Menopoz Kategorisi için Arşivler
İleri Yaşta Hamilelik ve Yumurtalık Dondurma İşlemi
- Temmuz 22nd, 2009
Günümüzde evli ve doğurganlığını erteleme isteğinde bulunan kadınların, özellikle 37 yaş ve üzerindekilerin tüp bebek tedavisi yaptırıp döllenen yumurtları (embryo) dondurarak saklama seçeneğini ciddi olarak düşünmeleri gerekmektedir. Bunun bir seçenek olmadığı evli olmayan kadınlarda veya istenmediği durumlarda ise uygulanabilecek ileri yaşta gebelik – hamilelik alternatif uygulamaları ise aşağıdaki gibidir:
1. Yumurta dondurulması: Yumurtaların dondurulabilmesi için aslında 2 yöntem mevcuttur. Bunlardan birincisi, yumurtaların tüp bebek yönteminde olduğu gibi ilaçlarla uyarılmasının hemen ardından toplanması ve döllenme işlemi gerçekleştirilmeden dondurulmasıdır. İkinci yöntem ise ilaç ile uyarılma yapılmadan olgunlaşmamış yumurtaların toplanması ve ardından hemen dondurulmasıdır. Son yıllardaki tıbbi gelişmeler ışığında yumurta dondurulması daha başarılı bit yöntem haline gelmiş ve daha sonra bu yumurtaların tüp bebek yöntemleri kullanılarak döllenmesi ile gebelik – hamilelik elde edilmeye başlanmıştır. Ancak yumurtanın bölünme ile ilgili yapılarının dondurulma ve çözülmeye karşı olan hassasiyeti bu yöntemin taze yumurtalar ile yapılan tüp bebek uygulamaları ile kıyaslandığında daha başarısız sonuçlar alınmasına neden olabilmektedir.
1. Yumurta dondurulması işleminde de bahsedilen dondurma ve çözülme işlemleri sebebiyle elde edilen başarı oranındaki düşüşe karşı, son yıllarda gelişen yumurtalık dondurma – vitrifikasyon işleminin ortaya çıkması ile hem çözülme sonrasında yumurtaların hayatiyet oranı artmış hem de bazı gruplar tarafından taze yumurtalar ile elde edilene benzer gebelik – hamilelik oranları sağlanmıştır. 35 yaşın üzerinde henüz evlenmemiş kadınların rağbet ettiği bu yöntem ile Tüp Bebek uygulamalarına benzer şekilde yumurtalıklar uyarılmakta ve daha sonra ultrason eşliğinde toplanan yumurtalar vitrifiye yöntemi kullanılarak saklanmaktadır. Yumurtası vitrifiye yöntemi ile korunmuş olan kadınların ileriki yaşlarda evlenmelerinin ardından bu yumurtalar çözülerek eşlerinin spermleri ile döllenip rahim içine transfer edilerek gebelik – hamilelik elde edilmesi mümkün kılınabilmektedir. Son gelişmeler ve teknik iyileşmeler sonrası vitrifikasyon yöntemi ile vitrifiye edilmiş yumurta başına gebelik oranları yaklaşık olarak %6-7 civarlarında 4-5 yumurta çözülmesini takip eden gebelik oranları ise %35 ler civarındadır. Bu oranlar ileri yaşta gebelik – hamilelik sağlanabilmesi için gayet iyi oranlardır.
3. Yumurtalık dokusu dondurulması: Yumurtalık dokusu dondurulması son zamanlarda tıp dünyasının gündemine gelebilmiş bir uygulamadır bu yöntem ile dünyada doğum yapan gebelik – hamilelik gerçekleşen kadın sayısı çok azdır. Cerrahi yöntemler (genellikle lapasokopi gibi) ile alınan yumurtalık dokusu veya yumurtalığın tamamı dondurulabilmektedir. Dondurmadan önce doku ince şeritler şeklinde kesilmektedir. Gerektiğinde bu doku yumurtalığın anatomik olarak bulunduğu yere (Ortotopik olarak) veya vücutta başka bir yere, örneğin ön kola (Heterotopik) olarak nakledilir. Ortotopik transplantasyon sonrası gebelikler bildirilmiş ise de dünyadaki toplam gebelik sayısı sadece 10’nun altındadır. Heterotopik transplantasyon sonrasında ise gebelik – hamilelik henüz bildirilmemiştir. Heterotopik transplantasyon sonrasında transplante edilen yumurtalıktan salgılanan bazı faktörlerin kemik iliğinde kök hücre yapımına neden olduğu ve bu kök hücrelerin daha önce fonksiyonunu kaybetmiş olan yumurtalığa giderek yeni yumurta yapımını uyardığı iddia edilmiş ise de bu henüz varsayımdan ibarettir ve gerçeklik kazanmamıştır.
(Oktay 2005)
Gebelik, Hamilelik, Doğurganlık ve Kök Hücre Tedavisi
- Temmuz 21st, 2009
Yumurtalığın en temel işlevlerinden birisi doğurganlıktır. Yumurtalıkta bulunan yumurta sayısının doğumla birlikte başlayarak giderek azaldığı kabul edilmiştir. Kadınlar belirli bir sayıda yumurta hücresi ile doğmakta ve yıllar içerisinde yumurta sayısı giderek azalmakta ve menopoz ile birlikte yumurtalıklarda yumurta hücresi bulunmamaktadır. Tüp bebek tedavilerinde tedavinin başarısını en derinden etkileyen faktör, kadının yumurtalık kapasitesidir. Bu kapasitenin azalmasına bağlı olarak yumurtalıklardan yeterli yanıt alınamıyorsa tedavide başarı şansı belirgin olarak düşer ve bu da istenmeyen bir durumdur.
Son yıllarda gerçekleştirilen bir takım araştırmalarla yumurtalık içerisinde yumurta oluşturma kapasitesine sahip kök hücrelerin varlığı dikkat çekmiştir. 2004 yılında Harvard Üniversitesinde yapılan deneysel araştırmalar ile kemoterapi sonucu yumurtaları yok olan farelerin yumurtalık dokusunda kemik iliği kaynaklı yumurta üretebilen kök hücreler saptanmıştır. Yumurtalıklar içerisinde yer alan ve sayı kısıtlılığı bulunmayan bu hücreler, belirli şartlarda kültüre edildiklerinde yumurta hücresine dönüşebilmektedir. Dolayısıyla bu hücreler kök hücre görevi üstlenerek yeni bir yumurta hücresi kaynağı oluşturmaktadır. Bu çalışmaların klinik uygulamaya geçirilebilmesi için zamana ve daha ileri araştırmalara ihtiyaç duyulmakla birlikte üreme tıbbının en önemli dogmalarından biri olan yumurta oluşumunun doğumdan önce tamamlandığı ve belli bir sayıda olup yenilenmediği görüşü sorgulanmaya başlanmıştır. Devrim niteliğinde sayılabilecek bu gelişmelerin kadınların doğurganlık ve menopoz gibi hayatlarının en önemli sayılabilecek dönemlerindeki sorunlara çare olabileceği açıkça düşünülmektedir.
Diğer bir önemli gelişme ise kök hücrelerden kadın ve erkek döl hücresi geliştirilmesi ile ilgili devam eden büyük araştırmalardır. Üremeye yönelik olmayan klonlama teknikleri ile elde edilen embryonik kök hücrelerin kültür ortamında gamet adı verilen döl hücrelerine dönüştürülmesi ile ilgili araştırmalar halen daha devam etmektedir. Yumurtalık içerisindeki kök hücrelerden yeni yumurta elde edilmesi veya klonlanmış embryonik kök hücrelerden yumurta veya sperm yapılması, gelecekte önemli teknolojik gelişmeler olarak klinik uygulamalarında yerlerini alana dek bugün uygulanmakta olan yöntemlerden faydalanılmalıdır.
Kaynak : Anne ve Bebek
İleri Yaşta Gebelik – Hamilelik ve Etkileri
- Temmuz 18th, 2009
Gebelik – Hamilelik potansiyeli üzerindeki en önemli etkenlerden birisi anne olmaya aday kişinin yaşıdır. İlk adet görülen zaman ile başlayan bu potansiyel, adetten kesilme çağı yani menopoz dönemine kadar devam etmektedir. Ancak bu süre boyunca gebelik – hamilelik elde etme potansiyelinin aynı oranda devam ettiğini söylemek maalesef mümkün olamamaktadır. Kadınlarda biyolojik yaştan daha hızlı olmak kaydıyla yumurtalıkların yaşı da hızla ilerlemektedir. Zamanımızda oldukça genç olarak kabul etmemiz gereken 30’lu yaşlardan itibaren hamile kalma – gebe kalma potansiyeli azalma göstermektedir. Özellikle 35 yaş üzerinde, tedavilerle dahi gebelik – hamilelik elde etmek giderek zorluk kazanmaktadır. İlerleyen kısırlık tedavisi yöntemleri , tüp bebek uygulamaları ile bugün birçok hastaya gebelik şansı verilebiliyorken, ileri yaşlarda gebelik – hamilelik elde etme oranları yine de gençlere göre daha düşük oranlardadır. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı ise 47 civarlarındadır. Menopozdan sonra ise artık gebelik elde etmek mümkün olmuyor. Günümüzde evlenme yaşı sosyal nedenler ya da akademik kaygılar nedeniyle giderek ileriye doğru atılmaktadır ve ileri yaşlarda gebelik – hamilelik şansı düşmektedir. Bu da ilerleyen yaşlarda gebelik – hamilelik elde etmek amacı ile kısırlık kliniklerine olan başvuruları giderek artırmaktadır.

Anasayfa