı artırmak için uyuşturucudan uzak durun
Uyuşturucu tanımı altına pekçok faktör sokulabilir. Yurdumuzda çok yaygın olmasa da özellikle gelişmiş ülkelerde madde ve uyuşturucu bağımlılığı oldukça önemli bir sorundur.Marijuana gibi uyuşturucular ya da sporcuların kullandığı doping ilaçları sperm sayı ve hareketliliğini azaltabilir.
İllegalite tanımı altına sokulabilecek bir başka faktör de evli kişlerin birden fazla kişi ile cinsel ilişkide bulunmalarıdır. Üreme potansiyelini olumusuz etkileyen en önemli faktörlerden birisi cinsel yolla bulaşan hastalıklarıdır. Erkekler genelde bu hastalıkar için taşıyıcı görevi görürler. İyi tanımadığı bilmediği bir kadın ile ilişkiye giren bir erkek enfeksiyonu eşine taşıyabilir. Kadında ciddi pelvik enfeksiyn gelişmesi durumunda karın içinde yapışıklıklar ve tüplerde tıkanıklık sonucu infertilite gelişebilir. Evli kişilerde sadakat fertiliteyi korumada ön sıralarda yer alan önemli bir faktördür.
Bekar kişiler ise ister kadın olsun isterse erkek mutlaka cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem almalıdır. Bazıları ölümcül olabilen bu hastalıklardan korunmanın en etkili yolu prezervatiftir.
Doğurganlığı artırmak için kafein alımınızı azaltın
Çay, kahve, kolalı içecekler,çukulata gibi maddelerin içinde bulunan kafeinin aşırı miktarlarda alınması gebelik şansını azaltmaktadır.
Doğurganlığı artırmak için ilişki sıklığını ayarlayın
Cinsel ilişki sıklığı üreme yeteneğini direk etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. İlişki ne kadar sık olursa gebelik şansı o derece yüksek olur. Burada kastedilen hergün girilen ilişki değildir. Bu sperm sayı ve kalitesini azaltır. İdeal olan ovülasyona yakın günlerde gün aşırı ilişkiye girmektir. Günümüzde hem erkeğin hem de kadının çalışma hayatı içinde olması, mesleki stresler ve kaygılar nedeni ile cinsel güdülerde ve istekte azalma çoğu çiftin ortak yakınmasıdır. Bu nedenlerle ilişki daha ziyade hafta sonları olmaktadır. Doğal olarak bu çiftlerin gebelik elde etmesi gecikecek ve büyük olasılıkla çift infertilite nedeni ile hekime başvurmak zorunda kalacaktır.
Doğurganlığı artırmak için ilişkinin zamanlamasına dikkat edin
İlişkinin sıklığı yanısıra zamanlaması da son derece önemlidir. İnsan dışında hemen hemen bütün canlılar yumurtlama dönemini bilirler. Östrus ya da kızgınlık dönemi olarak adlandırılan bu devrede cinsel istekleri artar ve çiftleşirler. Hatta kedilerin bu özelliği pekçok espiriye de konu olmaktadır. Oysa insanlarda durum farklıdır. Kadında belirgin bir kızgınlık dönemi yoktur ve pekçok kadın yumurtlama dönemini fark edemez. Çeşitli yöntemler ile kadının adet düzeni saptanır ve ovülasyon dönemi tespit edilebilir. Fertil dönem denilen gebe kalma olasılığının yüksek olduğu dönemde bu nedenle gün aşırı ilişki önerilir.
Doğurganlığı artırmak için pozisyon ve teknik
Cinsel ilişki ve fertilite arasındaki bağ ile ilgili son nokta uygun şekilde ilişkide bulunmaktır. Doğada çok değişik hayvan türleri vardır ve bunların herbiri soyunu devam ettirmek için farklı mekanizmalar geliştirmiştir. Örneğin domuzlar sperm açısından çok cimridirer. Erkeğin penisi spiral şeklindedir ve dişinin vajinasına adeta vidalanır. Bu sayede tek bir sperm bile boşa gitmez.
İnsanlarda bu tarz mekanizmalar mevcut değildir. Gerçekte bu tür tekniklere gerek de yoktur.
İlişki sonrası semenin vajina dışına kaçması son derece normaldir. Pekçok kadın bunu gebelik şansı açısından olumsuz bir faktör olarak yorumlar. Yine bu olayı fark ettiklerinde doğru şekilde ilişkide bulunamadıklarını ya da vücutlarının spermi kabul etmediğini düşünürler.Ancak bu doğru değildir. Semenin dışarı gelmesi ilişkinin uygun şekilde yapıldığının göstergesidir. Meninin vajina içine boşaldığını gösterir. Gerçekte siz sadece dışarı akanı görürsünüz içeride kalan ve tüplere doğru yolculuğa başlayanları göremezsiniz.
Çocuk isteyen çiftlerde genelde önerilen erkeğin üstte olduğu pozisyonlardır. İlişki sonrası kadının en az 5 dakika sırt üstü yatması ve vajinal duştan kaçınması da diğer öneriler arasındadır. İlişki esnasında kayganlığı sağlamak amacı ile kullanılan yapay maddeler spermler üzerinde ölümcül etki yaratabileceğinden önerilmemektedir. Çok gerek duyuluyor ise petrol bazlı olanlar yerine sıvı parafin ya da su bazlı kayganlaştırıcılar tercih edilmelidir.
Doğurganlığı artırmak için kariyer ve üremenin dengelenmesi
İnfertiltenin geçmişe göre daha sık görülmesinin nedenlerinden biriside kadınların çalışma hayatı içinde daha fazla yer almalarıdır. Çoğu kadın çocuk sahibi olmak için işinde yükselmeyi beklemekde bu nedenle de yaşı ilerlemektedir. Yine pekçok işveren -ki buna çok büyük holdingler de dahildir- işe alacakları bayan personele belirli bir süre gebe kalmama kısıtlaması getirmektedir.
Zaman geçtikçe kadının üreme potansiyeli azalmakta ve dolayısı ile infertilite daha sık karşımıza çıkmaktadır. Aslına bakılırsa bebek sahibi olmak için en uygun zaman diye birşey sözkonusu değildir. Kadının üreme potansiyeli 20-30 yaş arasında zirvededir. 30 yaştan sonra azalan bu potansiyel 35 yaşından sonra keskin ve hızlı bir düşüş gösterir.
Bebek sahibi olmak için en uygun zaman oldukça kişisel bir karardır. Ancak çeşitli nedenler ile çocuk sahibi olmayı geciktiren ya da geciktirmeyi düşünen çiftlerin karşısında başka bir problem daha vardır: Sosyal baskılar.
Hemen her toplumda özellikle aile büyükleri biran önce torun sahibi olmak için baskı kurma eğilimindedirler. Medyada yer alan ve çiftlerin biran önce bebek sahibi olmasını öneren yazılar da benzer şekilde baskı unsurudur. Tüm bu faktörlerin etkisi ile yeni evli ya da uzun süre etkili yöntemlerle korunmuş çiftler daha infertilite sınıfına girmedikleri halde sırf kadın 30 yaşına geldi diye doktor doktor dolaşabilmektedirler.
Üreme potansiyeli azalıyor mu?
Bu soru hem konu ile ilgilenen hekimlerin hem de olayla direk ilgili olan çiftlerin cevabını aradığı sorulardan biridir. Cevap kesin değildir ancak muhtelemelen önerme doğrudur. Kadının evlenme yaşının artması, cinsel özgürlük ile birlikte cinsel yolla bulaşan hastalık oranlarındaki yükselme, nedeni bilinmemekle birlikte erkekde sperm sayısındaki global azalma bu durumun nedeni olabilir.
Sperm sayılarındaki azalma ilginç bir global gözlemdir. Gerçekten de son 15-20 yılda tüm dünyada yaygın olarak sperm sayılarında bir azalma eğilimi dikkati çeklmektedir. Bu durumun çevresel kirlenmeden mi yoksa modern yaşamın yüklediği stresden mi kaynaklandığı belli değildir.
Sevindirici olan ise üreme potansiyeli üzerindeki bunca olumsuzluğa karşın, yardımla üreme tekniklerindeki gelişmeler ve buna bağlı olarak artan başarı oranlarıdır. Yine modern insanın infertiliteyi tabu olmaktan çıkarması ve tedavi alternatiflerini bilinçli bir şekilde değerlendirmesi de kayda değer bir ilerlemedir.
Bu yazı, doğurganlığı artırmanın yolları, doğurganlığı korumanın yolları, fertiliteyi artırmanın yolları, fertilite nedir, fertilite ne demektir, doğurganlığı artırmak hakkında genel bilgi amacı ile Dr. Alper Mumcu tarafından hazırlanmıştır.
Anal Stenoz – Makat Darlığı Nedir ve Tedavisi
- Nisan 25th, 2011
Anal darlık, makat darlığı olarak da bilinen anal stenoz hastalığı bebeklerin bazı dönemlerde yaşayabildiği ve oldukça zor günler geçirmelerine neden olan bir rahatsızlıktır. Bu yazıda makat darlığı, anal darlık, anal stenoz hakkında bilmeniz gerekenleri, nedenleri, belirtileri ve tedavisi hakkında gerekli bilgileri bulabileceksiniz.
Makat darlığı ile ilgili olarak Uzm Dr Erdem UZUNOĞLU bilgilerini şöyle aktarıyor;
Kızım Duru ilk günlerden itibaren çok gazlıydı. Normalde koliğin başlaması yaklaşık 3. haftada olmalıydı ancak Duru ilk haftadan itibaren deliriyordu. Bir sabaha karşı (sanırım 8 veya 9 günlüktü) çığlığı ile uyandık. Çocuk doktoru olarak nice gazlı bebeği takip etmiş biri olmama rağmen ben bile korktum. Bir baktık ki karnı davul gibi ve delicesine çığlıklar atıyor. Hemen elime bir tıbbi eldiven geçirip anal muayene yaptım. Parmağım zor girdiği gibi elimi çektiğim anda kakası gazla beraber 1 metreye fışkırdı. Dakikalar içinde de rahatladı: Kızımızda anal darlık vardı…
Anal Stenoz – Makat Darlığı Hakkında Belirtileri
Sindirim sisteminin son kısmı anüstür. Anüs aslında halka şeklinde bir kas grubudur. Anüsün hemen içerisindeki düz bağırsakta biriken dışkının basıncı belli bir dereceye ulaşınca düz bağırsak kasılır, anüs gevşer ve dışkılama cereyan eder. İşte basitçe anal darlığı özetlemek istersek anüsün gevşeyememesidir. Bunun nedeni ise anüs kapatıcı kasların en içte bulunan sfinkter denen halkasının sert ve sıkı olmasıdır. İç basınç çok yüksek değerlere çıkınca az miktarda gazla beraber dışkı atılır ama basıncın düşmesiyle beraber anüs hemen sıkışır. Bebek, kakasının tamamını yapamadığı ve gazını da tam olarak çıkaramadığı için rahatlayamaz. Burada bebeğin sık sık ama az az kaka yaptığını, gazının beklenenden şiddetli olduğunu, kakanın fışkırır gibi çıktığını görüyoruz. Birçok aileyi ve hatta hekimi yanıltan, bebeğin uzun süre kaka yapmıyor olmamasıdır. Bebek bu yaşta sadece anne sütü veya mama aldığı için kaka kıvamı cıvık olduğundan kakayı güç bela da olsa sık sık yapar, bu da doktora ve aileye “kabızlık değil” dedirten bir faktördür.
Kesin tanı için anüs parmakla muayene edilmelidir. Hastalık, anal halkanın doktorun parmağını sıkma derecesine göre hafif, orta veya ağır olarak ayrılır. Burada kafa karıştırabilecek birkaç noktayı vurgulamak gerektiğini düşünüyorum: İlk olarak doktorun bu konuda bilgili ve tecrübeli olması önemli. Hiç anal muayene yapmamış, bu konuyu tam bilmeyen bir hekim, doğal olarak yanılabilir. Ayrıca hekimin elinin iriliği de önemlidir. Son olarak anal darlığın olup olmadığı, varsa derecesi de parmak ucunun hissedilmesine bağlı olduğu için bazılarına göre subjektif olarak kabul edilmektedir.
Anal Stenoz – Makat Darlığı Tedavisi
Hafif darlık vakalarında tedavi gerekmeyebilir. Zamanla sıkıntının devam edip etmediği yakından gözlenip gerekirse 2 hafta sonra anal muayenenin tekrarı gerekir.Orta ve ağır derecede darlıkların tedavisinde ise anal kanalı genişletecek ve anal sfinkteri gevşetecek dilatasyon işlemi gerekir. Dilatasyonun nasıl yapılacağını burada açıklamayı doğru bulmuyorum; maalesef bilinçsiz bazı ailelerin internetle tanı koyup kendi kendilerine tedavi yaptıklarına tanık oldum. Bundan dolayı emin olamıyorsanız mutlaka bir çocuk cerrahına danışın.
Kaynak: Uzm Dr Erdem UZUNOĞLU
Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, anal stenoz nedir, anal stenoz belirtileri, anal stenoz tedavisi, makat darlığı nedir, makat darlığı belirtileri, makat darlığı tedavisi, anal darlık nedir, anal darlık belirtileri, anal darlık tedavisi hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.
Astımı Tetikleyen Faktörler
- Şubat 10th, 2011
Astım alerjik de olsa alerjiye neden olmayan başka bazı uyarıcılar (sigara dumanı, egzoz gazı, oda parfümü, deodorant vs) öksürük ve hırıltıya neden olabilmektedir
Astımda hava yollarının duyarlılaştığı belli başlı uyarıcılar:
Kaynak: Uzman Doktor Erdem UZUNOĞLU
Bu yazı, Bebekvegebelik.com sitesi için, astımı tetikleyen faktörler, astımı tetikleyen yiyecekler, astımı tetikleyen ilaçlar, alerjiyi tetikleyen faktörler, alerjiyi tetikleyen ilaçlar, alerjiyi tetikleyen yiyecekler hakkında genel bilgi vermek amacı ile yayınlanmıştır. İzinsiz kopyalanması ve kaynak göstermeden başka site ve medya araçlarında kullanılması yasaktır.
Obeziteye Karşı Bebeklikte Alınması Gereken Önlemler
- Mayıs 27th, 2010
Çocukluk çağında sağlıklı beslenme, çocuğun erişkin yaşta genetik potansiyeline uygun bir vücut yapısına erişebilmesi ve sağlıklı bir erişkin olabilmesi için de gereklidir. Yaşamın ilk iki yılı, büyümenin ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemdir ve bu dönemdeki sağlıklı beslenmenin tüm yaşam üzerine etkisi vardır.
Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Dicle İnanç, bebeklerin beslenme düzeninde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Obezite, Kanser ve Damar Sertliğine Karşı Anne Sütü
Dünya Sağlık Örgütü [DSÖ], anne sütü ile beslenmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesini önermektedir. İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın görülme sıklığı azalmakta, beyin gelişimi daha iyi olmaktadır.Yine anne sütü ile beslenen çocuklarda ileri yaşlarda allerji, obezite, tip 1 diyabet, kanser, ateroskleroz [damar sertliği] gibi hastalıklara daha az rastlanmaktadır.
Beden Kitle Endeksi 95’in Üzerindeyse, Obez
Obezite [şişmanlık] enerji alımının, enerji harcamasını aştığı durumlarda ortaya çıkan aşırı ve orantısız yağ depolanmasıdır. Obez çocukların büyük bir bölümünde altta yatan önemli bir neden bulunmaz, bunlar “basit veya eksojen obezite” olarak adlandırılır. Hormonal, genetik veya diğer nedenlerden dolayı ortaya çıkan obeziteye ise “sekonder ikincil obezite veya endojen obezite” denir. Yaşla değişebilmekle birlikte normal kişilerde vücut ağırlığının 1\4 -1\ 6 arasında değişen bir oranı yağ dokusudur. Yağ dokusu ilk 2 yaşta fazladır, bu dönemden sonra giderek azalır ve 7-8 yaşlarından sonra tekrar artmaya başlar ve çocuk ergenlik dönemine girmeye hazır hale gelir. Çocuklarda obezitenin değerlendirilmesinde boya göre ağırlık ve vücut yağ kitlesini yansıtan ölçümler kullanılır. Buna göre tanımlama yapılacak olursa obezite; çocuğun ağırlığının boyuna uyan ideal ağırlıktan %20 fazla olmasıdır. Vücuttaki yağ kitlesini direkt olarak ölçen yöntemler zor ve pahalı olduğundan, sonuçları direkt yöntemlere paralellik gösteren “beden kitle indeksi” (BKİ) kullanılır. Bu indeks vücut ağırlığının boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile elde edilir (ağırlık/boy2). Çocuklar için yaşa ve cinse göre geliştirilmiş BKİ persentil eğrileri vardır. Bu eğrilere göre değerlendirildiğinde BKİ›95 olan çocuklar obez olarak kabul edilirler.
Obezite, Yaşam Süresini Kısaltan Etkenlerdendir.
Şişmanlık ile hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet gibi birçok hastalık arasında her yaş grubunda sıkı bir ilişki olduğu, şişman kişilerde yaşam süresinin kısaldığı, ayrıca erişkin şişmanların büyük çoğunluğunda bu durumun başlangıcının çocukluk yaşlarına uzandığı iyi bilinmektedir. Bu nedenle çocukluk yaşlarındaki şişmanlık günümüzde önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Toplum sağlığının geleceği yönünden büyük risk taşıyan bu durum nedeniyle rutin sağlık kontrollerinde çocukların vücut ağırlığı ve ağırlıktaki artış çocuk doktorları tarafından dikkatle izlenmeli ve gerekli önlemler alınmalı, aileler bu konuda mutlaka uyarılmalıdır.
Obezitede Rolü Olan Faktörler
1-Genetik Faktörler; bazı çocuklar ailesel olarak obeziteye daha yatkındır.
2-Çevresel Faktörler: aktivite azlığı, ailenin gelir durumu, hareket azlığı, TV seyretme
3-Beslenme Bozukluğu, fazla kalori alınması
4-Psikolojik Faktörler; aile içi ve arkadaş çevresindeki olumsuzluklar
Anne Babanın Kilosu da Önemli
Obezite tanısında çocuğun boya göre tartısı kadar vücut yağı oranı, çocuğun boyu ve anne-babasının tartısı da önemlidir.
Obez Çocuklar Ergenliğe Daha Erken Giriyor
Obez çocuklar genellikle ergenliğe daha erken girerler, yaşıtlarına göre uzun boylu olsalar bile, epifiz kıkırdakları daha erken kapanarak biraz daha kısa boylu olabilirler. Özellikle obez kızlarda insülin direnci gelişerek yumurtalık kistleri gelişebilir ve ileride adet düzensizlikleri ve aşırı tüylenme görülebilir. Karaciğerde yağlanma ve safra taşı oluşumu daha sıkdır. Obez çocuklarda boyun ve göğüs bölgesindeki aşırı yağ birikimi solunum yollarına baskı yapar ve uykuda soluk alıp verme bozulabilir, obstruktif uyku apne sendromu gelişir ve uykusuz kalan çocukların okul başarısı düşer.
Yaşa Uygun Diyet ve Aktivite Programı
Tedavide yaşa uygun kalorili ve diyetisyen kontrolünde bir diyet ve aktivitenin arttırılması esastır. Bu dönemde ayrıca büyüme ve gelişmelerinin düzenli olarak izlenmesi de önemlidir. Aktivite arttırılması için öncelikle televizyon ve bilgisayar başında geçirilen saatlerin azaltılması gereklidir. Bu sürenin günde toplam 1,5 – 2 saati geçmemesi uygundur. Çocukların doğal aktivitelerini yapabilecekleri ortamların hazırlanması çok önemlidir. Obezite nedeniyle kendisiyle ya da çevresiyle sorun yaşayan obez çocuğun yemek ve aktivite alışkanlıklarında önemli değişiklikler yapması kolay olmayabilir. Bunun için aile ve yakın çevre desteğine ihtiyaç vardır.
OBEZİTEYİ ÖNLEMEYE YÖNELİK YAŞAM TARZI ÖNERİLERİ
• Yaşamın ilk 6 ayında bebekler yalnız anne sütü ile beslenmeli
• Bebek doyduktan sonra mamayı bitirmek için zorlanmamalı
• Çocukluk çağında yüksek kalorili gıdalardan kaçınılmalı
• Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran, süt tercih edilmeli
• Çocuklara sebze yemekleri, baklagiller ve salata yeme alışkanlığı kazandırılmalı
• Düzenli öğünler halinde yemek yeme alışkanlığı edinilmeli (3 ana 3 ara), öğün atlanmamalı (özellikle kahvaltı)
• Yemekler yavaş ve iyice çiğnenerek yenmeli, gelişigüzel atıştırmalardan kaçınılmalı
• Bol su içilmeli
• Hazır besinlerden uzak durulmalı
• Çocukların okul kantinlerinden beslenmesi önlenmeli, mümkünse kantinlerde satılanlar denetlenmeli
• Asansör yerine merdiven kullanılmalı
• Yakın mesafelere yürüyerek gitmeli
• Televizyon ve bilgisayar başında geçirilen süre kısıtlanmalı
• Her fırsatta ve hafta sonları spor yapmalı
• Beden eğitimi dersleri özendirilmeli ve artırılmalı
• Çocuklar erken yaşlardan itibaren anne ve babalarının beslenme tarzını taklit ettiğinden, ebeveynler olarak iyi örnek olunmalı
Kazalara karşı genel tedbirler – Banyo güvenliği
- Ocak 22nd, 2010
Çocuğunuz veya bebeğiniz için banyonuzun daha güvenli hale gelmesi için aşağıdaki sayılan maddelere dikkat etmeniz gerekmektedir..
Kazalara karşı genel tedbirler – Bebek odası
- Ocak 22nd, 2010
Bebekler doğar doğmaz kol bacak hareketleri, itip kakma hareketleri ile ayaklarının altındakileri ve kendilerini iteleyerek yer değiştirirler. Bu hareketlerle yer değiştiren bebek düşebilir.
Bebekler, Çocuklar ve Taşıt güvenliği
- Ocak 21st, 2010
Taşıt kazaları çocuklarımızın sağlığı ve hayatı için önemli tehdit oluşturmaktadır. Emniyet koltukları kullanılarak taşıt kazalarında birçok yaralanma ve ölüm engellenebilir. Emniyet koltuğundaki bir çocuk güvende olmasının yanı sıra rahat da edecektir, böylelikle araç kullanırken dikkatiniz dağılmaz. Küçük çocuğunuz için arabadaki en güvenli yer arka koltukta yüzü arkaya dönük olan emniyet koltuğudur.
Bebeğinizin taşıt koltuğunun yerine tam oturduğundan emin olunuz. Koltuk ile birlikte çıkan kullanma kılavuzunu dikkatle okuyup uygulayınız. Bebeğinizi arabaya her bindirişinizde koltuğu kullanmayı alışkanlık edininiz.
Bebeğinizi yolcu hava yastığı olan araçların ön koltuğuna kesinlikle oturtmayınız.
Toxoplazma nedir ? Tedavisi nasıl yapılır ?
- Kasım 30th, 2009
Toxoplazma bir parazit, toxoplazmozis de onun yaptığı parazit hastalığıdır. Toxoplazmozu yapan parazit T. gondii adındadır ve hastalık çok değişik belirtilerle seyredebilir.
Toxoplazma doğada farklı hayvanlarda farklı biyolojik şekillerde bulunur. Burada ayrıntıya girmeyi gereksiz bulduğumuz için sadece kedi bağırsağında ookist formunun bulunduğunu ve dışkı ile atılıp bulaşabildiğini söylemekle yetineceğiz. Parazit işte bu ookistlerle bulaşır. Oookistler ılık ve nemli toprakta çok uzun süre canlı kalabilirler. Bulaşma da çeşitli yollarla olur:
Doğumsal Toxoplazmoz:
Bebek sağlıklı doğup sonra hastalık belirtileri gösterebilir veya hastalık belirtileri ile doğabilir. Tamamen sağlıklı görünümde doğan bebekte aylar, yıllar sonra yavaş yavaş epilepsi, hidrosefali, sağırlık, şaşılık, korioretinit(bir göz iltihabı çeşidi), ortaya çıkabilir. Bebek hastalık belirtileri ile de doğabilir. Ateş, sarılık, havale, beyinde kalsiyum çökmeleri, iki taraflı korioretinit, miyokardit (kalp kası iltihabı), solunum güçlüğü, böbrek yetmezliği, trombosit hücre sayısında azalmalar ve kanamalar ile anemi görülebilir. Ölüm oranı yüksektir.
Edinsel toxoplazmoz:
Genellikle belirtisizdir ancak belirtili klinik seyir nadir fakat her yaşta görülebilir. Lokal lenf bezi büyümesi en sık görülen klinik seyir şekildir. Ancak yaygın lnef bezi şişmeleri, kas ağrısı, döküntü, korioretinit ve pnömoni de yapabilir.
Oküler toxoplazma (Göz toxoplazması):
Hem doğumsal hem edinsel olabilir. Küçük bebeklerde ve yenidoğandaki oküler toxoplazma doğumsaldır. Büyük çocuk ve erişkindeki toxoplazma ise edinsel kabul edilmektedir. Gözün retina adı verilen damarlı tabakasında iltihap, göz içi kanamalar ve körlüğe neden olabilir.
Toxoplazma Tanısı:
En güvenli testler antikor testleridir. Sabin-Feldman boya testi ve antikor testleri ile kesin tanıya gidilebilir.
Toxoplazma Tedavi:
Primetamin ve sülfodiyazin adlı ilaçlar tek tek veya birlikte kullanılabilir. Ayrıca trimetoprim-sülfomehoxazol, spiramisin ve klindamisin de kullanılan ilaçlar arasındadır.
Toxoplazmadan Korunma Yöntemleri:
Etin iyi pişirilerek yenmesi çok önemlidir. Besin hijyenine dikkat edilmeli kedilerin ıslahı ve aşılanması sağlanmalı, böceklerle yeterince savaşılmalıdır. Gebeliğin birinci trimestrinde anne adayında aktif enfeksiyon saptanırsa tıbbi kürtaj gerekebilir (Doktorunuza danışınız)
Tenya (Şerit, Yassı Solucan) Tedavisi ve Belirtileri
- Kasım 27th, 2009
Tenyalar da insanda enfeksiyona neden olan bir parazit çeşididir. Erişkin hali 4 ile 12 metre arası boya ulaşır. Genişliği birkaç milimetre kadardır.
Tenya (Şerit, Yassı Solucan) ve Bulaşma Yolları:
Çiğ ve az pişmiş et yenmesi ile bulaşır. Tenya saginata parazitli sığır etinden, Tenya solium ise hasta domuzun etinin yenmesi ile ortaya çıkar. Larva dışkı ile atılır. Sığır gibi bir konak tarafından otlar yenirken ağız yolu ile hayvana bulaşır. Sığırın bağırsaklarından kana, oradan da kaslara gidip yerleşir, kistler oluşturur. İnsanlar parazit larvalarını, sığırın az pişmiş veya çiğ etini (çiğ köfte sevenlerin dikkatine) yiyerek alırlar. Kistler midede açılır ve ince bağırsağa ulaşıp 1-3 ayda erişkin hale gelirler.
Tenya (Şerit, Yassı Solucan) ve Klinik Bulgular:
Karın ağrıları, ishal, kilo kaybı, makatta kaşıntı vs yapar. Bazen parazit parçaları anüsten düşer ve ailede psikolojik sıkıntılara bile neden olabilir. Domuz tenyasının yumurtalarının nadiren ağız yoluyla (et ile değil) doğrudan alınması ile yumurtaların gidip yerleştiği organa özgü belirtiler de olabilmektedir! (Özellikle beyinde yerleşir!).
Tenya (Şerit, Yassı Solucan) Tanısı:
Dışkıda yumurtaların görülmesi oldukça nadirdir. Daha çok dışkıda halkalar görülür.
Tenya (Şerit, Yassı Solucan) Tedavisi:
Pirazikuantel veya niklozamid adlı ilaçlar tek doz olarak kullanılır. Ölen parazit gövdesinin atılabilmesi için müshil de verilmesi uygundur.
Bu yazı, Tenya Şerit, Yassı Solucan hakkında genel bilgi, tedavisi , tanısı ve belirtileri hakkında bilgi vermek amacı ile eklenmiştir.
Kaynak: Uzm. Dr. Erdem UZUNOĞLU

Anasayfa